İzmir’de yerel yönetim işleyişi ve idari kadrolara yönelik başlatılan resmi soruşturma, kentte ve siyaset kulislerinde hararetli tartışmaları beraberinde getirdi. İzmir Emniyet Müdürlüğü bünyesinde idari süreçleri devam eden belediye personeli ve bürokratların durumu yakından takip edilirken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’ten gündemi sarsacak açıklamalar geldi. İlgili emniyet binası önünde bekleyen aileleri ve partilileri ziyaret eden Güç, yürütülen prosedürlerin adalet ve ciddiyet ilkeleriyle bağdaşmadığını savundu.

İfade Süreçleri Kasıtlı Olarak Uzatılıyor

Belediye çalışanlarının gözaltındaki saatleri ilerlerken henüz resmi ifadelerin alınmaya başlanmamış olmasına tepki gösteren CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, dosya üzerindeki kapalılık (gizlilik) kararını eleştirdi. Sürecin bir eziyete dönüştüğünü öne süren Güç, şu ifadeleri kullandı:

"Maalesef aradan geçen uzun süreye rağmen henüz resmi olarak ifadelerin alımına başlanmış değil. Burada insanlara ve ailelerine adeta bir yıpratma politikası uygulanıyor. Kamu görevlisi olan, yerleri yurtları belli bu arkadaşlarımızın bir an önce resmi beyanlarının alınıp adli makamlara sevk edilmesi gerekiyor. Ancak sürekli ek süreler talep edilerek bu takvim kasıtlı olarak uzatılıyor. Süreç uzatıldıkça, belirsizlik korundukça insanlar üzerinde bir yıldırma ve eziyet çektirme mekanizması işletiliyor. Devletin memuruna, bürokratına bu şekilde bir yaklaşım sergilenmesi hukuki açıdan asla doğru değildir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Lideri'ni Külliye'de Ağırladı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Lideri'ni Külliye'de Ağırladı
İçeriği Görüntüle

Sürekli Evrak İstenmesi Hazırlıksız Olunduğunun Kanıtı

Operasyon dalgasının ardından ilgili adli birimlerin belediye binasından sürekli olarak yeni belge ve dosya talep etmesini de mercek altına alan Güç, sistemin ciddiyetinin sorgulanması gerektiğini belirtti. Güç, "İki gündür belediyeden aralıksız olarak yeni evraklar talep ediliyor. Bu durum, adli sürecin aslında hiçbir ön hazırlık yapılmadan, tabiri caizse tamamen hazırlıksız bir şekilde başlatıldığını gösteriyor. Sanki önceden hiçbir inceleme yapılmamış da 'şimdi ne bulabiliriz' mantığıyla hareket ediliyor. Bu ciddiyetsiz yaklaşım vatandaşımızın adalet sistemine olan inancını kırıyor, toplumsal güveni zedeliyor. Devlet yapısı bu tarz uygulamalarla yıpratıldıkça, halkın kurumlara olan bağlılığı azalır" dedi.

Hizmetlerin Aksatılması Kimsenin Umurunda Değil

Belediyenin üst düzey tüm yönetim kadrosunun tek bir hamleyle işleyişten uzaklaştırılmasının idari bir boşluk yarattığına dikkat çeken Çağatay Güç, kentin yerel hizmetlerinin geleceğine dair endişelerini şu sözlerle aktardı: "Burası koskoca bir kamu kurumu. Kentin bütün üst düzey yöneticileri buraya getirilmiş durumda. Peki, bu belediyede işler nasıl ilerleyecek? Vatandaşa sunulan hizmetler aksayacak mı? İşçilerin hakları, maaş ödemeleri, resmi vergi borçları ne olacak? Bu idari sorunları ne yazık ki düşünen kimse yok. Geçmişte Güzelbahçe ilçemizde de benzer bir süreç işletilmişti. Dosyanın içinin tamamen boş olduğu, tek bir soyut iddiayla kamu görevlilerinin mağdur edildiği sonradan anlaşıldı. Eğer bu ülkede herhangi bir insanın soyut beyanıyla koskoca kurumlar kilitlenebiliyorsa, orada hukuka olan güven sarsılmış demektir. Biz adalete, yargıya, savcıya güvenemeyeceksek geleceğimizi bu ülkeye nasıl adayacağız?"

Halkımız İlk Seçimlerde Cevabı Verecektir

Gelişmelerin idari sınırları aşarak tamamen siyasi bir zemine kaydırılmak istendiğini iddia eden İl Başkanı Güç, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurumsal temellerine vurgu yaparak açıklamasını tamamladı: "Süreç öyle bir noktaya evrildi ki, yerel yönetimlerimize yönelik antidemokratik müdahaleler (kayyum algısı) normalleştirilmeye çalışılıyor. Biz bunu asla kabul etmiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti'nin idari altyapısı köklü ve kurumsaldır; bu yapıyı kimse bozamaz. Devlet mekanizmasındaki bu yapısal bozulmanın ve uygulanan çifte standardın faturasını, halkımız önüne gelecek ilk sandıkta mevcut hükümete net bir şekilde kesecektir."