Orta Doğu’da diplomasi trafiğinin hız kazandığı bir dönemde, Suudi Arabistan’dan bölgedeki barış sürecini doğrudan ilgilendiren çarpıcı bir çıkış geldi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal Bin Ferhan, Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nin yıllık toplantısında yaptığı değerlendirmelerde, İsrail’in Gazze’de izlediği askeri stratejinin bölgesel barışın önündeki en büyük engellerden biri olduğunu vurguladı.
Askeri Seçenek Çıkmaz Sokak
Bakan Bin Ferhan, İsrail’in Gazze’de kalıcı bir siyasi çözüm yerine askeri yolu tercih etmesinin, ateşkes süreçlerini akamete uğrattığını ifade etti. İsrail’in bölgeyle entegre olması ve Filistinlilerle masaya oturması gerektiğini belirten Bin Ferhan, mevcut İsrail yönetiminin bu tür bir diplomatik diyaloga girmeye "hazır görünmediğini" kaydetti. Bakan, "İsrail'in uzun vadede yalnızca askeri yaklaşımı benimsemesi, aslında kendi ulusal çıkarlarına ciddi zararlar verecektir" diyerek bölgesel istikrar için diyalog kapısının açık tutulması gerektiğinin altını çizdi.
ABD-İran Mutabakatında Temkinli İyimserlik
Suudi Arabistan'ın bölge güvenliği konusundaki hassasiyeti, ABD-İran arasında varılan yeni mutabakata ilişkin değerlendirmelerde de kendini gösterdi. Bakan Bin Ferhan, her iki tarafın diplomasiye yönelik gerçek bir niyet beslediği konusunda iyimser olduğunu ancak sürecin başarısı için somut adımlar beklediklerini belirtti.
Suudi Arabistan'ın başlıca endişesinin İran'ın nükleer programı olduğunu hatırlatan Bin Ferhan, bölgede kalıcı güvenlik tesis edilmeden ve geçmişteki saldırıların yol açtığı güven kaybı giderilmeden ekonomik işbirliğinin gündeme gelemeyeceğini net bir şekilde vurguladı. Bakan, bölgesel güvenlik diyaloğunun, Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer güvenliğinin ve ülkelerin ulusal egemenliklerine olan karşılıklı saygının mutabakatın temel taşları olması gerektiğine işaret etti.
Bölgesel Güvenlik İçin İttifak Şart
Suudi Arabistan'ın mutabakat sürecinde destekleyici bir rol üstlenmeye hazır olduğunu belirten Faysal Bin Ferhan, Lübnan ve Suriye özelinde izlenen politikalara da eleştiriler getirdi. Riyad yönetimi, bölge genelinde bir huzur iklimi oluşturulabilmesi için dış müdahalelerin minimize edilmesi ve tarafların ateşkes konusundaki taahhütlerine sadık kalmasının şart olduğunu savunuyor.
Diplomatik kaynaklara göre bu açıklamalar, Suudi Arabistan’ın bölgedeki rolünü yeniden tanımladığı ve "güvenlik öncelikli bir diplomasi" stratejisi izlediği şeklinde yorumlanıyor. Riyad’ın, hem İsrail üzerindeki baskıyı artırmayı hem de bölgesel aktörlerle olan ilişkilerinde "güven inşasını" merkeze alan bir yol haritası izleyeceği mesajı veriliyor.




