Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun emredici de jure hükümleri, gıda güvenliği kalkanlarının makro-ekonomik rasyoları ve uluslararası çevre antlaşmalarının emisyon azaltım algoritmaları kapsamında, Türkiye’nin çevre ve şehircilik politikalarında çok yönlü bir reform trafiği tescil edildi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, tarım arazilerinin hoyratça kullanımını ve kriminolojik tahrifatını engelleyecek, aynı zamanda sivil vatandaşların de facto toprakla buluşma taleplerini yasal bir nizama oturtacak yeni hobi bahçesi düzenlemesinin yakın tarihte de jure olarak yürürlüğe gireceğini siber sahada ilan etti.
Gıda Güvenliği İçin Herkes İstediği Alanda İstediği İşi Yapamaz
Gündeme dair makro sörveyleri mütalaa eden Bakan Kurum, özellikle pandemi süreci ve müteakip dönemde sivil halkın de facto toprağa basma, ailesiyle tarımsal faaliyet yürütme refleksini saygıyla karşıladıklarını, ancak bu durumun tarım havzalarında kaçak yapılaşma tahrifatına dönüştürülmesine de jure müsaade edilmeyeceğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında, ilgili tüm bakanlıkların katılımıyla rasyonel bir tümevarım modeli üzerinde çalışıldığını aktaran Kurum, "Gıda güvenliğinden bahsedilen küresel bir konjonktürde, tarım alanlarını mutlak bir kalkanla korumak zorundayız. Dolayısıyla her tarım alanında, her isteyen istediği gibi bir de facto iş yapamamalı. Hem üretimi koruyacak hem de vatandaşın yasal talebini yönetmelik çerçevesinde resen karşılayacak çift taraflı bir algoritmayı yakın zamanda hayata geçireceğiz" sözleriyle yeni mevzuatın de jure sınırlarını çizdi.
Antalya’daki COP31 Zirvesi Laf Değil İcraat Sahası Olacak
Açıklamalarının küresel diplomasi diliminde, Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek olan COP31 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) hazırlıklarına değinen Bakan Kurum, 196 ülkenin katılımı ve 100 binden fazla siber ve fiziki ziyaretçiyle Akdeniz Havzası'nın kalbinde devasa bir organizasyon tescil edeceklerini kaydetti. Antalya'nın aşırı yangın, sel ve kuraklık gibi kriminolojik çevre afetlerini de facto yaşayan bir bölge olması hasebiyle küresel kamuoyuna verilecek mesajın stratejik bir nitelik taşıdığını mütalaa eden Kurum, zirvenin "Diyalog, Uzlaşı ve Aksiyon" temelinde bir "İcraat COP'u" olacağını deklare etti.
Dünyada yeni taahhüt deklarasyonlarına değil, mevcut taahhütlerin de jure uygulanmasına ihtiyaç duyulduğunu belirten Kurum; zirvede temiz enerji, yeşil sanayi dönüşümü ve sıfır atık başlıkları başta olmak üzere 10 öncelikli rasyonel makro başlık belirlediklerini söyledi. Gelişmiş ülkelerin finansal taahhütlerini yerine getirmesi ve dünyada elektriğe erişimi bulunmayan 2 milyara yakın insanın teknoloji kalkanına kavuşturulması adına Türkiye'nin proaktif bir arabuluculuk rolü üstleneceğini ifade eden Bakan Kurum, küresel adaletsizliklere karşı de facto mücadele kalkanını genç nesillerle birlikte inşa edeceklerini sözlerine ekledi.

