Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, terör örgütü PKK/YPG'ye çağrıda bulunarak "Artık barış yoluyla diyalog yoluyla olması gereken çizgiye gelsinler" ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, katıldığı canlı yayında Suriye'de yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Suriye ordusu ile terör örgütü PKK/YPG arasındaki çatışmalara ilişkin konuşan Fidan, terör örgütü için "Sadece güç gördüğü zaman pozisyon değiştiren bir aktör olduğunu herkes görüyor, biliyor" dedi.
YPG'YE KRİTİK ÇAĞRI
10 Mart mutabakatını hatırlatan Fidan, "Projenin kendisi oldukça gerçekçi bir proje kağıt üstünde baktığınızda. Gerçekçi olmayan, bu konuya girmede PKK'nın gönlünün olmaması. Şiddete başvurmadan gidilecek yol belli, bölgedeki ülkelerin istediği bir resim var, ABD'nin istediği bir resim var, bunlar örtüşüyor, sadece İsrail'inki örtüşmüyor.
Gerçekten, Kürtlerin geleceğini düşünüyorlarsa, onları bölge halklarıyla ve devletleriyle daha fazla düşman etmeyecek nitelikli, sahici, barışa dayalı çözümler içerisinde durması lazım" dedi.
Bakan Fidan, örgütün diyalogdan değil, güçten anladığını belirterek önceki tespitlerini hatırlattı ve "Keşke yanılsaydım." dedi. Bakan Fidan'ın canlı yayında yaptığı açıklamalardan öne çıkanlar şöyle:
"Keşke geçtiğimiz yıl bu zamanlar yaptığım analizlerde yanılsaydım. Verdiğim demeçlerdeki hüküm cümlelerim, analiz cümlelerim yanlış çıksaydı, ben de 'Ya tamam yanılmışız ama burada büyük bir hayır çıktı, maslahat çıktı' deseydim. Ama örgütle yıllardır yakından takip etmiş, savaşmış, mücadele etmiş, incelemiş, yeri gelmiş konuşmuş biri olarak geçmiş görevlerimizde aldığımız dersler var, bildiğimiz konular var.
Maalesef SDG, PKK’nın bir uzantısı olarak yani şu karakteristik özelliği taşıyor; Güçle veya güç tehdidi olmadan herhangi bir konuda diyalog yoluyla bir şey yapma şansı yok. Yani kendiliğinden... Ya bir güç görecek ya da güç kullanma tehdidi görecek.
Bunu da geciktirmek için şu anda diplomasiyi biraz öğrenmişler; esas itibarıyla propaganda amaçlı, dünyada kamuoyu oluşturma amaçlı kullanıyorlar. Yani her iki taraf da ortaya gelip 'Ben de şunu vereyim, sen de şunu ver, buradan şuraya gidelim' çizgisi vesaire yok.
İşte bazı senatörlerle görüşmeleri oluyor, İsrail'le sürekli giden bir şeyleri var. Şimdi bunun bir yere gitmeyeceğini artık görmeleri lazım. Ben de bunu anlamıyorum; bu ilişki sizi bir yere götürmez. Yapacağınız şey bölgenin sahici insanlarıyla, sahici çözümler içerisinde kalmak. Bu maksimalist tavırlar, bu aldatıcı şeyler... Yani sürekli 'biz anlaşmadan, diyalogdan yanayız' deyip gerçekte tam tersini yapan, çelik çekirdek gibi durup bir santim bile pozisyon değiştirmeyen, sadece güç uygulandığı zaman pozisyon değiştiren bir aktör olduğunu herkes görüyor. Deve kuşu gibi başını toprağa gömmenin bir anlamı yok.
"HALEP'TE PARALEL YAPI ORTADAN KALKACAK"
Biz bunu baştan beri söylüyoruz. İlgili birimlerimiz, istihbaratımız, diplomatlarımız, askerlerimiz bu konuyu muhataplarıyla konuşuyorlar. SDG'ye iletiyorlar, Suriyelilere iletiyorlar. Ama burada maalesef baştan da öngördüğümüz gibi bir değişiklik olmadı ve bugün şu anda Halep'ten başlayan süreci de yaşamaya başladık maalesef.
Ben burada sürecin inşallah yakın zamanda bitip oradaki paralel yapının da ortadan kalkıp Halep'te tek bir devletin bütün vatandaşlarına tek bir devlet kurumları üzerinden hizmet vermeye başlayacağı anın geleceğine inanıyorum. Olması gereken de budur. Devlet hizmetinde tekliktir ama vatandaşa da kuşatıcılıktır.
"SADECE İSRAİL ÖRTÜŞMÜYOR"
Bölgedeki ülkelerin istediği bir resim var, Amerika'nın istediği bir resim var; bunlar örtüşüyor. Sadece İsrail burada örtüşmüyor. İsrail 'böl, parçala, yönet' taktiğiyle kendi güvenliğini sağlayan, kandan beslenen bir enstite durumunda şu anda. Onu bir kenara bırakırsanız ki SDG'nin bunu bırakması lazım artık. Bu toprakların insanlarına sahici bir değer dönüşü yapmak istiyorsa...
Yıllardır zaten bu topraklardaki insanların dinini, değerlerini küçümsemişsin. Daha sonra politika yapma adına değer sahiplenmesine başlamışsın. Kimsenin anlamadığı kavramları halka uzun yıllar anlatmışsın.
"DİYALOGLA OLMASI GEREKEN YERE GELSİNLER"
Şimdi bu bölgenin realitesine aykırı hususlardan çıkıp bölgeyle sahici bir kucaklaşma istiyorlarsa ki adada da Öcalan'ın talimatları var. Bunu yerine getirmeleri gerekiyor. Artık jeostratejiyi bir kenara bırakıp gerçekten Kürtlerin geleceğini, maslahatını düşünüyorlarsa onları bölge halklarıyla ve devletleriyle daha fazla düşman etmeyecek nitelikli, sahici, barışa dayalı çözümler içinde durmaları lazım.
Çok yukardan bakan, irrasyonel bir hareket olmaktan çıkmaları lazım artık. Realite onları kırar, iter. Aslında tarihte bin defa görülmüştür; bu musibeti yaşamaya gerek yok, buradan nasihat veriyoruz. Çıksınlar bu çizgiden, diyalog yoluyla olması gereken yere gelsinler."
NE OLMUŞTU?
Suriye'de terör örgütü YPG, 6 Ocak'tan itibaren işgal ettiği bölgelerden Halep'teki birçok noktaya saldırılar düzenlemişti. Şam yönetimi, YPG'den 10 Mart Mutabakatı'na uymasını ve Halep'teki saldırıları sonlandırmasını istemişti. YPG'nin saldırılarını sürdürmesi üzerine Suriye ordusu, terör örgütünün işgalinde tuttuğu Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiyye mahallelerindeki mevzilerine nokta operasyonlar başlatmıştı.
Terör örgütünün 6 Ocak'tan bu yana düzenlediği saldırılarda 9 Suriyeli hayatını kaybetti, çoğu sivil 55 kişi yaralandı. Halep Kent Merkez Komitesi, Halep'teki güvenli bölgelere tahliye edilenlerin sayısının 142 bin olduğunu duyurmuştu.




