Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, kurumsal genel kurul kararı uyarınca 31 Mayıs - 5 Haziran tarihleri arasında icra edilen "Ekolojik Yıkımla Mücadele Haftası" kapsamında stratejik bir saha buluşması gerçekleştirdi. Son dönemde yapılaşma akslarının kaydığı Sazlıdere bölgesinde bir araya gelen mühendisler, kentin su havzaları, kuzey ormanları ve kıyı ekosistemleri üzerinde biriken çevresel risk faktörlerini içeren teknik verileri kamuoyuyla paylaştı.
Mega Projelerin Orman Ve Su Alanlarına Niceliksel Etkileri
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Ömür Yaşayan tarafından okunan "İstanbul Çevre Durum Raporu" bülteninde, kentin kuzey bölgesinde hayata geçirilen makro ölçekli entegre lojistik yatırımlarının coğrafi rasyoları açıklandı:
Rapora göre, kentin ekolojik bütünlüğü içerisinde yer alan koridorlardan yalnızca Kuzey Marmara Otoyolu projesi nedeniyle 1.465,1 hektarlık ormanlık alan bitki örtüsü vasfını kaybetmiştir.
Yıllık ortalama 55 milyon metreküp içme suyu sağlama kapasitesi bulunan Sazlıdere Barajı'nın içme suyu havzası maksatlı kullanımı Cumhurbaşkanlığı kararıyla revize edilerek bölgede toplu konut imar süreçleri başlatılmıştır.
İstanbul'un içme suyu ihtiyacının yaklaşık yüzde 50'sini karşılayan Ömerli Havzası sınırlarında, 250 hektarlık tarım ve mera arazisi üzerinde 20 bin istihdam kapasiteli Tuzla Biyoteknoloji İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulması planlanmaktadır. Mühendisler, bu üretim tesislerinin yaratacağı kompleks ve toksik kirleticilerin baraj havzasına yönelik oluşturduğu risklere dikkat çekmiştir.
Gelecek Projeksiyonu: INRAIL Demiryolu Ve ÇED Süreçleri
Raporda ayrıca, kamuoyuna çevre dostu bir ulaşım projesi olarak sunulan 127 kilometrelik Kuzey Demiryolu Geçişi (INRAIL) projesinin; üst ölçekli kentsel planlarda yer almamasına rağmen yaban hayatı koridorlarını kesintiye uğratacağı ve hafriyat baskısı yaratacağı savunuldu.
Bununla birlikte, 2026 yılı içerisinde ÇED Yönetmeliği'nde yapılan yasal düzenlemelerin, çevresel denetim mekanizmalarını zayıflatarak kamu yararı güvencelerini aşındırdığı idari bir zafiyet olarak rapora yansıdı.
Afet Direnci Ve Marmara Denizi'nin Ekolojik Durumu
Olası büyük Marmara depremine yönelik altyapı hazırlıklarının teknik analizinde, İSKİ tarafından içme suyu hatlarında esnek boru bağlantı sistemlerine geçilmesi pozitif bir gelişme olarak değerlendirildi. Ancak kentin ana su arteri olan Ömerli ve Kağıthane İçme Suyu Arıtma Tesisleri'nin deprem güçlendirme uygulama projelerine henüz başlanmamış olması ve deprem sonrası oluşacak enkaz atıklarının depolanma alanlarının kamuoyuyla paylaşılmaması yapısal eksiklikler arasında gösterildi.
Marmara Denizi'ndeki kirlilik ve müsilaj tehdidine yönelik çözümün ancak havza bütünlüklü bir yönetim modeliyle mümkün olacağını belirten oda yetkilileri, şu teknik rasyoları sundu:
"Marmara Denizi sadece İstanbul kaynaklı değil; Bursa, Kocaeli, Sakarya gibi çevre illerdeki sanayi tesislerinin ve tarımsal gübre kalıntılarının nehirler vasıtasıyla taşınmasıyla da kirlenmektedir. İstanbul'a düşen birincil sorumluluk, mevcut tüm evsel atık su arıtma tesislerinin ivedilikle azot ve fosfor giderimli ileri biyolojik arıtma seviyesine ulaştırılması ve çıkış sularının optimum düzeyde geri kazanılmasıdır."
COP31 Ev Sahipliği Ve İklim Politikaları Çelişkisi
Türkiye'nin 2026 yılı Kasım ayında düzenlenecek olan COP31 İklim Zirvesi ev sahipliği adaylığına ve hazırlıklarına da değinen oda başkanı Ömür Yaşayan; uluslararası arenada dile getirilen yeşil dönüşüm ve uyum politikası söylemleri ile sahada su havzaları ve tarım arazileri üzerinde devam eden madencilik, enerji ve imar baskılarının yapısal bir çelişki oluşturduğuna dikkat çekti.
Meslek Odasının Sürdürülebilir Kent İçin Çözüm Önerileri
Oda yönetimi, İstanbul'un ekolojik direncinin artırılması ve su güvencesinin korunması adına acilen atılması gereken idari ve yasal adımları şu yasal maddelerle sıraladı:
-
Kanal İstanbul ve Yenişehir Rezerv Yapı Alanı kararları iptal edilmeli, Sazlıdere Barajı'nın içme suyu havzası niteliği yasal olarak yeniden tesis edilmelidir.
-
Ömerli Barajı havzasındaki sanayi bölgesi projeleri durdurulmalı, Ömerli Barajı Taslak Havza Koruma Planı gecikmeksizin onaylanarak yürürlüğe sokulmalıdır.
-
Olası Marmara depremine hazırlık amacıyla kentin tüm su ve atık su arıtma tesisleri altyapısal olarak güçlendirilmeli, enkaz yönetim planları çevre sağlığı esas alınarak önceden belirlenmelidir.
-
İstanbul genelindeki Kuzey Ormanları'nın tamamı yasal olarak "Muhafaza Ormanı" statüsüne alınarak koruma kalkanı oluşturulmalı, kenti kuzey aksına doğru büyütecek yapılaşma projelerinden vazgeçilmelidir.


