TBMM Dışişleri Komisyonu Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Alt Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Seda Gören başkanlığında toplandı. Komisyon toplantısının açılışında konuşan Gören, "Bugün yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza yönelik din hizmetleri ve manevi destek faaliyetlerimizi konuşacağız. Çok detaylı bir konu ve bizim bütün ziyaretlerimizde karşımıza gelen ilk konulardan birisi çünkü dünyanın dört bir yanına yayılmış, 7 milyonu aşkın millet varlığımızın, ailelerin, eğitimin veya dil öğreniminin yanı sıra, inanç ve değerler dünyasıyla da ana vatanına bağlı kalması milli bir önceliğimiz. Özellikle asimilasyon politikalarına karşı duruşumuzda camilerimizin, derneklerimizin ve din görevlilerimizin üstlendiği rol toplumsal dayanışmamızın temel taşlarından birini oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı.

ULUSLARARASI İLAHİYAT PROGRAMINDAN 1243 ÖĞRENCİ MEZUN OLDU
Diyanet İşleri Başkanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürü Ensari Yentürk, milletvekillerini bilgilendirdi. Genel Müdürlüğün teşkilat yapısı, personel sayısı hakkında bilgi veren Yentürk, "Aslında Başkanlığımızın eğitim alanındaki en önemli projelerinden ve özellikle Kıta Avrupası'ndaki din görevlilerinin azaltılmasına yönelik projeye, planlamaya ya da siyasete alternatif olarak geliştirilen bir eğitim programıdır. Bunu biz, 'Uluslararası İlahiyat Programı' olarak tanımlıyoruz. Özellikle yurt dışındaki millet varlığımızın evlatlarından seçip burada okuttuğumuz öğrencileri bilahare mezuniyetleri sonrasında o ülkede istihdam ediyoruz. Şu ana kadar burada yıllara sari rakamlar sunuda yer almaktadır. 2020'de 107, 2021'de 108, 2022'de 120, 2023'te 70, 2024'te 84, şu anda 2025'te 105 aktif öğrenci eğitimine devam etmektedir. Bunlar özellikle Ankara, İstanbul, Konya ve Bursa olmak üzere 4 şehirde ancak Marmara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, 29 Mayıs Medeniyet Üniversitesi eğitimlerine devam etmektedir. 2006 yılında başlamış olup bugüne kadar 15 ülkeden 1243 öğrenci mezun olmuştur. 2025-2026 yılında Almanca İlahiyat Programı'na Medeniyet Üniversitesi dahil olmuştur, 124 öğrenci katılmıştır. Bu programın şöyle bir faydası var. Özellikle millet varlığımızın mevcut olduğu kıta Avrupası'ndaki imam görevlendirilmesine alternatif bir proje kapsamında 500 civarındaki bu arkadaşlarımızı sözleşmeli kadrolarda istihdam ediyoruz" dedi.
5 ÜLKEDE 39 SEMİNER GERÇEKLEŞTİRDİK
Yentürk, Avrupa'da 13-17 ve 18-25 yaş aralığında düzenlenen eğitim programlarına 5 bin 346 öğrencinin katıldığını söyledi. 'İslam'la anılmayan gruplar özelinde dini ve manevi istismar', 'Türkiye'de ve dünyada misyonerlik', 'Siyonizm, Antisemitizm ve İslam karşıtlığı kıskacında 7 Ekim sonrasında Filistin-Gazze soykırımı' başlıklarında rapor hazırladıklarını ekledi. Yentürk, "Vatandaşlarımız kıta Avrupası'nda birtakım sosyal ya da psikolojik sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Bunların danışabileceği, yardım alabileceği en yakın kişiler din görevlileri oluyor, ben de bizatihi defaten şahit oldum. Aile içi geçim meselelerinden ekonomik meselelere kadar, iş bulmaya kadar, yahut da zorbalığa kadar birtakım sıkıntılarla karşı karşıya kalabiliyor. Dolayısıyla aile seminerlerinin de çok işlevsel, çok işe yaradığını özellikle vurgulamakta fayda var. 2021 yılında 15 ülkede 68, 2022'de 18 ülkede 17 seminer, 23'te 4 ülkede 34 seminer, 5 ülkede 2024'te ise 39 seminer gerçekleştirildiği kayıtlarımızda görülmektedir" diye konuştu.
KURBAN JESTİ NEDENİYLE MÜSLÜMAN OLDU
Yurtdışında sürdürülen kurban faaliyetleri hakkında bilgi paylaşan Yentürk, "Bütün samimiyetimle, kalbimle söylüyorum çok duygusal, gözlerinizin yaşardığı manzaralara şahitlik ediyorsunuz. Bir anekdotla örneklendirmek istiyorum. Senegal'de kurban organizasyonunu gerçekleştirilirken bir haber geliyor, deniyor ki; 'Efendim falanca köyde ekonomik olarak ya da gıda yönünden ciddi bir sıkıntı var. Oraya da bir miktar dağıtılması talep ediliyor ancak tek bir sıkıntı var; bu köyün Hristiyan olduğu söyleniyor.' Dolayısıyla, arkadaşlarımız da memnuniyetle hiçbir itiraz göstermeden belirli sayıda eti o köye gidip dağıtımını gerçekleştiriyor. Herhangi bir propaganda, herhangi bir konuşma, herhangi bir beklenti olmaksızın. Ancak emin olun 2 ay geçmeden o köyün tamamının bu güzel jestten dolayı Müslüman olduğuna dair bize haberler ulaştı. Bu yılın başında yine bir çalışma ziyareti kapsamında Mezar-ı Şerif bölgesine ziyaret gerçekleştirdik. Oradaki din hizmetleri ataşesi arkadaşımız dedi ki; 'Hocam, bu civarda hakikaten ciddi bir su kıtlığı var.' O bölgeye bir su kuyusu açılıp açılamayacağını sordu. Biz de yakın mesafe olduğu için gittik, gördük, büyük bir köyün girişine tabela asmışlar, kendi dillerinde, alfabelerinde yazdığı başlığın yanında ayrıca Türkçe harflerle ve Türkçe olarak 'Alpaslan Ovası' diye bir tabir koymuşlar. Tabii biz ihtiyaca binaen hemen bir su kuyusu açılması için Almanya'daki bir ataşemizi aradık. 2 ay geçmeden Almanya'dan tam 4 su kuyusu miktarı yardım toplandı ve şu anda o 4 kuyunun 3 tanesi açıldı, sadece seremonisi yapılacak, merasimi gerçekleştirilerek inşallah hizmete sunulacak" dedi.
Ardından Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Fatih Mehmet Karaca, milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Avrupa'da asimilasyon politikalarına Diyanet İşleri Başkanlığı ve ona bağlı kuruluşların engel olduğunu vurgulayan Karaca, "Bu faaliyetler gerçekten oradaki vatandaşlarımızın Türk ve Müslüman olarak kalmalarının sağlanması hususunda çok ama çok önemli fonksiyonlar icra ediyor. Biz orada din hizmeti yürütüyoruz ama yürüttüğümüz hizmetlerin başında dil hizmeti de var. Bir medeniyet ve bir kültür hangi kapta üretildi ise o üretildiği kapta nesilden nesle aktarılır ve dolayısıyla bizim oradaki millet varlığımız Müslüman ve Türk olarak kalmayı arzu ediyor. Bunun için de başta dillerini, sonrasında o dille üretilen değerleri nesilden nesle aktarmak durumunda ve bunların başında da din geliyor. Avrupa'da ise bizim istihdam ettiğimiz din görevlilerinin sayısının azaltılması veya engellenmesi yönünde birtakım tedbirler alındı" değerlendirmesinde bulundu.


