ABD Büyükelçisinden Trump'a Şok Meydan Okuma
ABD Büyükelçisinden Trump'a Şok Meydan Okuma
İçeriği Görüntüle

Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkilerin hukuki ve siyasi geleceğini yakından ilgilendiren önemli bir gelişme yaşandı. Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu, Brüksel ve Ankara kulislerinde uzun süredir tartışılan ve içeriğinde Adalet Bakanı Akın Gürlek de dahil olmak üzere bazı üst düzey yargı mensuplarına yönelik tasarrufların talep edildiği yıllık Türkiye Raporu'nu oyladı. Strazburg’da yapılan oylama neticesinde rapor, parlamenterlerin büyük çoğunluğunun desteğini alarak resmiyet kazandı. Kararın ardından AP’nin resmi internet sitesi üzerinden kurumsal bir açıklama yayımlanarak oylama verileri ve rapora yön veren temel gerekçeler dünya kamuoyuyla paylaşıldı.

Oylama Rakamları Ve Katılım Süreci Analizi

AP internet sitesinde yayımlanan resmi bültende, AB'nin genişleme politikalarının küresel ölçekte yeniden ivme kazandığı bir dönemde, Türkiye’nin katılım müzakerelerini doğrudan etkileyen idari ve demokratik reform adımlarında yavaş kaldığı savunuldu. Genel kurul salonundaki oylama dengesi şu şekilde tescil edildi: Yapılan oylamada taslak metin için 381 kabul oyu verilirken, 107 üye aleyhte oy kullandı. Oturumda 171 AP üyesi ise çekimser kalmayı tercih etti. Onaylanan kararda; hukukun üstünlüğü, insan hakları, demokratik standartlar, basın özgürlüğü ve temel haklar alanında kurumsal eksikliklerin giderilmesi yönünde Türk hükümetine çağrıda bulunuldu. Ayrıca, iyi komşuluk ilişkileri ve uluslararası hukuk kurallarına tam uyum sağlanmasının önemine dikkat çekildi.

Raportör Amor'dan Kurumsal Sessizliğe Eleştiri

Rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan AP Türkiye Raportörü Sancho Nachez Amor, kabul edilen metnin arka planındaki idari endişeleri dile getirdi. Amor, iç siyasi dinamiklerde ana muhalefet partisi CHP'yi ve meşru yönetim kademelerini etkileyen yargısal süreçlerin çoğulculuk ilkesi açısından yakından takip edildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye'deki idari ve hukuki standartların mevcut durumuna karşılık, Avrupa Komisyonu, Avrupa Dış İlişkiler Servisi ve üye devletlerin sergilediği sınırlı ve sessiz tepki bizi derin bir düşünceye sevk ediyor. Bu kurumsal sessizlik, AB’nin demokratik ilkeleri savunma konusundaki küresel imajına ve güvenilirliğine uzun vadede zarar verme potansiyeli taşımaktadır. Sürecin dengeli bir zemine oturtulması için tüm paydaşların daha güçlü ve yapıcı bir tutum alması elzemdir."

Kabul edilen bu tavsiye kararı niteliğindeki raporun ardından, Ankara’dan ve Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından Avrupa Parlamentosu’nun eleştirilerine yönelik resmi bir diplomatik yanıtın verilmesi bekleniyor.