Ana muhalefet partisinde yaşanan kurultay süreci ve ardından adli makamların verdiği iptal kararı gündemdeki sıcaklığını korurken, Türkiye’nin en kıdemli ceza hukuku profesörlerinden biri olan, aynı zamanda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski hukuk danışmanlığı görevini yürütmüş Prof. Dr. İzzet Özgenç’ten çok konuşulacak bir çıkış geldi. Sosyal medya hesabı üzerinden kapsamlı bir hukuki mütalaa paylaşan Özgenç, kurultay sürecini geçersiz kılan "mutlak butlan" hükmünün usul ve yetki yönünden sakat olduğunu savunarak adli kurumlara kritik bir çağrıda bulundu.

Siyasi Parti Seçimlerinin Çözüm Yeri Seçim Hukukudur

Prof. Dr. İzzet Özgenç, siyasi partilerin kurumsal organlarında yapılan seçimlere dair ortaya çıkabilecek olası uyuşmazlıkların ve iddiaların hangi hukuki zemin üzerinde çözülmesi gerektiğini net bir dille aktardı. Mevcut mevzuata dikkat çeken Özgenç, usul esaslarını şu şekilde sıraladı:

"Siyasi parti idari organlarının seçimine yönelik ortaya çıkan her türlü hukuki uyuşmazlık, kural olarak genel adli yargının değil, tamamen seçim hukukunun (298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun) belirlediği kurumsal çerçevede çözüme kavuşturulur. Şayet bu seçim süreçlerinde hukuka aykırı adımlar atılmış, suç teşkil eden eylemlere başvurulmuşsa izlenecek yol kanunda açıkça belirtilmiştir."

Sahte Oy Varsa Bile Çözüm Asliye Hukuk Mahkemesi Değildir

Soruşturma dosyasına yansıyan delege iddialarına ve usulsüzlük ithamlarına da değinen ünlü hukukçu, suç olgusu kesinleşse dahi mevcut mahkemenin karar verme yetkisinin bulunmadığını iddia etti. Özgenç, teknik analizini şu çarpıcı sözlerle sürdürdü:

Somali'de Silahlı Grupların Toplanma Merkezlerine Müdahale
Somali'de Silahlı Grupların Toplanma Merkezlerine Müdahale
İçeriği Görüntüle

"Seçim süreçlerinde üyeler adına sahte irade beyanı kullanılmışsa, oy kullanan katılımcılara yönelik bir zorlama veya yönlendirme yapılmışsa, bu durum teknik olarak bir suçun işlendiği anlamına gelir. Bu gibi durumlarda yetkili birimlerce yapılacak soruşturma ve kovuşturma neticesinde resmi mahkûmiyet hükümleri kurulursa ve bu suç unsurlarının seçimin nihai sonucunu doğrudan etkileyebilecek nitelikte olduğu tescillenirse, yine seçim hukuku (298 sayılı Kanun) hükümlerine dayanılarak seçimin yenilenmesine karar verilebilir. Ancak bu durumların hiçbiri, bir asliye hukuk mahkemesinin görev ve yetki alanına giren hususlar değildir."

Kanun Yolları Bir An Önce İşletilmeli

Gündemi sarsan "mutlak butlan" kararına yönelik kurumsal eleştirisini doğrudan yetki aşımı üzerinden temellendiren Prof. Dr. İzzet Özgenç, idari yapının ve siyasi işleyişin zarar görmemesi adına hukuki sürecin hızlandırılması gerektiğini belirtti. Kararın hukuken geçersiz sayılması gerektiğine işaret eden Özgenç, "Açıkça görülmektedir ki ortada, görev alanı dışına çıkarak yetkisizce karar vermiş bir mahkeme mevcuttur. Siyasetin ve hukukun önünü açmak adına, bu kararla ilgili üst kanun yollarının (itiraz ve istinaf mekanizmalarının) bir an önce işletilmesi ve sürecin süratle neticelendirilmesi büyük önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.