1948 yılından bu yana İsrail sınırları içinde kalan ve bugün sayıları 2,2 milyona ulaşan Arap nüfusu, seçmen listelerinde yüzde 16-17'lik bir temsile sahip. Doğu Kudüs'teki Filistinlilerin daimi ikamet statüsü nedeniyle oy kullanamaması oranları sınırlasa da mevcut seçmen potansiyeli siyasi dengeleri sarsabilecek güçte değerlendiriliyor.
Eğitimden istihdama kadar pek çok alanda sistemik ayrımcılıkla karşı karşıya kalan Arap toplumunda, son dönemde artan güvenlik sorunları ve suç oranları en büyük huzursuzluk kaynağı. Sosyal hizmet yetersizliği ve şiddet olaylarındaki tırmanış, toplumsal hoşnutsuzluğu en üst seviyeye çıkarmış durumda.
Dört Farklı Parti, İki Ayrı Strateji
İsrail siyasetindeki Arap hareketi; idari yapıyla kurduğu temaslar açısından farklılaşan dört ana parti üzerinden şekilleniyor:
-
Hadaş: Sol kitleyi temsil eden Arap-Yahudi ortaklı hareket.
-
Ta'al: Pragmatik hat izleyen Arap milliyetçisi parti.
-
Balad: Tam eşit vatandaşlık ve Filistin milliyetçiliğini savunan çizgi.
-
Ra'am: Mansur Abbas liderliğindeki muhafazakâr ve İslamcı yapı.
Ra'am lideri Abbas'ın 2021 yılında hükümet koalisyonuna katılarak bütçe ve kaynak sağlama stratejisi izlemesi, Arap siyasetinde yeni bir paratizma yarattı. Ancak bu durum, diğer Arap partileriyle ortak bir seçim listesi oluşturulmasını imkânsız kılarak blokların bölünmesine yol açtı.
Seçim Maratonunda Dört Temel Senaryo
İsrail Yüksek Mahkemesinin Arap listelerine yönelik engelleyici kararları iptal etmesiyle meşruiyet kazanan seçim sürecinde, sandıktan çıkabilecek olası senaryolar şu şekilde sıralanıyor:
-
doğrudan Koalisyon Ortaklığı: Ra'am partisinin pazarlıklar neticesinde yeniden doğrudan hükümete dahil olması.
-
Dışarıdan Güvenoyu Desteği: Arap partilerinin kabinede yer almadan muhalefet blokunun hükümet kurmasına dışarıdan destek vermesi.
-
Siyasi Kilitlenme Ve Erken Seçim: Blokların 61 sandalyelik çoğunluğa ulaşamaması sonucu parlamentonun feshedilmesi.
-
Geniş Tabanlı Sağ İttifak: Mevcut iktidarın merkez sağ grupları ikna ederek Arap partilerine ihtiyaç duymadan hükümeti kurması.
Arap seçmenin sandığa katılım oranının (%53 civarında öngörülüyor) sonuçlar üzerinde doğrudan etkili olacağı belirtilirken, siyaset kurumunun nüfusun beşte birini oluşturan bu kesimi meşru bir aktör olarak kabul edip etmeyeceği merak konusu.





