Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ait iller arası göç istatistiklerini yayınladı. Veriler, Türkiye’nin mobilite haritasını gözler önüne sererken, genç nüfusun hareketliliği ve göç etme gerekçeleri dikkat çeken detaylar arasında yer aldı. Geçtiğimiz yıl Türkiye genelinde tam 2 milyon 475 bin 19 kişi yaşadığı şehri değiştirerek yeni bir hayata adım attı.
Büyükşehirler Hem Çekim Merkezi Hem de Göç Kaynağı
2025 yılı verilerine göre göç hareketliliğinde büyükşehirler başı çekiyor. İstanbul, hem en çok göç alan hem de en çok göç veren il unvanını korudu.
-
En Çok Göç Alan İller:
-
İstanbul: 329 bin 912 kişi
-
Ankara: 176 bin 833 kişi
-
İzmir: 106 bin 83 kişi
-
-
En Çok Göç Veren İller:
-
İstanbul: 371 bin 258 kişi
-
Ankara: 145 bin 661 kişi
-
İzmir: 98 bin 728 kişi
-
Listenin diğer ucunda ise Ardahan, Bayburt ve Tunceli, hem göç alan hem de göç veren iller sıralamasında en düşük sayılarla dikkat çekti.
Göçün Başrolünde Gençler Var
Türkiye’nin göç dinamiklerini yaş grupları belirledi. 2025 yılında en hareketli yaş grubu, 480 bin 185 kişi ile 20-24 yaş grubu oldu. Bu yaş grubundaki göç hareketliliğinin kadınlarda daha yoğun yaşanması ise istatistiklerin çarpıcı sonuçlarından biri oldu.
Neden Göç Ediyoruz? Eğitim Ve Bağımlı Göç İlk Sırada
İnsanların yaşadıkları ili değiştirmelerindeki ana motivasyonlar incelendiğinde farklı toplumsal ve ekonomik sebepler öne çıkıyor:
-
Hanedeki fertlerden birine bağımlılık: 564 bin 114 kişi
-
Daha iyi konut ve yaşam koşulları: 510 bin 226 kişi
-
Eğitim: 406 bin 144 kişi
Cinsiyet bazlı bakıldığında; erkeklerin göçte "daha iyi konut ve yaşam koşulları"nı önceliklendirdiği görülürken, kadınlarda "hanedeki fertlerden birine bağımlı göç" ilk sırada yer aldı.
Gençlerin Rotasını Eğitim Belirliyor
Özellikle 20-24 yaş grubunun göç etme nedenleri incelendiğinde "eğitim"in açık ara belirleyici olduğu görülüyor. Bu yaş grubunda 179 binden fazla genç, eğitim sebebiyle şehir değiştirirken, onu iş bulma ve yaşam koşullarını iyileştirme arzusu takip etti.
TÜİK verileri, Türkiye’de göçün sadece ekonomik değil, aynı zamanda eğitim ve ailevi nedenlerle şekillenen, büyükşehirlerin merkezi olduğu devasa bir insan trafiği olduğunu kanıtlıyor.



