Geçtiğimiz ekim ayında Türk Havacılık ve Uzay Sanayii tesislerine yönelik gerçekleştirilen hain terör saldırısının hemen ardından, ülke çapında en çok kullanılan sosyal medya platformlarına yaklaşık on yedi saat boyunca erişim kısıtlaması getirilmişti. Kamuoyunda bant daraltma olarak bilinen bu katı uygulamanın şeffaflıktan uzak olduğunu savunan İfade Özgürlüğü Derneği kurucularından ve Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Profesör Doktor Yaman Akdeniz, konuyu vakit kaybetmeden yargıya taşıdı. Akdeniz, uygulanan internet kısıtlamasının yasal dayanağını ve konuyla ilgili belgeleri Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'ndan resmi kanallarla talep etmesine rağmen kendisine hiçbir verinin sunulmaması üzerine idari yargı yoluna başvurarak dijital haklar alanında önemli bir mücadelenin fitilini ateşledi.
İstinaf Mahkemesinden Kuruma Ret Kararı Geldi
İdari yargıda görülen ilk derece mahkemesinde hukuken haklı bulunan ve anayasal güvence altındaki bilgi edinme hakkı çerçevesinde davayı kazanan Yaman Akdeniz'in bu başarısı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından bir üst derece mahkemesine taşındı. Kurum avukatlarının mahkeme kararına itiraz ederek yasal süreci istinafa götürmesi üzerine, ilgili dosya Ankara Bölge İdare Mahkemesi'nin masasına geldi. 12. İdari Dava Dairesi tarafından büyük bir titizlikle incelenen itiraz dosyası, aylar süren bekleyişin ardından kurumun aleyhine sonuçlandı. Mahkeme heyeti, kurumun yaptığı istinaf başvurusunu oybirliğiyle reddederek ilk derece mahkemesinin verdiği kararın hukuka tam uygun olduğunu onadı ve böylece süreç kesin hükümle noktalanmış oldu.
Yaman Akdeniz'den Kuruma Çok Sert Tepki Ve Kararlılık Vurgusu
Alınan bu kesin kararın kamuoyuna yansımasının ardından kişisel sosyal medya hesabı üzerinden detaylı açıklamalarda bulunan Profesör Doktor Yaman Akdeniz, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun hukuki tutumunu son derece sert bir dille eleştirdi. Bunun internet kısıtlamalarına karşı kazandığı üçüncü emsal dava olduğunu hatırlatan Akdeniz, daha önce Kahramanmaraş depremleri sırasındaki Twitter kısıtlaması ve 19 Mart olaylarıyla ilgili bant daraltma uygulamalarında da yargının kendisini haklı bulduğunu belirtti. Kurumun bir yandan mahkemelerde sonuna kadar savunma hakkını kullanıp istinaf yollarını zorladığını, ancak davayı kaybedince yargı kararlarını fiilen uygulamaktan kaçındığını ifade eden deneyimli hukukçu, kuruma yönelik çifte standart eleştirisini açıkça dile getirdi. Yasal olarak kesinleşen kararlara uyulmamasının kabul edilemez olduğunu ve dijital sansür uygulamalarının peşini asla bırakmayacağını vurgulayan Akdeniz'in bu net duruşu, Türkiye'de internet özgürlüğü ve şeffaflık tartışmalarını yeniden gündemin en üst sıralarına taşıdı.

