Eski Milli İstihrat Teşkilatı (MİT) mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetmesine yönelik yürütülen çok yönlü soruşturma derinleşiyor. Dosya kapsamında "suç örgütüne üye olma" suçlamasıyla tutuklanan, FETÖ iltisakları nedeniyle meslekten ihraç edilen dönemin Cezaevi Cumhuriyet Savcısı Necip Doğan ile Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören’in savcılık ifadelerine ulaşıldı. İki eski savcının beyanlarındaki bariz çelişkiler dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bloomberg'de Yazdı: BM, Güvenlik Konseyi'nin Veto Hakkını Kaldırmalı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bloomberg'de Yazdı: BM, Güvenlik Konseyi'nin Veto Hakkını Kaldırmalı
İçeriği Görüntüle

Acil Durum Butonunda "1 Dakika" Çelişkisi

Kozinoğlu’nun cezaevindeki son anlarına dair hazırlanan tutanak, soruşturmanın merkezinde yer aldı. Acil durum butonuna basıldıktan sonra müdahale edilene kadar geçen sürenin 9 dakika 49 saniye olmasına rağmen, tutanağa kasıtlı olarak "1 dakika" şeklinde yazıldığı tespit edildi. Bu skandal çelişki soruşturma kapsamında her iki eski savcıya da soruldu.

İmzanın sahibi olan dönemin Cezaevi Cumhuriyet Savcısı Necip Doğan, belgedeki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etti ancak nerede imzaladığını hatırlamadığını öne sürdü. Doğan ifadesinde, "Soruşturma savcısı ben değildim. İmzaladığım belge muhtemelen başsavcıdan gelmiştir, bu sebeple sorgulamadan imzalayıp göndermişimdir" savunmasını yaptı. Ayrıca olay yerinin korunması için cezaevi müdürüne talimat verdiğini ancak bu talimatın uygulanmadığını iddia etti.

İşgören: "Bu Tutanağı İlk Defa Duyuyorum"

O dönem soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ise Doğan’ın suçlamalarını reddetti. Hatalı hazırlanan görüntü inceleme tutanağından haberdar olmadığını öne süren İşgören, "Bu tutanağı ilk defa duyuyorum" dedi. Ambulansın olay yerine 13 dakikada ulaşmasını makul bulduğunu savunan İşgören, Necip Doğan ile geçmişteki görevlendirmeler dışında bir bağı olmadığını ve 13 yıldır görüşmediklerini iddia etti.

Soruşturmada Gözler ve Tutuklamalar Sürüyor

Öte yandan, soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen şüphelilerden eski gazeteci Osman Arslan, “Siyasal veya askeri casusluk” ile “Örgüt üyeliği” suçlamalarıyla tutuklanırken; dönemin cezaevi müdürü Ömer Vatan ve vardiya amiri Kazım Beyke ise yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Kozinoğlu dosyasındaki toplam tutuklu sayısı bu tutuklamalarla 7'ye yükselmişti.