Ekrem İmamoğlu'ndan Mahkeme Fotoğrafı Yorumu: İçim Yandı
Ekrem İmamoğlu'ndan Mahkeme Fotoğrafı Yorumu: İçim Yandı
İçeriği Görüntüle

Son yıllarda Avrupa ülkelerinden Schengen vizesi almak Türk vatandaşları için adeta bir çileye dönüşürken, yurt dışı tatil planı yapan binlerce gezgin alternatif ve çok daha erişilebilir rotalara yönelmeye başladı. Eskiden kıtanın batısındaki popüler başkentleri tercih eden turistlerin yeni favorisi ise hem ulaşım kolaylığı hem de sunduğu eşsiz kültürel dokusuyla Rusya'nın gözbebeği St. Petersburg konumuna yükseldi. Çarlık döneminin ihtişamını sokaklarında barındıran ve Kuzeyin Venedik'i unvanını sonuna kadar hak eden bu tarihi kent, Türk ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor. Öyle ki, şehre ayak basan Türk turist sayısı geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla tam iki kat artış göstererek turizm istatistiklerinde dikkat çekici bir ivme yakaladı. Tarihi binaları, altın varaklı sarayları, labirenti andıran eşsiz kanalları ve zengin gastronomi kültürüyle öne çıkan kent, Avrupa'nın zorlayıcı vize duvarlarına karşı mükemmel bir kültürel sığınak işlevi görüyor.

Elektronik Vize Kolaylığı Ve Bütçe Dostu Tatil Seçenekleri

St. Petersburg'un bu denli popülerleşmesinin ardında yatan en büyük etkenlerin başında hiç şüphesiz vize alma sürecindeki pratik çözümler yatıyor. Yeşil pasaport sahibi olan vatandaşlarımız Rusya'ya tamamen vizesiz bir şekilde giriş yapmanın ayrıcalığını yaşarken, bordo pasaportlu gezginler de uzun ve yorucu evrak işleriyle uğraşmak zorunda kalmıyor. Sadece bir dijital fotoğraf ve pasaport bilgileriyle yapılabilen elektronik vize başvuruları, ortalama dört gün gibi oldukça kısa bir süre içinde onaylanarak seyahat severlerin yüzünü güldürüyor. Bununla birlikte kent, birçok Batı Avrupa başkentine kıyasla cebi yormayan fiyat politikalarıyla da turizm arenasında öne çıkıyor. Temiz ve düzenli şehir yapısının yanı sıra güvenli sokaklarıyla özellikle aileler için cazip bir ortam sunan St. Petersburg; konaklama, yeme içme, ulaşım ve sanatsal etkinliklerde sunduğu ekonomik seçeneklerle bütçe dostu, kaliteli bir tatil imkanı tanıyor.

Gökyüzünde St. Petersburg Hareketliliği Uçuş Sayılarını Zirveye Taşıdı

Tatilcilerin bu tarihi kente gösterdiği olağanüstü ilgi, sivil havacılık sektöründe de ciddi bir kapasite artışının fitilini ateşledi. Artan talebi eksiksiz karşılamak isteyen havayolu şirketleri, peş peşe yeni seferleri devreye alıyor. İstanbul'daki havalimanlarından kente günde ortalama on farklı tarifeli sefer düzenlenirken, başkentten de AJet firması Ankara ile St. Petersburg arasında doğrudan uçuşların startını verdi. Turizmin başkenti Antalya'dan kalkan charter uçaklarının da bu yoğun trafiğe eklenmesiyle, şehre yapılan haftalık uçuş sayısı üç yüz gibi devasa bir rakama ulaştı. Rakamlar incelendiğinde, geçtiğimiz yıl boyunca toplam 69 bin Türk turisti ağırlayan kentin, bu yıl aynı rakama sadece ilk altı aylık periyotta ulaşması yaşanan turizm patlamasını en net şekilde gözler önüne seriyor.

Beyaz Geceler Altında Dört Buçuk Saatlik Zaman Yolculuğu

İstanbul'dan havalanan bir uçağın yaklaşık dört buçuk saatlik konforlu bir uçuşun ardından teker koyduğu St. Petersburg, ziyaretçilerini adeta zamanda büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor. Özellikle haziran ve temmuz aylarında yaşanan, güneşin neredeyse hiç batmadığı o meşhur Beyaz Geceler dönemi, Türk turistlerin şehre akın ettiği en popüler zaman dilimi olarak turizm acentelerinin listelerinde başı çekiyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde haklı bir yer edinen şehir merkezi, sanat ve tarih tutkunları için devasa bir açık hava müzesi niteliği taşıyor. Paha biçilemez eserlere ev sahipliği yapan Hermitage Müzesi, kentin kalbinin attığı hareketli Nevsky Bulvarı, mimarisiyle göz kamaştıran Kanlı Kilise, Baltık Denizi kıyısındaki tarihi yapılar, Fabergé Müzesi ve eşsiz bahçeleriyle Peterhof Sarayı, rotasını buraya çevirenlerin mutlaka görmesi gereken efsanevi duraklar arasında yer alıyor.

Sanatın Edebiyatın Ve Kanalların Büyülü Başkentinde Keşif

Görsel ihtişamının yanı sıra derin bir entelektüel birikime de ev sahipliği yapan şehir, edebiyat ve klasik müzik tutkunlarına ömür boyu unutulmayacak deneyimler vadediyor. Usta yazar Dostoyevski'nin ölümsüz karakterlerine ilham veren o puslu sokaklarda yürümek, büyük şair Puşkin'in ayak izlerini takip etmek ve Çaykovski'nin ruhu okşayan bestelerini devasa salonlarda canlı dinlemek, bu kenti ziyaret edenlerin yaşayabileceği benzersiz ayrıcalıklardan sadece birkaçı. Coğrafi yapısıyla da hayranlık uyandıran St. Petersburg, doksandan fazla nehir kolu ve sekiz yüze yakın köprüsüyle suyun üzerine büyük bir ustalıkla inşa edilmiş bir rüya şehri andırıyor. Neva Nehri'nin serin sularında düzenlenen keyifli kanal turları, turistlere görkemli binaları ve tarihi köprüleri çok daha farklı, romantik bir açıdan keşfetme fırsatı sunuyor. Her bütçeye uygun butik otellerden lüks zincirlere kadar sayısız konaklama imkanı sunan şehir, dünya mutfaklarını ve geleneksel Rus lezzetlerini harmanlayan kaliteli restoranlarıyla da gastronomi tutkunlarını bekliyor.