Türkiye'nin yakın dönem adli tarihine geçen ve hukuki rasyoları itibarıyla uzun süredir kamuoyunun takibinde olan eski manken Aslı Baş’ın şüpheli ölümüne dair ceza davasında çok kritik yasal gelişmeler kaydedildi. 2003 Türkiye Mankenler Kraliçesi Aslı Baş'ın 2010 yılında Bodrum yerleşkesinde hayatını kaybetmesiyle ilgili yürütülen yargılamada, Yargıtay'ın bozma ilamının ardından duruşmalar yeniden başladı. Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın son celsesinde, maddi gerçeğin açığa çıkarılması amacıyla dosyaya yön verecek yeni bir teknik bilirkişi incelemesi kararı tesis edildi.
Duruşma Salonu Ve Adliye Koridorundaki Gelişmeler
Duruşmaya sanık sıfatıyla yargılanan turizmci Ahmet Bayer'in oğlu Hakan Bayer bizzat katılım sağladı. Diğer sanık iş insanı Ahmet Bayer'in sağlık sorunları nedeniyle hastanede tedavi gördüğü, oğlu Volkan Bayer'in de babasına refakat etmesi gerekçesiyle mahkemeye kurumsal mazeret dilekçesi sunduğu öğrenildi.
Duruşma esnasında söz alan Aslı Baş'ın babası Mehmet Yavuz Baş, 16 yıldır adalet arayışı içinde olduklarını ve ekonomik gücü olan tarafların yargı sürecini etkilemeye çalıştığını iddia ederek mahkeme heyetinden tamamen adil bir yargılama talep etti. Sanık Hakan Bayer ise savunmasında, Aslı Baş ile geçmişe dayanan yakın bir dostluklarının bulunduğunu ve yaşanan ölüm hadisesiyle kendisinin hiçbir illiyet bağının olmadığını savunarak suçlamaları reddetti.
Öte yandan, mahkeme heyetinin ara karar öncesi verdiği arada, adliye koridorlarında Bayer ailesi fertleri ile Aslı Baş'ın avukatları ve kadın hakları savunucuları arasında sözlü bir gerginlik vuku buldu. Yaşanan tansiyon, adliyede görevli polis ekiplerinin zamanında müdahalesiyle büyümeden yatıştırıldı.
Silinen Dijital Veriler Ve Mesaj Bilmecesi
Davanın seyrini değiştirebilecek en önemli teknik parametre mühürlü cep telefonundaki silinmiş mesajlar oldu. Duruşma çıkışında basına teknik açıklamalarda bulunan Baş ailesinin avukatı İbrahim Ataş, adli bilişim incelemelerinde eksiklikler olduğunu öne sürerek şunları kaydetti:
"Mahkemenin ilgili kurumlara gönderdiği resmi müzekkerelerde, telefondaki silinmiş verilerin ortaya çıkartılması net bir dille talep edilmesine rağmen, bilirkişi raporlarında bu teknik ayrıntıya hiç değinilmemiştir. Türkiye'de bu dijital verileri geri getirecek siber teknoloji altyapısı mevcuttur. Söz konusu mesajın alıcısı doğrudan cinayet zanlısı olarak yargılanan kişidir. Eğer iddia edildiği gibi sıradan bir mesaj olsaydı, karşı taraf kendi cihazını mahkemeye sunar ve içeriğin masumiyetini kanıtlardı. Ancak bugüne kadar bu yönde hiçbir yasal adım atmamışlardır."
Mahkemenin Ara Kararı: Ulusal Kriminal Büro İnceleyecek
Daha önce farklı bilişim ve adli tıp kurumları tarafından hazırlanan raporlardan somut bir netice alınamaması üzerine Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti ara kararını açıkladı. Mahkeme, ilgili cep telefonundaki silinmiş veri ve mesajların modern siber yöntemlerle geri getirilip getirilemeyeceğinin tespiti için bu kez Ulusal Kriminal Büro'ya resmi yazı yazılmasına hükmetti .
Kurumdan teknik olarak olumlu bir yanıt alınması halinde, hazırlanacak siber suç raporu sonraki duruşma takvimi beklenmeksizin doğrudan dava dosyasına dahil edilecek. Mahkeme, adli tatil takvimini ve dosyadaki diğer eksik kurumsal evrakların tamamlanma süresini dikkate alarak bir sonraki duruşmayı 27 Ekim 2026 günü saat 10.30 tarihine erteledi.



