Kamuoyunun ve siyaset dünyasının yakından takip ettiği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ihaleleri ve harcamalarına yönelik açılan çok sanıklı davanın görülmesine Silivri’de devam ediliyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından Marmara Kapalı Cezaevi Yerleşkesi'ndeki dev duruşma salonunda yürütülen yargılamanın 43’üncü gününde, savunma sırası organizasyon ve yapım sektörü temsilcilerine geldi. Duruşma salonunda söz alan tutuklu iş insanları ve firma sahipleri, iddianamede yer alan finansal ve idari suçlamalara karşı hukuki argümanlarını mahkeme heyetine sundu.

İddia Sahibi Şahsı Kesinlikle Tanımıyorum

Duruşmanın bugünkü oturumunda, geçmiş dönemde belediyenin iştirak şirketlerine projeler üreten Baraka Yapımcılık firmasının kurucusu ve sahibi Hasan Yalaz’ın detaylı savunması alındı. Şirketinin adının hukuki dosyaya dahil edilme gerekçesini eleştiren Yalaz, iddiaların merkezindeki isimle hiçbir bağının bulunmadığını vurguladı.

ABD-İran Hattında Sürpriz Gelişme: Pazarlıklar Başladı
ABD-İran Hattında Sürpriz Gelişme: Pazarlıklar Başladı
İçeriği Görüntüle

Yalaz, mahkeme kürsüsünden yaptığı savunmada şu ifadeleri kullandı:

"Şirketimizin isminin dosyada yer almasının yegane dayanağı, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan Deniz Dörtyol isimli şahsın verdiği beyanlardır. Ben, iddianamede adı geçen bu şahsı kesinlikle tanımıyorum. Kendisiyle geçmişte ya da bugün hiçbir ticari bağımız olmadı; fatura kesmedik, hiçbir ortak toplantı gerçekleştirmedik, herhangi bir set veya çekim alanında dahi karşı karşıya gelmedik. Bu şahsın ismini ilk kez savcılık sorgum sırasında resmi evraklarda gördüm."

Beyanlar Yanıltıcı Ve Şirket Yönetimi Tamamen Bana Ait

İddianamenin ilgili bölümlerinde yer alan "şirketin fiili olarak bir başkası tarafından yönetildiği" yönündeki iddiaları kesin bir dille reddeden Hasan Yalaz, ifadelerin çelişkili olduğunu öne sürdü. Söz konusu tanığın adli süreç boyunca birden fazla kez ifade verdiğini hatırlatan Yalaz, "Bahse konu şahıs ifadelerinde 15’ten fazla firmadan ve 20’den fazla kişiden bahsederek bunlarla birebir iletişim kurduğunu iddia ediyor. Ancak bu iletişim ağının içinde ne şahsım ne de şirketim yer alıyor. Ticari unvanımızın savcılık aşamasında parantez içi bir bilgiyle dosyaya eklenmesi tamamen yanıltıcı bir durumdur. Şirketin tek yöneticisi ve imza yetkilisi benim" dedi.

Yaptığımız Tüm Projelerin Ham Görüntüleri Dijitallerde Mevcut

Firmsasının sadece belediye iştirakleri ile değil, piyasadaki birçok özel kurumla da çalıştığını ve karlı bir mali yapıya sahip olduğunu belirten Yalaz, belediyeye teslim edilen işlerin şeffaf bir denetimden geçtiğini ifade etti. İstanbul'un kültürel ve sosyal miras alanlarında yüzlerce görsel içerik ürettiklerini belirten yapımcı, savunmasını teknik verilerle destekledi:

"Biz belediye iştiraki olan Medya A.Ş. için Feshane, Gazhane, Yerebatan Sarnıcı, Bulgur Palas ve Kent Lokantaları gibi kentin sembol alanlarında belgeseller, tanıtım filmleri ve infografikler hazırladık. Bu çalışmaların tamamı, teslim edilmeden önce kurumun teknik kurulları tarafından saniye saniye incelendi ve onaylandıktan sonra hak ediş raporlarına bağlandı. Ödemelerimiz tamamen üretilen ve teslim edilen bu somut işler üzerinden yasal banka kanallarıyla yapıldı. Ofisimizden alınan adli dijital materyaller incelendiğinde, teslim ettiğimiz tüm bu projelerin ham görüntüleri, kurgu dosyaları ve çalışma verileri açıkça görülecektir. Bu veriler suçsuzluğumuzun en büyük hukuki kanıtıdır."

Mahkeme heyeti, sanık savunmalarının ve avukat beyanlarının alınmasına devam edilmek üzere duruşmaya ara verdi. Yargılama sürecinin ilerleyen günlerde de tanık dinlemeleriyle sürmesi bekleniyor.