2026 Küresel Aşırı Sağ Raporu Yayımlandı: Şiddetin Haritası Ve Niteliği Değişiyor
Güvenlik kaynakları tarafından paylaşılan vaka temelli güncel veri seti, Batı dünyasındaki küresel aşırı sağ tehdidinin örgütsel yapısında ve radikalleşme biçiminde tarihi bir dönüşüm yaşandığını ortaya koydu. 2026'nın ilk altı ayında 30 farklı ülkede kayda geçen 255 vakanın incelendiği raporda, aşırı sağ eylemlerinin artık münferit şiddet vakalarından ziyade propaganda, dijital mobilizasyon ve toplumsal söylemi radikalleştirme odaklı operasyonel bir boyuta evrildiği vurgulandı.
ABD Açık Ara Lider: Küresel Vakaların Büyük Çoğunluğu Dört Bölgede Yoğunlaştı
Rapor verilerine göre kayda geçen 255 vakanın ezici çoğunluğu ABD, Avrupa ülkeleri, Hindistan ve Avustralya ekseninde gerçekleşti. Ülke bazlı sıralamada 82 vaka ile ABD açık ara ilk sırada yer alırken, ABD'yi 33 vaka ile Birleşik Krallık, 20 vaka ile İtalya ve 16 vaka ile İspanya takip etti. ABD'deki vakalarda ırksal/etnik nefret motifleri öne çıkarken, İngiltere'de ise göçmen ve yabancı karşıtlığının ilk sırada yer aldığı tespit edildi.
Şiddet Boyutu: Silahlı Saldırılardan Propaganda Ve Nefret Söylemine
Çalışmada vakaların %85,5 gibi ezici bir oranının söylemsel, sembolik ve kışkırtıcı eylem türlerinden oluştuğu dikkat çekti. Toplam 255 vaka içerisindeki dağılım şu şekilde kaydedildi:
-
Eylem Motifleri:
-
Irksal / Etnik Nefret: 76 vaka (%29,8)
-
Göçmen ve Yabancı Karşıtlığı: 62 vaka (%24,4)
-
İslam Düşmanlığı (İslamofobi): 41 vaka (%16)
-
Yönetim ve Sistem Karşıtlığı (İvmecilik): 31 vaka (%12,2)
-
Yahudi Karşıtlığı (Antisemitizm): 28 vaka (%11)
-
-
Eylem Türleri:
-
Miting, Yürüyüş ve Gösteriler: 81 vaka (%31,8)
-
Grafiti, Bildiri ve Propaganda: 77 vaka (%30,2)
-
Darp, Hakaret ve Tehdit: 60 vaka (%23,5)
-
Doğrudan Silahlı/Bombalı Saldırı, Kundaklama ve Cinayet: 37 vaka (%14,5)
-
Merkezsizleşen Tehlike: Neo-Nazizm Dijital Ağlarla Sıradanlaşıyor
Raporda yer alan stratejik analizlere göre, radikal sağ aşırıcılık son 10 yıl içerisinde görünür bir lideri veya hiyerarşik yapısı olan örgütlerden sıyrılarak dijital alt kültürlerin beslediği merkezsiz bir ekosisteme dönüştü. Sosyal medya platformları ve internet mecralarında nefret söylemlerinin ve komplo teorilerinin normalleşmesi, suç ile ifade özgürlüğü arasındaki çizgiyi muğlaklaştırırken toplumsal kabulü de tehlikeli şekilde artırıyor. Bu durumun güvenlik güçlerinin yanı sıra teknoloji platformları ve tüm kamuoyu adına ortak mücadele gerektiren küresel bir tehdit haline geldiği altı çizildi.




