Suriye Cumhurbaşkanı Şara'dan Çarpıcı Lübnan Çıkışı
Suriye Cumhurbaşkanı Şara'dan Çarpıcı Lübnan Çıkışı
İçeriği Görüntüle

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından Bursa sınırları içerisindeki İnegöl Devlet Avlağı özelinde alınan son karar, doğa bilimcileri ve veteriner hekimleri harekete geçirdi. Nesli tehlike altında olan ve özel çabalarla yaşatılmaya çalışılan kızıl geyikler için av kotası belirlenmesi, kamuoyunda büyük bir şaşkınlık ve tepkiyle karşılandı. Konuya ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yapan Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Melike Baysal, bu adımın doğa koruma felsefesiyle temelden çeliştiğini dile getirdi. Baysal, genel müdürlüğün asli kuruluş amaçları arasında yaban hayatını korumak, tehlike altındaki türleri çoğaltmak ve bu canlıları uygun doğal yaşam alanlarına yeniden entegre etmek gibi son derece hayati görevler bulunduğunu hatırlatarak, mevcut ihalenin bu vizyonla bağdaşmadığının altını çizdi.

Üretim İstasyonlarından Av Namlularının Ucuna Uzanan Yolculuk

Tartışmaların odağındaki en büyük çelişki ise devlet eliyle kurulan üretim istasyonlarında binbir emekle çoğaltılan geyiklerin, belli bir erişkinliğe ulaştıktan sonra av turizmi kapsamında vurulmaya izin verilmesi olarak öne çıkıyor. Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Melike Baysal, devletin bir yandan ciddi mesailer harcayarak kızıl geyik popülasyonunu artırmaya çalışırken diğer yandan bu bireyleri ticari bir meta gibi ava açmasının sürdürülebilirlik ilkeleriyle asla örtüşmediğini belirtiyor. Uzmanlar, doğal dengenin korunması adına atılan adımların, avcılık faaliyetleriyle sekteye uğratılmasının ekosistem üzerinde geri dönülmez tahribatlara yol açabileceği konusunda yetkilileri uyarıyor. Koruma statüsündeki bir türün yaşam hakkının, ihale masalarında belirlenen kotalara indirgenmesi, doğa savunucuları kadar bilim dünyasında da derin bir rahatsızlık yaratıyor.

Bilimsel Veri Ve Şeffaflık Eksikliği Kararların Meşruiyetini Sorgulatıyor

Modern yaban hayatı yönetiminin olmazsa olmaz kuralı olan bilimsel envanter çalışmaları, bu tartışmalı kararın en zayıf halkasını oluşturuyor. Melike Baysal, Bursa genelindeki kızıl geyik popülasyonunun gerçek durumunu yansıtan, kamuoyuna açık ve bağımsız bilimsel yöntemlerle hazırlanmış hiçbir kapsamlı raporun bulunmadığına dikkat çekiyor. Gelişmiş ülkelerde uygulanan yaban hayatı yönetim stratejilerine atıfta bulunan Baysal, bu ülkelerde hassas popülasyon sayımları tamamlanmadan ve ekolojik taşıma kapasiteleri hesaplanmadan asla av kotası tayin edilmediğini belirtiyor. Uluslararası alanda kabul gören önce bilimsel veri, sonra karar ilkesinin Türkiye'deki uygulamalarda göz ardı edilmesi, ihalenin ardındaki niyetlerin ve idari gerekçelerin haklı olarak sorgulanmasına zemin hazırlıyor. Yeterli ekolojik veri setleri oluşturulmadan alınan bu tür kararların, popülasyon dinamiklerini çökme noktasına getirebileceği ifade ediliyor.

Kamuoyundan Yükselen Net Çağrı: Envanter Raporları Gecikmeden Açıklansın

Sürecin karanlıkta kalan noktalarının aydınlatılması adına yetkili kurumlara son derece açık bir çağrıda bulunuluyor. Veteriner hekimler ve doğa bilimciler, son beş yıl içerisinde Bursa bölgesi özelinde gerçekleştirilmiş olan tüm kızıl geyik envanter çalışmalarının sonuçlarının, metodolojilerinin ve değerlendirme kriterlerinin ivedilikle kamuoyuyla paylaşılmasını talep ediyor. Sayım süreçlerinde hangi bilimsel tekniklerin kullanıldığının, sürdürülebilirlik eşiklerinin nasıl hesaplandığının ve av kotası tespit edilirken hangi ekolojik göstergelerin referans alındığının şeffaf bir biçimde ortaya konması isteniyor. Üretim istasyonlarında doğaya kazandırılmak üzere yetiştirilen bireylerin hangi bilimsel ya da idari gerekçeyle avcılara sunulduğunun net bir şekilde izah edilmesi, doğa koruma politikalarına duyulan güvenin yeniden tesisi için zorunlu bir adım olarak görülüyor.