Avrupa Birliği ile Ankara arasındaki ilişkilerin seyrini belirleyen en kritik kurumsal metinlerden biri olan Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporu, Strazburg’da düzenlenen genel kurul oturumunda oylanarak kabul edildi. AP Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor imzasını taşıyan 2026 yılı raporunda; Türkiye'deki demokrasi endeksleri, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve temel haklar ekseninde çok çarpıcı başlıklar ön plana çıktı. Raporun odağında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluk durumu, yerel yönetimlere yönelik kayyum tanzimleri ve ana muhalefet partisi CHP'nin kurumsal yapısına yönelik devam eden yargısal müdahaleler yer aldı. Raporda ayrıca, Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkında kişisel yaptırım uygulanması yönünde Avrupa Komisyonu'na çağrıda bulunulması en dikkat çekici maddelerden biri oldu.
Özgür Özel Meşru Genel Başkandır, Müdahaleler Kabul Edilemez
Raporun oylanmasının ardından söz alan Avrupa Parlamentosu Milletvekili Katarina Barley, Türkiye'deki iç siyasi gelişmeleri ve CHP üzerindeki yargı baskısını sert sözlerle eleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın popülaritesi yüksek olan muhalif aktörleri kontrol altına almaya çalıştığını savunan Barley, "CHP’de 20’den fazla belediye başkanı hapsedildi, bunların arasında Ekrem İmamoğlu da var. Şimdi ise bir mahkeme kararı aracılığıyla, 2023’te yapılan CHP Kurultayı’nın tüm sonuçlarını iptal etmeye ve Genel Başkan Özgür Özel’i görevden uzaklaştırmaya çalışıyorlar" dedi. Özgür Özel'in sonraki kurultayları da kazandığını ve meşruiyetinin sorgulanamayacağını belirten AP vekili, "Bir partinin liderliğini seçme hakkı sadece o partinin üyelerine aittir. Avrupa Birliği olarak sesimizi yükseltmeli ve demokratik yollarla seçilmiş CHP yönetimini desteklemeliyiz" çağrısında bulundu.
Adalet Bakanı’na Yaptırım Çağrısı: Sessiz Kalanlar Yanlış Taraftadır
Eski bir belediye başkanı olan AP Milletvekili Dario Nardella ise Brüksel'in Türkiye politikasındaki retorik ile pratik arasındaki çelişkilere dikkat çekerek daha somut adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Türkiye'de demokrasinin açık bir saldırı altında olduğunu ileri süren Nardella, sert bir diplomatik çıkış yaptı: "Geçtiğimiz günlerde Ankara'da bir mahkeme, ana muhalefet partisinin kurultayını iptal ederek adeta bir partinin başını kesmeye çalıştı. Biz ne yapıyoruz? Güçlü metinler kabul ediyor, ardından yetkililerimizi Ankara'ya el sıkışmaya gönderip başka yöne bakıyoruz. Türkiye hâlâ resmi aday ülke ve Avrupa onun en büyük ticari ortağı. Buna nasıl tahammül edebiliriz? Avrupa Komisyonu’na, Adalet Bakanı’na doğrudan yaptırım uygulanması çağrısında bulunuyorum. Hukukun üstünlüğünü ve Türk halkının demokratik protestolarını sonuna kadar destekliyoruz." Strazburg'dan yükselen bu seslerin, Ankara-Brüksel hattındaki gümrük birliği güncellemesi ve vize serbestisi gibi lojistik müzakereleri nasıl etkileyeceği uluslararası ilişkiler uzmanları tarafından yakından takip ediliyor.




