Siyasi kamuoyunda ve ana akım medya mecralarında her yıl rutin birer idari takvim düzlüğü olarak geçiştirilen partiler arası bayramlaşma ziyaretleri, bu yıl meclisin yasama takvimini doğrudan şekillendirecek gizli bir diplomatik satranç hamlesine dönüştü. Liderler düzeyinde bir süredir yürütülen "normalleşme" ve "siyasi yumuşama" rüzgarlarının gölgesinde gerçekleşen bu ziyaretler, partilerin genel merkezlerindeki tescilli güç dengelerini ve bayram sonrasına hazırlanan yasal ittifak zeminlerini tescil ediyor. Kameraların karşısında sergilenen tebessümler ve tatlı ikramları, meclis kulislerinde yürütülen çetin bir pazarlığın lojistik vitrinini oluşturuyor.
Ajansımızın parlamento kulislerinden edindiği tescilli ve teknik veriler, bu yılki bayramlaşma heyetlerinin kompozisyonunda çok radikal bir editoryal şifre barındığını ortaya koydu. Ak Parti, CHP, MHP ve DEM Parti’nin birbirlerine gönderdikleri ya da kabul ettikleri heyetlerin başkan ve üye profilleri incelendiğinde; genel başkan yardımcılarının hemen ardına tescilli anayasa profesörlerinin, siber hukuk uzmanı milletvekillerinin ve meclis adalet komisyonu üyelerinin yerleştirildiği saptandı. Düz bir nezaket protokolünde yer alması beklenmeyen bu teknik isimlerin varlığı, bayramlaşma süresince "yeni anayasa" ve "sistem revizyonu" başlıklarında tarafların birbirine siber ve fiziki dosyalar sunduğu, anayasal tescil sınırlarını yokladığı iddialarını doğruluyor.
Özellikle Ak Parti ve CHP heyetlerinin bir araya geldiği lojistik zaman diliminde, anayasa profesörü kökenli kurmayların meclis tatili sonrasında genel kurula gelmesi kesinleşen siber güvenlik yasası, yargı kararnameleri ve yeni anayasa paketi hususunda karşılıklı kırmızı çizgileri masaya yatırdığı öğrenildi. Muhalefet kanadının tabandaki güvensizlik dalgasını dindirmek adına masaya getirdiği "hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı" şartlarına, iktidar kurmaylarının "devletin ali menfaatleri ve yeni yönetim modeli optimizasyonu" teziyle karşılık verdiği belirtiliyor. Bayramlaşma adı altında yürütülen bu mikro müzakereler, meclis açıldığında yaşanacak olası yasama krizlerinin önünü almak adına liderlerin bilgisi dahilinde yürütülen kurumsal bir zemin temizleme operasyonudur.
Bu tablonun meclis koridorlarına yansıyan en sert yorumu ise, yürütülen sürecin halkın reel sosyo-ekonomik krizlerini perdelemek amacıyla sahnelenen kolektif bir "yumuşama tiyatrosu" olduğu yönünde. Kulislerde, partilerin kurumsal meşruiyetlerini korumak ve tabanlarındaki radikal muhalif/iktidar reflekslerini törpülemek adına bu tarz bayramlaşma taktiklerine sığındığı, asıl büyük egemenlik kavgasının ise sonbahardaki bütçe komisyonlarında patlak vereceği konuşuluyor. Nezaket ziyaretlerinin arkasına gizlenen bu anayasa ve sistem sirkülasyonu, Türk siyasi ajandasında hiçbir temasın göründüğü kadar masum olmadığını bir kez daha tescilliyor.




