Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Kemal Okuyan, sosyal medya hesabı üzerinden iç siyasete dair çarpıcı analizlerde bulundu. İktidar partisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sonrası döneme ilişkin senaryoların ve isim tartışmalarının yeniden alevlendiğini öne süren Okuyan, mevcut yönetim sisteminde ağırlığın yeniden genel başkanlık ve başbakanlık eksenine kaydırılabileceği bir modelin konuşulduğunu savundu.
Listede Yeni Ve Eski İsimler Konuşuluyor
Tartışılan mevcut kadrolara yenilerinin eklendiğini ifade eden Okuyan; Hakan Fidan, Bilal Erdoğan ve Berat Albayrak gibi isimlerin yanı sıra son dönemde Akın Gürlek'in adının da bu listelerde geçmeye başladığını ileri sürdü. Tartışmaların sadece isimlerle sınırlı kalmadığını savunan TKP lideri, iktidara yakın bazı gazetecilerin Cumhurbaşkanlığı makamının yeniden sembolik bir yapıya büründürüleceği, asıl idari ağırlığın ise parti genel başkanı ve başbakanlık makamına kaydırılacağı yeni bir modeli dillendirmeye başladıklarını yazdı. Okuyan bu durumu, "Yani yeni bir genel başkan arıyorlar" sözleriyle özetledi.
Gündemdeki Başlıklar Beklemede
İktidarın toplumu ikna edecek veya yeni bir heyecan dalgası yaratacak bir iddiadan uzak olduğunu savunan Okuyan, siyasetin sıcak başlıklarına dair şu yorumları yaptı: Yeni anayasa çalışmalarının içeriğine dair somut bir adım atılmadığını, sadece söylem düzeyinde kalındığını belirten Okuyan, yeni çözüm süreci iddialarında da net bir ilerleme olmadığını ve iktidarın beklemeyi tercih ettiğini savundu. İktidarın temel stratejisinin yerli ve yabancı sermayeyi mevcut düzenin dışındaki arayışlardan uzak tutmak olduğunu iddia eden Okuyan, ana muhalefet partisi CHP'yi yönetilemez hale getirmeye dönük adımların atıldığını ancak bu operasyonların iktidar blokunun kendi iç krizlerini de tetikleme riski taşıdığını ileri sürdü.
Türkiye'nin Önündeki Asıl Kavşak
Siyaset alanına yapılan müdahalelerin sistemin inandırıcılık sorununu derinleştirdiğini söyleyen Okuyan, Türkiye'nin gelecekte karşı karşıya kalacağı yol ayrımını şu sözlerle tarif etti:
"Türkiye'nin kavşağı seçimli bir demokrasi ile seçimsiz bir monarşi arasında olmayacak. Türkiye'nin kavşağı açgözlülüğün akılsızlaştırdığı bir sömürü düzeninde bilinmezlik ve yıkım içinde sürüklenmekle, emekçi halkın temsil ettiği yeni bir kurucu irade arasında olacak."


