Türkiye'yi sarsan ve tıp dünyasında son derece ender rastlanan bir olay yargı koridorlarında tarihi bir emsal kararla sonuçlandı. Bir devlet hastanesinde henüz 24 haftalıkken dünyaya gelen ve uzman hekimlerin tüm müdahalelerine rağmen yaşam belirtisi göstermediği için yasal ölüm raporu düzenlenerek ailesine teslim edilen talihsiz bebek, eve dönüş yolunda mucizevi bir şekilde nefes almaya başladı. Ailenin büyük bir panik ve umutla başka bir hastaneye götürdüğü bebek, ne yazık ki kısa bir süre sonra hayatını kaybetti. Yaşanan bu acı verici olayın ardından başlayan ve yıllar süren zorlu hukuk mücadelesinde Yargıtay, tıp literatüründe nadir görülen Lazarus Fenomeni gerçeğine dayanarak hukukun seyrini değiştiren bir hüküm kurdu.
Acılı Aile Kucaklarındaki Bebeğin Nefes Aldığını Fark Etti
Akılalmaz olay, hamileliğinin henüz çok erken bir döneminde olan genç bir annenin erken doğum şüphesiyle acil olarak devlet hastanesine başvurmasıyla başladı. Kadın Hastalıkları ve Doğum bölümünde tedavi altına alınan anne adayı, gebeliğinin henüz 24. haftasında erken doğum yaptı. Dünyaya gözlerini çok erken açan ve hayatta kalma durumu son derece kritik olan minik bebeğe, doğumu gerçekleştiren uzman hekim tarafından uzun süre boyunca kalp ve akciğer canlandırması uygulandı. Ancak tıbbın tüm imkanları seferber edilmesine rağmen bebekte herhangi bir yaşam belirtisi tespit edilemeyince, yasal prosedürler devreye girdi. Resmi ölüm raporu düzenlenen bebeğin cansız bedeni ailesine teslim edildi. Hastaneden gözyaşları içinde ayrılan acılı anne ve baba, araçla ilerlerken kucaklarındaki bebeğin aniden nefes almaya başladığını fark edince hayatlarının en büyük şokunu yaşadı. Aile vakit kaybetmeden en yakın tam teşekküllü hastaneye koşsa da, minik bebeğin yeniden başlayan yaşam mücadelesi kısa sürdü ve hayata veda etti.
Sağlık Bakanlığı Aileye Tazminat Ödeyip Doktora Dava Açtı
Yaşadıkları büyük travmanın ardından evlatlarını toprağa veren acılı aile, olayda ağır bir hizmet kusuru olduğu gerekçesiyle Sağlık Bakanlığı aleyhine manevi tazminat davası açarak hak arayışına girdi. Mahkeme heyeti, ailenin yaşadığı psikolojik yıkımı göz önünde bulundurarak Sağlık Bakanlığı'nı tazminat ödemeye mahkum etti. Kararın kesinleşmesinin ardından aileye gerekli maddi ödemeyi yapan bakanlık, bu kez faturayı doğumu gerçekleştiren uzmana kesti. Bakanlık, gerekli sevk işlemlerinin yapılmadığı ve canlı bebeğe ölüm raporu verildiği iddiasıyla doktor hakkında rücuen tazminat davası açtı. Hakkındaki ağır suçlamaları kesin bir dille reddeden doktor ise, mesleki tüm müdahaleleri eksiksiz ve tıp kurallarına harfiyen uygun olarak yerine getirdiğini, yaşanan bu sıradışı durumun tamamen tıbbi bir öngörülemezlik olduğunu savunarak adalet talep etti.
Adli Tıp Raporu Gerçeği Ortaya Çıkardı
Davanın seyri, dosyanın Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu uzmanları tarafından detaylıca incelenmesiyle tamamen farklı bir boyuta taşındı. Heyet tarafından hazırlanan kapsamlı raporda, bebeğin 24 haftalık gibi yaşam sınırının çok altında, son derece yüksek riskli bir periyotta doğduğu özellikle vurgulandı. Raporda, hekimin uyguladığı tüm tıbbi prosedürlerin doğru olduğu belirtilirken, vakada tıp dünyasında ancak milyonda bir karşılaşılan Lazarus Fenomeni adı verilen mucizevi durumun gerçekleştiği bilimsel olarak kanıtlandı. Hastaya ölüm kararı verilmesine ve tüm canlandırma işlemlerinin sonlandırılmasına rağmen canlılık belirtilerinin dakikalar sonra kendiliğinden geri dönmesi olarak tanımlanan bu fenomen nedeniyle doktora hiçbir tıbbi veya hukuki kusur atfedilemeyeceği ifade edildi. Bu kritik raporun ardından doktor, hakkında Ceza Mahkemesi'nde açılan taksirle ölüme sebebiyet verme davasından da tamamen beraat etti.
Doktor Tamamen Kusursuz Bulundu
Ceza davasından beraat kararı çıkmasına rağmen tazminat boyutuyla süregelen hukuki süreç, üst mahkemeler arasında derin görüş ayrılıklarına sahne oldu. İlk derece mahkemesi olan Asliye Hukuk Mahkemesi hekimi haklı bularak bakanlığın davasını reddederken, Bölge Adliye Mahkemesi olaya farklı bir yorum katarak doktorun ihmali olduğuna hükmetti ve tazminat kararını onadı. Ancak hukukun son durağı olan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, dosyayı büyük bir titizlikle inceleyerek emsal teşkil edecek o tarihi karara imza attı. Adli Tıp Genel Kurulu'nun hazırladığı detaylı Lazarus Fenomeni raporunu ve kesinleşen beraat kararını dikkate alan yüksek mahkeme, Bölge Adliye Mahkemesi'nin mahkumiyet kararını kesin bir dille bozdu. Yargıtay, böylesine öngörülemez bir tıbbi sendrom karşısında hekimin herhangi bir ihmalinin bulunmadığını vurgulayarak, doktorun hukuken sorumlu tutulamayacağına oy birliğiyle karar verdi.


