Doğal güzellikleriyle Türkiye'nin en çok tercih edilen turizm destinasyonlarından biri olan Sakarya'daki Sapanca Gölü, son günlerde adından yepyeni bir su sporuyla söz ettiriyor. Dünya genelinde popülerliği hızla artan ve Stand-Up Paddle (SUP) olarak bilinen yeni nesil su sporu, bölge halkı ve çevre illerden gelen ziyaretçiler tarafından yoğun bir ilgiyle karşılanıyor. Geniş bir sörf tahtasının üzerinde dengede durarak kürek çekme esasına dayanan bu eğlenceli aktivite, tüm vücut kaslarını aynı anda çalıştırarak sağlıklı bir yaşamın da kapılarını aralıyor. Su sporları derneği tarafından Serdivan ilçesine bağlı Tuzla Burnu'nda organize edilen son etkinlik ise hafızalardan silinmeyecek manzaralara sahne oldu. Spor tutkunlarının bir araya gelerek tam 80 adet tahtayı birbirine bağlamasıyla gölün durgun suları üzerinde devasa bir tren oluşturuldu. Gün batımının kızıl tonları eşliğinde süzülen bu dev kortej, hem etkinliğe katılanlara unutulmaz anlar yaşattı hem de kıyıdan izleyenlere muazzam bir görsel şölen sundu.

Yoğun Talep Üzerine Kurulan Dernek Ve Bekleyen 700 Kişi

Bölgede bir anda fenomen haline gelen bu sporun arkasında ise oldukça ilham verici bir hikaye yatıyor. Derneğin geçici kurucu başkanı Mehmet Rıfat Kanger, bu heyecan verici serüvenin 2022 yılında göl üzerinde tek başına kürek çekerken başladığını ifade ediyor. Kanger'in su üzerindeki dengeli ilerleyişini gören vatandaşların yoğun ilgisi ve bu sporu deneme istekleri, küçük bir kıvılcımı dev bir ateşe dönüştürmüş durumda. Gelen sorulara yanıt vermek ve meraklılara işin inceliklerini göstermekle başlayan bu süreç, 2023 yılında açılan sosyal medya hesabı üzerinden gelen devasa taleple bambaşka bir boyuta taşındı. Tek başına bu yoğun ilgiye yetişemeyeceğini anlayan Kanger'in öncülüğünde kurulan topluluk, şu anda rekor bir sayıyla 700 kişiyi tanıtım ve temel eğitim için sırasında bekletiyor. Maliyet açısından da her bütçeye hitap edebilen bu spor, temel olarak denge unsuruna dayandığı için öğrenmesi oldukça kolay bir aktivite olarak öne çıkıyor. Eğitim veren profesyoneller, su üzerinde ne kadar tecrübeli olunursa olunsun can yeleği takmanın hayati bir zorunluluk olduğunun altını defalarca çiziyor.

Eşsiz Manzara Eşliğinde Ücretsiz Eğitim Fırsatı

Sapanca Gölü'nün sadece ulaşım kolaylığıyla değil, aynı zamanda büyüleyici doğasıyla da bu spor için biçilmiş kaftan olduğunu belirten dernek yöneticisi Yiğit Can Kışla, hedeflerinin çok daha büyük olduğunu vurguluyor. Özellikle gün doğumu ve gün batımında gölün sunduğu renk paleti eşliğinde kürek çekmenin tarifsiz bir keyif olduğunu dile getiren Kışla, kullanıcı sayısını artırarak profesyonel bir spor kulübü kimliğine kavuşmayı amaçladıklarını belirtiyor. Topluluğun şu anda beş yüze yakın üyesi bulunurken, seksenin üzerinde kişi kendi kişisel ekipmanıyla aktif olarak sulara açılıyor. İki yıldır hiçbir maddi beklenti olmaksızın tamamen ücretsiz bir şekilde temel eğitimler veren yetkililer, bilinçsizce suya açılmaların önüne geçerek güvenli bir spor ortamı yaratmayı hedefliyor. Ekip üyelerinden Çiğdem Suda ise sabahın erken saatlerinde ruhu dinlendiren o muazzam sessizlikte suya açılmanın eşsiz hissine dikkat çekiyor. Sadece Sapanca ile sınırlı kalmadıklarını belirten Suda, Karadeniz sahillerinden Cebeci ve Kerpe'ye kadar geniş bir coğrafyada bu tutkuyu yaşattıklarını ifade ederek, herkesi bu ücretsiz deneyimi tatmaya davet ediyor.

Suya Dokunmak İsteyenlere Özgürlük Hissi Veren Spor

Bu yenilikçi akıma kapılan ve suyun dinlendirici gücünü keşfeden katılımcılardan Neslihan Cebeci'nin anlattıkları ise sporun insan psikolojisi üzerindeki olumlu etkisini gözler önüne seriyor. Geçtiğimiz yıl farklı su sporları arayışındayken kano denemesi yapan ancak aradığı o suyla bütünleşme hissini tam anlamıyla bulamayan Cebeci, Stand-Up Paddle ile tanıştığında hayatında yeni bir sayfa açıldığını aktarıyor. Sadece kürek çekmek değil, aynı zamanda suya temas ederek doğanın bir parçası olduğunu hissetmek isteyen sporcu, temel eğitime katıldıktan sonra sadece on gün içinde kendi kişisel ekipmanını edindiğini belirtiyor. Günün ilk ışıklarında veya güneşin batışında göl üzerinde süzülmenin kendisine sonsuz bir özgürlük hissi verdiğini söyleyen Cebeci, ruhsal olarak kendini çok daha iyi ve yenilenmiş hissettiği için bu tutkudan vazgeçemediğini sözlerine ekliyor. Gerekli altyapı çalışmalarının yapılması ve sporculara özel alanlar tanımlanması halinde Sakarya'nın bu alanda Türkiye'nin bir numaralı merkezi haline gelmesi öngörülüyor.