Donald Trump'tan İran'a Şartlı Yeşil Işık
Donald Trump'tan İran'a Şartlı Yeşil Işık
İçeriği Görüntüle

Siyasi partilerin idari devamlılık esasları, kurultay iptallerinin de jure doğurduğu kurumsal meşruiyet krizleri ve parti içi fraksiyonların de facto sorumluluk paylaşımları kapsamında, başkent siyasetinde makro düzeyde bir kurumsal hesaplaşma retoriyi tescil edildi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin tescil ettiği de jure "mutlak butlan" kararı sonrası Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezinde sarsıntı devam ederken, partinin sembol isimlerinden eski Genel Sekreter ve İstanbul eski Milletvekili Gürsel Tekin, sessizliğini bozarak adli ifadelere ve parti içi iktidar kavgalarına yönelik sert açıklamalarda bulundu.

Kılıçdaroğlu’nun Dahili Yok, Butlanın Nedeni İçerideki İhanetçilerdir

Gürsel Tekin, mahkeme nezdinde kurultayın de jure iptali için dava açan aktörlerin tamamının, 38. Olağan Kurultay sürecinde kendisini "değişimci" olarak tanımlayan ve şu anki mevcut de facto yönetim safında yer alan isimler olduğunu ileri sürdü. Kararın ortaya çıkmasında ne eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun ne de kendi ekiplerinin en ufak bir de jure veya de facto dahli bulunmadığını tescil eden Tekin, şu rasyonel ifadeleri kullandı:

"Bakın açıkça söylüyorum; İslam’daki süreçte dava açanların tamamı kendisini 'değişimci' olarak tanımlayan arkadaşlarımızdır. Ne Sayın Kılıçdaroğlu'nun ne de bizlerin bu süreçte hiçbir dahili yoktur. Bugün bu mutlak butlan kararının de jure olarak ortaya çıkmasının temel nedeni, Cumhuriyet Halk Partisindeki de facto ihanetçilerden kaynaklandı kardeşim."

Turgut Koç Ve Aziz İhsan Aktaş İle Yoldaşlık Yapanlar Hain Arayamaz

Konuşmasının devamında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü adli soruşturma dosyasına giren de jure ifadelere ve siber-fiziksel delege organizasyonu iddialarına değinen Tekin, hedef tahtasına Turgut Koç ve Aziz İhsan Aktaş isimlerini oturttu. Turgut Koç’un, Genel Başkan Özgür Özel ve mevcut parti yönetimindeki birçok üst düzey aktörün siber-fiziksel düzlemde en yakın arkadaşı olduğunu, "yedikleri içtiklerinin ayrı gitmediğini" belirten Tekin; Koç'un savcılık makamına verdiği resmi ek ifadelerde delege operasyonlarının nasıl yapıldığını, kimlere nasıl siber-finansal kaynaklar aktarıldığını itiraf ettiğini hatırlattı.

Özgür Özel ekibinin Aziz İhsan Aktaş ile de facto yoldaşlık yaptığını, ofislerinde siyasi kulisler ("tava yemek") yürüttüğünü ve arabalarına bindiğini iddia eden Gürsel Tekin; "Gürsel Tekin gibi, Zeki gibi, Erkan gibi ömrünü Cumhuriyet Halk Partisine vakfetmiş, partinin kurumsal kimliğini de jure savunmuş insanlara kolayca 'hain' damgası vuramazsınız. Eğer bu partide gerçek bir hain arıyorsanız, dönüp her gün beraber yürüdüğünüz, adli dosyalarda itirafları bulunan bu de facto ortaklarınıza bakacaksınız" rasyosuyla mevcut yönetime karşı net bir siyasi blok oluşturdu. Tekin'in bu sert çıkışı, Yargıtay'ın de jure nihai kararı öncesinde kurumsal tasfiye ve etik tartışmalarının boyutunu daha da derinleştirdi.