Türkiye’yi derinden sarsan "Yenidoğan Çetesi" davasında adaletin tecellisi için kritik eşik aşıldı. Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, mahkemenin talebiyle Adli Tıp Kurumu 3’üncü Üst Kurulu tarafından hazırlanan bin 284 sayfalık dev rapor dosyaya girdi. 37 farklı uzman hekimin imzasını taşıyan bu rapor, skandalın sadece bir "yönetim hatası" değil, sistematik bir ihmaller zinciri olduğunu gözler önüne serdi.

Kurtarılabilirlerdi İtirafı

Rapordaki en sarsıcı bölüm, hayatını kaybeden 10 bebekten 3’ü için yapılan analizler oldu. Uzmanlar, tıbbi literatür ve vaka geçmişlerini inceleyerek bu bebeklerin kaderinin ellerinde olduğunu vurguladı:

  • Havvanur Karakoç: Rapor, bebeğin "ileri derecede yetersiz beslenme" ve enfeksiyon nedeniyle hayatını kaybettiğini net bir şekilde ortaya koydu. Doğru beslenme protokolü uygulansaydı yaşaması işten bile değildi.

  • Öykü Helvacı: Kalbi durduğunda başında uzman hekim bulunmaması, tıp kurallarına aykırı müdahaleler ve damar yolu beslenmesindeki eksiklikler, bebeğin hayatta kalma şansını sıfırladı.

  • Serdarova Bebek: Doğum sonrası kalp anomalisi doğru takip edilse ve tedavi süreci protokoller çerçevesinde yürütülseydi, kurtulma ihtimali oldukça yüksekti.

Diğer 7 Bebek İçin "İhmal" Tescili

Raporun devamında, diğer 7 bebek için de dehşet verici bulgulara yer verildi. Kurul, Roua Kadan, Ayaz Karaduman ve Melek Süleymanoğlu gibi isimlerin bulunduğu bu bebeklerin tedavi süreçlerinde yapılan "ağır ihmaller" ile ölümleri arasında doğrudan bir bağ bulunduğunu kesin olarak tespit etti. Ancak sağlık durumlarının genel ağırlığı nedeniyle, "doğru tedavi olsa dahi kurtulmaları garanti değildi" ibaresi düşülerek, ihmallerin suç boyutu bir kez daha hukuk önünde tescillenmiş oldu.

Bakan Kurum Moskova’dan Yeni Bir Mekanizma Duyurdu
Bakan Kurum Moskova’dan Yeni Bir Mekanizma Duyurdu
İçeriği Görüntüle

İhmal Ve Cehaletin Gölgesinde Bir Sistem

Skandal, sadece çetenin haksız kazanç hırsını değil, aynı zamanda yenidoğan ünitelerinde uzman denetiminin nasıl yok sayıldığını da kanıtladı. 37 hekimin imzaladığı bu rapor, davanın sadece maddi kayıp değil, "yaşam hakkı" üzerinden yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılıyor.

Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, ATK’dan gelen bu detaylı mütalaa ile birlikte sanıkların savunmalarını ve çetenin kurduğu "korku imparatorluğunu" yeniden masaya yatıracak. Türkiye’nin gözü kulağı şimdi mahkemeden çıkacak kararda.