Bölgesel gerilimlerin gölgesinde kan gölüne dönen Ortadoğu'da, sivillerin üzerine yağan bombaların faturası her geçen gün biraz daha ağırlaşıyor. İsrail ordusunun sınır ötesi operasyonlar kapsamında Lübnan coğrafyasına yönelik gerçekleştirdiği ve aylardır hız kesmeden devam eden askeri saldırılar, ülkenin dört bir yanında geri döndürülemez yıkımlara yol açtı. Özellikle sivil yerleşim alanlarının ve kritik altyapı tesislerinin çapraz ateş altında kalması, bölge halkını çaresiz bir hayatta kalma mücadelesinin içine sürükledi. Uluslararası toplumun tüm ateşkes çağrılarına ve diplomatik çabalarına rağmen sahadaki şiddet sarmalı kırılamazken, patlamaların ardında bıraktığı enkaz yığınları koca bir ülkenin geleceğini karartmaya devam ediyor. Dünya basınının yakından takip ettiği bu sıcak çatışma hattından gelen son resmi veriler ise insanlık dramının ulaştığı korkunç boyutu tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
Binlerce Hayat Enkaz Altında Kaldı
Lübnan Sağlık Bakanlığı yetkilileri tarafından kamuoyu ile paylaşılan güncel saha raporları, yaşanan trajedinin istatistiksel boyutunu netleştirdi. İkinci Mart tarihinden bu yana aralıksız devam eden hava ve kara harekatlarında hayatını kaybedenlerin sayısı acı bir şekilde 4 bin 106'ya ulaşmış durumda. Hayatta kalmayı başaran ancak vücutlarında ve ruhlarında savaşın derin izlerini taşıyan yaralıların sayısının ise 12 bin 153 olduğu açıklandı. Hastanelerin ve acil tıbbi müdahale merkezlerinin kapasitelerinin çok üzerinde bir yükle başa çıkmaya çalıştığı bu kriz ortamında, tıbbi malzeme ve ilaç tedarikinde yaşanan ciddi aksaklıklar, yaralıların hayata tutunma şansını da giderek azaltıyor. Bölgeye ulaşmaya çalışan uluslararası yardım kuruluşları, güvenlik zafiyetleri nedeniyle operasyonlarını tam anlamıyla yürütemezken, sivil can kayıplarının artmasından duyulan endişe her geçen saat daha da büyüyor.
Savaşın En Karanlık Yüzü Sağlık Çalışanlarını Vurdu
Savaşın en acımasız ve uluslararası hukuku en çok zorlayan yönlerinden biri de şüphesiz hayat kurtarmaya yemin etmiş sağlık personelinin açık hedef haline gelmesi oldu. Lübnan makamlarının paylaştığı detaylı rapora göre, saldırıların başladığı günden bu yana 135 sağlık çalışanı görevleri başında hayatını kaybederken, 406 sağlık personeli de yaralanarak tedavi altına alındı. Cenevre Sözleşmeleri ve uluslararası insancıl hukukun kesin çizgilerle koruma altına aldığı hastaneler, ambulanslar ve tıbbi ekiplerin böylesine ağır kayıplar vermesi, savaşın hiçbir kural tanımayan karanlık yüzünü bir kez daha ortaya koydu. Kendi canlarını hiçe sayarak enkaz altından yaralıları çıkarmaya, derme çatma sahra hastanelerinde ameliyatlar yapmaya çalışan doktorlar, hemşireler ve ilk yardım ekipleri, bir yandan imkansızlıklarla boğuşurken diğer yandan doğrudan bombaların hedefi olma korkusuyla insanüstü bir gayret sergiliyor.





