İzmir'de Sokak Hayvanları İçin Dev Proje
İzmir'de Sokak Hayvanları İçin Dev Proje
İçeriği Görüntüle

Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü kapsamında ortaya çıkan son veriler, Türkiye'nin eğitim ve çocuk hakları karnesindeki karamsar tabloyu bir kez daha tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan güncel istatistikler, ilkokuldan liseye kadar zorunlu eğitim çağında olması gereken devasa bir öğrenci kitlesinin eğitim sisteminden koptuğunu kanıtlıyor. Açık öğretim ve Mesleki Eğitim Merkezleri de tabloya dahil edildiğinde, örgün eğitimin uzağında kalan çocuk sayısının yaklaşık dört milyona ulaştığı görülüyor. Eğitim uzmanları, özellikle lise çağındaki gençler arasında okullaşma oranındaki bu keskin düşüşün, gelecekte toplumsal ve ekonomik açıdan telafisi imkansız derin yaralar açacağına dikkat çekiyor.

İş Cinayetlerinde Kaybedilen Küçücük Hayatlar

Okuldan kopan çocukların büyük bir çoğunluğu, kendilerini ağır ve tehlikeli işkollarında, güvencesiz çalışma koşullarının tam ortasında buluyor. İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi tarafından hazırlanan sarsıcı rapor, geride bıraktığımız on üç yıl içerisinde sekiz yüz altmış iki çocuk işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini belgeliyor. Kayıtlara geçen bu acı ölümlerin iki yüz doksan ikisini beş ile on dört yaş arası, beş yüz yetmişini ise on beş ile on yedi yaş arası çocuklar oluşturuyor. Tarım, inşaat, konaklama ve metal işkollarının en fazla can aldığı sektörler olarak öne çıktığı raporda; Şanlıurfa, Gaziantep, İstanbul, Adana ve Konya gibi iller çocuk işçi ölümlerinin en yoğun yaşandığı kentler olarak sıralanıyor.

Derinleşen Yoksulluk Çocukları Hedef Alıyor

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından bu yıl yayımlanan kapsamlı raporlarda on beş ile on yedi yaş grubuna ait işgücü verilerinin yer almaması, kamuoyunda şeffaflık tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Giderek ağırlaşan ekonomik kriz ortamında, yetişkin bireylerin elde ettiği ücretlerin enflasyon karşısında erimesi, aileleri temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için çocukların emeğine muhtaç bırakıyor. Dört kişilik bir ailenin mutfak masraflarını karşılamaktan uzaklaşan ve açlık sınırının dahi altında kalan asgari ücret gerçeği, hane halkının hayatta kalma stratejilerini kökten değiştiriyor. Ekonomik açmazlar, ebeveynlerin çocuklarını eğitim sisteminden çekerek doğrudan çalışma hayatına itmelerindeki en temel etken olarak gösteriliyor.

Görünmeyen Kayıt Dışı Emek Ve Gerçek Rakamlar

Çocuk işçiliği üzerine gerçekleştirdiği derinlemesine araştırmalarla tanınan araştırmacı ve yazar Özgür Hüseyin Akış, resmi istatistiklerin tablonun sadece kısıtlı bir bölümünü yansıttığını ifade ediyor. Resmi raporlarda sayıları bir milyona yaklaşan çocuk işçilere ek olarak, haftanın dört günü iş yerlerinde mesai harcayan yarım milyonun üzerindeki Mesleki Eğitim Merkezi öğrencisinin de fiilen çocuk işçi statüsünde olduğuna vurgu yapılıyor. Sokakta çalışmak zorunda kalanlar, tarlalarda ter döken mevsimlik tarım işçisi çocuklar ve hiçbir yasal kaydı bulunmayan mülteci çocuklar da hesaba katıldığında, Türkiye'deki toplam çocuk işçi sayısının iki milyonu rahatlıkla aştığı belirtiliyor. Bu vahim tablo, acil yapısal önlemler alınmadığı takdirde ülkenin geleceğini inşa edecek nesillerin çok daha ağır bedeller ödemeye devam edeceğini gösteriyor.