Türkiye'de aile hukuku, medeni kanun uygulamaları ve toplumsal cinsiyet eşitliği dengelerini yakından ilgilendiren yasal bir gelişme, siyasi partiler ile sivil toplum kuruluşlarını karşı karşıya getirdi. Anayasa Mahkemesi'nin (AYM), boşanma davaları sonrasında hükmedilen yoksulluk nafakasının "süresiz" olarak uygulanmasını öngören yasal düzenlemeye yönelik verdiği iptal kararı, hukuk kulislerinde yeni bir dönemi başlattı. Söz konusu yüksek yargı kararına ilişkin taraflar argümanlarını kamuoyuyla paylaşırken, idari ve toplumsal sonuçlara dair farklı analizler yapıldı.

Önder İnce'den Ferdi Zeyrek Hakkındaki İddialara Yalanlama
Önder İnce'den Ferdi Zeyrek Hakkındaki İddialara Yalanlama
İçeriği Görüntüle

Yapıcıoğlu: Süresiz Nafaka Adalet Ve Hakkaniyetle Bağdaşmıyor

Yüksek mahkemenin iptal tasarrufuna ilk siyasi değerlendirmelerden biri Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) kanadından geldi. Parti Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, kurumsal medya organları aracılığıyla yaptığı açıklamada, AYM'nin kararını rasyonel ve doğru bir adım olarak nitelendirdi. Yapıcıoğlu, yasal düzenleme talebini şu sözlerle formüle etti:

"Anayasa Mahkemesi'nin süresiz nafaka düzenlemesine yönelik verdiği iptal kararı son derece isabetlidir. Yıllardır kurumsal platformlarda ve siyasi hitaplarımızda dile getirdiğimiz üzere, evliliğin sona ermesinin ardından bir tarafın ömür boyu maddi yükümlülük altında bırakılması ne evrensel adalet ilkeleriyle ne de toplumsal hakkaniyetle bağdaşmaktadır. Yasama organı tarafından adil, ölçülü ve dengeli yeni bir yasal düzenleme en kısa sürede hayata geçirilmelidir. Gerçek adalet; hiçbir vatandaşı mağdur etmeden, hak ve yükümlülükler arasındaki dengeyi koruyarak her hak sahibine payını vermektir."

İstanbul Barosu: Eşitlik İlkesine Açıkça Aykırıdır

Yüksek mahkemenin iptal kararına hukuk örgütleri ve barolardan ise tam tersi yönünde kurumsal itirazlar yükseldi. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi tarafından yayımlanan resmi bildiride, yoksulluk nafakasının kaldırılmasının veya süreli hale getirilmesinin kadının sosyoekonomik pozisyonunu gerileteceği savunuldu. Baro açıklamasında yer alan yasal gerekçede, "AYM’nin yoksulluk nafakasına ilişkin tesis ettiği bu iptal kararı, Anayasa’nın 10. Maddesinde açıkça düzenlenen eşitlik ilkesine ve sosyal devlet anlayışına aykırıdır. Kadınların iktisadi bağımsızlığı güvenceye alınana dek nafaka hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz" denildi.

Derneklerden Sınıfsal Analiz: Bedeli Yoksul Kadınlar Ödeyecek

Kararın toplumsal tabandaki yansımalarını sosyolojik bir perspektifle ele alan Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği de adli karara karşı kurumsal bir duruş sergiledi. Dernek yönetiminden yapılan hukuki analizde, nafaka hakkının sınırlandırılmasının kadınlar arasındaki sınıfsal kırılmaları derinleştireceği iddia edildi. Raporda şu ifadelere yer verildi:

"Anayasa Mahkemesi'nin süresiz nafaka uygulamasını iptal etmesinin doğuracağı pratik sonuçları değerlendirirken, kadın kategorisinin içerisindeki sınıfsal ve ekonomik farklılıkları gözden kaçırmamak gerekir. Bu kararın yaratacağı en ağır sosyoekonomik bedeli, istihdama katılımı kısıtlı olan, emekçi ve yoksul kadınlar ödemek zorunda kalacaktır. Yasal güvencelerin zayıflatılması toplumsal riskleri artırır."

Yüksek yargının iptal kararının ardından TBMM Adalet Komisyonu'nun nasıl bir yeni taslak hazırlayacağı ve yeni nafaka rejiminin parametrelerinin ne olacağı siyasetin ana gündem maddelerinden biri olmaya devam ediyor.