Orta Doğu sınır hatlarında askeri hareketlilik devam ederken, saha yönetimindeki kurumsal stratejiler de yeni boyutlar kazanıyor. İsrail Silahlı Kuvvetleri, Lübnan'ın güney şeridinde yer alan stratejik Sur kentine yönelik yürüttüğü tahliye uyarılarının kapsamını genişletme kararı aldı. Tel Aviv yönetimi, bölgedeki sivil yerleşim alanlarının güvenliği ve askeri koordinasyon gerekçesiyle yerel Hristiyan topluluklara yönelik doğrudan bir bildirimde bulundu. Sahadaki bu sıcak gelişmelere rağmen, iki ülke arasında diplomatik çözüm arayışları da üst düzey temaslarla sürüyor.
Hizbullah Unsurlarını Bölgelerden Uzaklaştırın Talebi
Gelişen askeri süreçlere dair resmi sosyal medya hesabı üzerinden kurumsal bir açıklama yapan İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, Sur kentindeki sivil nüfusa yönelik yeni planlamaları paylaştı. Geçtiğimiz hafta kent geneli için ilan edilen geniş kapsamlı tahliye direktiflerini anımsatan Adraee, o dönem operasyonel sınırların dışında tutulan Hristiyan bölgelerine dair şu parametreleri aktardı:
"Daha önce yayımladığımız tahliye uyarıları sivil Hristiyan nüfusun yoğunlukta olduğu yaşam alanlarını kapsamamaktaydı. Ancak elde edilen güncel saha verileri doğrultusunda, söz konusu koordinatlarda Hizbullah mensuplarının lojistik ve operasyonel faaliyetler yürüttüğü tespit edilmiştir. Bölgedeki sivil Hristiyan topluluktan, bu unsurları kendi yerleşim alanlarından çıkarmalarını ve uzaklaştırmalarını talep ediyoruz. Bu unsurların mevcudiyetini sürdürmesi halinde, sivil kayıpların önüne geçmek adına yakın gelecekte bu bölgeler için de resmi bir tahliye emri yayımlanacak ve askeri operasyonlar bu alanlara doğru genişletilecektir."
Washington Müzakerelerinde 30 Yılın En Üst Düzey Trafiği
Saha hatlarında askeri gerilim bu yönde ilerlerken, krizin bölgesel bir kırılmaya yol açmasını engellemek adına Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arabuluculuğunda tarihi diplomasi hamleleri gerçekleştiriliyor. İsrail ve Lübnan’ın Washington büyükelçileri; 14 Nisan, 23 Nisan ve 14 Mayıs tarihlerinde Beyaz Saray koordinasyonunda bir araya gelerek geniş kapsamlı barış müzakerelerinin ön hazırlık protokollerini yürüttü.
ABD Dışişleri Bakanlığının ev sahipliğinde icra edilen ilk resmi toplantı, "1993 yılından bu yana iki ülke arasında doğrudan gerçekleştirilen en üst düzey diplomatik temas" olarak kayıtlara geçti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun da bizzat iştirak ettiği bu stratejik temasların ardından küresel ölçekte yeni bir takvim açıklandı. ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan'da yaptığı kurumsal açıklamada, çok yakın bir gelecekte İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ı kalıcı barış planını netleştirmek üzere Beyaz Saray'da ağırlamayı sabırsızlıkla beklediğini ilan etti.
Beyrut Kamuoyu Sınır Diplomasisi İçin İkiye Bölündü
Lübnan iç siyasetinde komşu ülke ile doğrudan masaya oturulması ve diplomatik diyalog kanallarının işletilmesi başlığı, en çok tartışılan ve görüş ayrılığı yaşanan konuların başında geliyor. Ülkedeki kurumsal devlet mekanizmaları ile sahadaki silahlı grupların sürece yaklaşımı şu temel ayrışmayı gösteriyor:
-
Hükümet Kanadı (Uzlaşı Odaklı): Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ve Başbakan Nevvaf Selam, yürütülen bu üst düzey doğrudan müzakereleri "bölgedeki kanın durdurulması, sivil altyapının korunması ve kalıcı sınır güvenliğinin tesisi" adına mecburi ve tek rasyonel seçenek olarak nitelendiriyor.
-
Hizbullah Kanadı (Muhalif): Hizbullah yönetimi ve ona yakın siyasi çevreler ise ABD nezdinde yürütülen bu doğrudan temas süreçlerini kurumsal bir "teslimiyet" olarak değerlendirerek barış masasına ve diyalog kanallarına sert bir şekilde muhalefet ediyor.





