Batı Kudüs’te düzenlenen Yahudi Haber Sendikası konferansında kürsüye çıkan Huckabee, Trump’ın "Biz olmasak İsrail olmazdı" şeklindeki çıkışına meydan okurcasına, Amerika’nın varlığının İsrail’e ve Yahudi temellerine bağlı olduğunu savundu. Büyükelçi’nin bu açıklamaları, Washington ile Kudüs arasındaki diplomatik koridorlarda yankı uyandırırken, iki isim arasındaki görüş ayrılığını da gözler önüne serdi.

Yunanistan’da Su Krizi: 12 Adada Olağanüstü Hal Kararı
Yunanistan’da Su Krizi: 12 Adada Olağanüstü Hal Kararı
İçeriği Görüntüle

Huckabee’nin Sosyal Medya Şakası

Konuşmasına oldukça esprili ve dikkat çekici bir giriş yapan Büyükelçi, Başkan Trump’ın sosyal medya kullanımına atıfta bulundu. Görevden alınma ihtimaline dair yaptığı şaka ile salonu güldüren Huckabee, "Bunun İsrail’deki son konuşmam olmadığından emin olmak için Başkan Trump’ın sosyal medya hesaplarını kontrol ettim. Kendisi, bildiğiniz gibi insanları genellikle gecenin bir yarısı sosyal medya üzerinden görevden alabiliyor" ifadelerini kullandı. Bu ironik başlangıç, Trump ile yaşadığı fikir ayrılığının ciddiyetine dair ince bir gönderme olarak yorumlandı.

Yahudi Temeller Ve Tarihsel İddialar

Batı medeniyetinin ve Hristiyanlığın doğrudan Yahudi-Hristiyan temeller üzerine inşa edildiğini öne süren Büyükelçi, bu bağlamda Amerika’nın kurucu felsefesine dair radikal bir tez sundu. Amerika’nın kuruluş sürecinde Yahudi mirasının merkezi bir rol oynadığını iddia eden Huckabee, ABD Temsilciler Meclisi’ndeki heykellere ve ülkenin sembollerine dikkat çekti. Yunan veya Roma filozoflarından ziyade Hazreti Musa heykelinin mecliste yer almasının tesadüf olmadığını savunan Büyükelçi, "Eğer bu temeller olmasaydı, bir Amerika da olmazdı. Konu bu kadar basit" diyerek görüşünü yineledi. Ayrıca, Washington’daki protesto atmosferine kıyasla kendisini Kudüs’te çok daha güvende hissettiğini belirten Huckabee, kişisel duruşunu net bir şekilde ortaya koydu.

ABD Ve İsrail Arasında Koparılamaz Bağ Vurgusu

İki ülke arasındaki gerginliklerin yaşandığı şu günlerde, Başkan Trump ile olan söylem farkına rağmen, ABD ve İsrail arasındaki ilişkinin "koparılamaz" olduğunu yineleyen Huckabee, Trump’ın İran ve nükleer silahlar konusundaki kararlı duruşunu hatırlattı. Başkan’ın "İran asla nükleer silaha sahip olmayacak" yönündeki taahhütlerinin tutarlılığına dikkat çeken büyükelçi, bu noktada Trump ile aynı çizgide durduklarını ima etti. Yine de Trump’ın G7 zirvesinde dile getirdiği "Ben olmasam İsrail olmazdı" şeklindeki, kendisine merkeze alan ve Netanyahu’yu eleştiren ifadeler, Huckabee’nin "İsrail olmazsa ABD olmazdı" çıkışıyla doğrudan bir zıtlık oluşturuyor.

Anlaşmazlığın Kaynağı: Kim Kime Daha Çok Bağlı

Trump, İsrail’in varlığını kendi başkanlık dönemindeki icraatlarına ve Amerikan desteğine bağlarken; Huckabee, Amerikan kimliğinin ve medeniyetinin varoluşsal olarak Yahudi köklerine dayandığını savunuyor. Bu durum, sadece bir söylem farklılığı değil, aynı zamanda dış politika önceliklerinin nasıl tanımlanacağına dair iki farklı dünya görüşünü yansıtıyor. Yerel basında geniş yer bulan bu tartışma, Washington’un yeni dönemdeki İsrail stratejisinin hangi eksende şekilleneceğine dair soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.