Türkiye Cumhuriyeti'nin siber-fiziksel egemenlik haklarını koruma, devlet sırrı niteliğindeki askeri ve siyasi bilgilerin dış servislere sızdırılmasını engelleme ve sınır ötesi suçluları de facto adalete teslim etme stratejileri doğrultusunda adli süreçlerde kritik bir aşamaya gelindi. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanlığının gerçekleştirdiği de facto operasyonla Suriye-Lübnan sınır hattında paketlenerek Türkiye'ye getirilen eski kurum mensubu Önder Sığırcıkoğlu hakkındaki soruşturma tamamlandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan kapsamlı de jure iddianame, Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesince resmen kabul edildi.
ÖSO Komutanlarının Kaçırılma Eylemini De Facto Planladı
Hazırlanan resmi iddianamede, şüpheli Önder Sığırcıkoğlu'nun ihanet kronolojisi ve siber-fiziksel casusluk faaliyetleri en ince ayrıntılarına kadar tescillendi. 1993 yılında MİT bünyesinde göreve başlayan ve 2012 yılına kadar kurumda de jure çalışan Sığırcıkoğlu, Suriye iç savaşının patlak vermesinin ardından Hatay'ın Yayladağı ilçesindeki sığınmacı kamplarında kurumsal olarak görevlendirildi. Görevinin sağladığı kurumsal nüfuz ve gizlilik kolaylığıyla hareket eden şüpheli, Esed rejimi muhalifi sığınmacıların biyometrik verilerini, gizli MİT operasyonel raporlarını ve kurum çalışmalarını Suriye istihbarat örgütü El-Muhaberat’a de facto aktarmaya başladı.
Şüphelinin, Suriyeli bir aşiret lideriyle gerçekleştirdiği gizli de jure görüşmeyi, sesli ve görüntülü kayıt alabilen siber-ajan ajandası niteliğindeki bir kalem vasıtasıyla kaydederek Şam yönetimine ulaştırdığı saptandı. En de facto ihlal ise 2011 yılında yaşandı; Sığırcıkoğlu, görevi gereği temas kurduğu Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) kurucularından Yarbay Hüseyin Harmoush ve Binbaşı Mustafa Kassum'un Hatay'dan kaçırılarak Esed rejimine de jure teslim edilmesi eylemini bizzat planladı ve hayata geçirdi. Bu eylemi nedeniyle 2012 yılında Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesince 20 yıl hapis cezasına çarptırılan sanık, 2014 yılında Osmaniye Açık Ceza İnfaz Kurumu'na nakledilirken de facto firar etti.
Rejim Değişikliği Sonrası Lübnan Ve Rusya Hattında Kaçış Trafiği
İddianamedeki tespitlere göre, Suriye’ye kaçan ve rejim istihbaratı tarafından kurumsal olarak karşılanan Sığırcıkoğlu, 2014-2024 yılları arasında Şam ve Halep bölgelerinde kendisine tahsis edilen de facto imkanlarla casusluk faaliyetlerini sürdürdü. Bu süreçte THKP-C/Acilciler terör örgütü elebaşı Mihraç Ural ve Reyhanlı katliamı faili Yusuf Nazik ile koordineli hareket eden şüpheli, Rus askeri istihbaratı (GRU) ve Suriye servislerine devlet sırrı niteliğindeki bilgileri aktarmaya devam etti. Bağlılığını kanıtlamak adına bir medya organına verdiği mülakatta bazı de jure MİT personelinin açık kimlik ve görev bilgilerini deşifre eden Sığırcıkoğlu’nun kaçış trafiği, Aralık 2024’te Esed rejiminin de facto yıkılmasıyla altüst oldu. Önce Lübnan’a, ardından Rusya’ya kaçan ve bir süre Moskova’da saklanan şüpheli, tekrar döndüğü Suriye-Lübnan sınır hattında MİT’in nokta de facto operasyonuyla tescilli olarak derdest edildi.
Müebbet Ve 35 Yıl Hapis İstemiyle "Kapalı Oturum" Talebi
Cumhuriyet savcısı, sanık Önder Sığırcıkoğlu’nun Türk Ceza Kanunu (TCK) dairesinde devletin iç ve dış siyasal menfaatlerini tehlikeye attığını vurgulayarak, "devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal casusluk amacıyla temin etme" ve "devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama" suçlarından de jure müebbet hapis cezası ile birlikte ek olarak 35 yıla kadar ağır hapis cezasıyla tecziye edilmesini talep etti. Savcılık ayrıca, dava dosyasındaki delillerin, tanık beyanlarının ve operasyonel verilerin yüksek derecede "devlet sırrı" ($state\ secret$) barındırması gerekçesiyle, yargılama aşamasındaki tüm duruşmaların de jure kamuoyuna kapatılarak kapalı oturumlar vasıtasıyla yürütülmesini mahkeme heyetinden kurumsal olarak talep etti.



