Yaklaşık 10 yıldır Edirne F Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Barış Araştırmaları Derneği platformunda kaleme aldığı yazıyla gündeme dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Demirtaş, bölgedeki kalıcı huzur ve demokratik uzlaşı arayışlarının artık karşılıklı, somut ve gözle görülür adımlarla desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Süreç Stratejik Düzeyde Ele Alınmalı
Küresel ve bölgesel düzeyde yaşanan büyük değişim fırtınasının Türkiye'yi doğrudan etkilediğini belirten Demirtaş, Ankara'nın bu süreci yönetme kapasitesini artırdığına dikkat çekti. Yürütülen yeni siyasi adımları değerlendiren Demirtaş, şu analizi paylaştı:
-
Kürt-Türk ilişkilerinin özellikle Suriye ve Irak hattında stratejik düzeyde yeniden ele alınması gerektiğini belirten Demirtaş, daha kucaklayıcı ve hak gözeten bir yaklaşımın herkese kazandıracağını ifade etti.
-
Sürecin en tartışmalı yönünün somut kazanımların henüz netleşmemesi olduğunu savunan Demirtaş; anadili, kimlik ve Meclis çatısı altındaki uygulamalarda kapsayıcı adımların atılmasının önemini vurguladı.
Bu Adımlar Taviz Değil, Ortak Yaşamın Hakkıdır
Yazısında siyasi liderlere de seslenen Demirtaş, toplumsal uzlaşmanın kapısını aralamak için cesur ve ilkeli duruş sergilenmesi çağrısı yaptı:
"Süreç artık somut, elle tutulur, gözle görülür adımlar gerektiriyor, mecbur kılıyor. Bu adımlar da öyle taviz falan değil, hepimizin ortak yaşamı için ana sütü gibi hak ve helal olan adımlardır. Burada belirleyici olacak olan, Sayın Cumhurbaşkanı’nın bundan sonraki tutumu ve kararları olacaktır. Kayyumdan, tutukluluklardan medet umanlara prim vermeyerek yeni başlangıçlara fırsat sunabilmelidir."
Yeni Bir Siyaset Zemini Kurmanın Zamanı
Siyaset arenasındaki mevcut gerilimlerden duyduğu rahatsızlığı dile getiren Demirtaş, muhalefetten iktidara aklıbaşında tüm aktörlerin uygar bir iş birliği zeminini zorlaması gerektiğini belirtti:
"Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Bahçeli, Sayın Özel başta olmak üzere tüm siyasi liderlerin artık çok daha geniş, çok daha kapsayıcı bir iş birliği zeminini zorlaması herkesin yararına olacaktır. Önce sahayı, zemini birlikte düzeltelim; sonra yeni bir toplumsal sözleşmeden demokrasi reformuna kadar her şey çok daha rahat konuşulur."


