YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Balıkesir Karesi İlçe Başkanlığı Önseçimi’ne katıldı.

Burada konuşan YENİ Parti lideri Özel, fon krizinde yüz milyonlarca liralık işlemlerle adı anılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya'nın "görevinden affını istemesinin" ardından Erdoğan'a seslendi.

ÖZEL'DEN ERDOĞAN'A "FATMA BETÜL SAYAN KAYA" SORUSU

"Buradan Erdoğan’a söylüyorum. Fatma Betül Sayan Kaya’dan 2 milyar, kocasından 1,5 milyar... Bu milletin parasını geri alacak mısın? Bütün bu milletin parasını çarpan AK Partililerin hesaplarına el koyacak mısın?" diye konuşan Özel, şu ifadeleri kullandı:

"Mevcut kabinede, fonda işlem yapan bakanı, işlem yaptıran, isimleri tek tek belli. Çantacısı adına daire alıp satan, para taşıyan, fona koyan, fondan çeken bakanı hazineden azledecek misin? Erdoğan ya bu bataklığı kurutmak için bizimle birlikte çalışacaksın ya o bataklıkta boğulacaksın. Kabinedeki bakanlığın, Adalet Bakanlığı bürokrasisinin, saraydakilerin, bütün üst düzey AK Partililerin bu fonda yaptıkları ortaya dökülmeden, milletin hakkı tahsil edilmeden, bunlar cezalandırılmadan, bu Erdoğan iktidara devam ediyorsa bu soygunun baş sorumlusudur."

“MEVCUT YERİNE BU ZORLU SİSTEMİ HAYATA GEÇİRİYORUZ”

Özgür Özel, şunları söyledi:

“Değerli yol arkadaşlarım, Kuvay-i Milliye’nin şehri Balıkesir, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz. Bugün bu salonda partimiz adına, ülkemizin demokrasisi adına özel bir günü yaşamaya, yeni bir başlangıcı hep birlikte gerçekleştirmeye geldik. Partimizi kurarken, milletimize bir söz vermiştik. Demiştik ki ‘Eskiyi geride bırakacağız. Yeni bir siyaseti, yeni nesil bir siyaseti hayata geçireceğiz. Siyasetin işletim sistemini değiştireceğiz.’

Dedik ki ‘Buyurun YENİ Parti’ye gelin, YENİ Parti’de eski yok, kıdemli yok, hepimiz yeniyiz. Hepimiz eşitiz. Hepimizin sözü eşit, hepimizin gücü eşit.’ İşte dün sabah başlayan, İzmir Gaziemir’de başlayan ve sonra benim Bornova’daki törene, Bornova’daki seçime iştirak ettiğim, ardından kendi ilçem Yunusemre’de oyumu kullandığım süreçte bugün de burada Balıkesir’de, delege sistemi ile değil, YENİ Parti’ye gelmiş, üye olmuş herkesin oylarıyla ilçe başkanımızı seçmek üzere bir aradayız. Hepiniz hoş geldiniz.

Bugün önemli bir sözü tutmanın bir yandan gururunu yaşıyorum, bir yandan gözümüz Türkiye’nin dört bir yanında ve bu yeni nesil siyasetin gerçekten mesafe alıp almayacağı konusundaki varsa endişeleri gözlemlemek üzere bakıyorum.

Öncelikle burada tüm üyelerle seçim yapmak gibi hep konuşulan, Siyasi Partiler Kanunu’na takılan ve zaman zaman partiyi içine kapatan, mahalle mahalle tartışmalarla partinin enerjisini kendi içinde harcamasına sebebiyet veren bir sistemden böyle iddialı bir sisteme geçerken hem de yepyeni bir partide yani kuruluşun yeni kurulan partilerde hızla kağıt üstünde elle yazarak, atanan kişilerin ki siyasi partiler ilk kurultaylarını yapana kadar Kurucular Kurulu ne karar alsa tüzük değişikliği hükmündedir, program değişikliği hükmündedir ve ne yazarlarsa onaylanır.

Bunun yerine bu kadar zorlu bir süreci hayata geçiriyoruz. Bu noktada burada, Balıkesir’de Kurucu İl Başkanımız Erdem Köybaşı’na, Türkiye’deki 81 ilimizdeki kurucu il başkanlarımıza, 900’e yakın kurucu ilçe başkanımıza, emek veren herkese ama örgütteki tüm bu organizasyonun en başında sizin hemşeriniz, kardeşim Ensar Aytekin’e yürekten teşekkür ediyorum.”

“YENİ PARTİ’DE SİYASET YAPMAYA GELEN HERKESİN ÖNÜ AÇIK”

“‘Yeni bir şey deniyoruz ve çok istenen, cesaret edilemeyen bir şey deniyoruz’ dedim ve dedim ki ‘Gözüm Türkiye’nin dört bir yanında.’ Üye sayısı yüksek olan 174 ilçemize dün baktık. 174 ilçemizde ön seçim yapıldı. ‘Acaba göstermelik bir iş mi oluyor?’ şüphesi vardı. Gördük ki 174 ilçeden 92’si tek adayla giderken 82’sinde çoklu yarış yaşandı. ‘Peki bu yarışta ya rakip çıkıyor ama imzayı topluyor, aday oluyor ama bu adayların şansı var mı?

Yoksa işte kurucu ilçe başkanı, mevcut ilçe başkanı, mevcut adaylar mı sonuç alıyor?’ Dün 82 arkadaşımız yarıştı, bunlardan 42’sinde mevcut başkan devam etti. 40’ının yerine de yarıştıkları aday kazandı. Bu neyi gösteriyor? Normalde delege sistemine göre daha yoğun bir adaylaşma ve normale göre yarı yarıya üyenin tercihi mevcut başkan değil, ortaya çıkmış, imzasını toplamış, iddia koymuş kişi ve sistem kimsenin önünü tıkamıyor. İşte yeni olan budur. YENİ Parti’nin anlayışı budur. YENİ Parti’de siyaset yapmaya gelen herkesin önü açıktır.”

“TÜM TÜRKİYE’DE BU COŞKU YAŞANIYOR”

“Bugün de burada aynı demokrasi şölenini yaşatmak üzere buradayız. Buradan İstanbul’a geçeceğim, oradan Çorum’a geçeceğim. Üyeyi seçimden seçime hatırlayan ve üyeye ‘Gel sen üye ol, gerisine karışma. Siyaseti biz yaparız’ diyen anlayışı bir kenara bırakıyoruz. Şimdi burada siz ilçe başkanınızı seçeceksiniz. Şu salonu Türkiye’nin görmesini isterim. Bir pazar sabahı, sabahın 10.30’unda bu katılım, bu coşku Balıkesir’in tümüne ait değil.

Bu coşku Balıkesir’in sadece bir ilçesinde, Balıkesir’in tüm ilçelerinde ve Türkiye’nin tüm ilçelerinde bu coşku, bu heyecan yaşanıyor. Hepinizin önünde saygıyla eğiliyorum. İşte partiye sahip çıkmak budur, demokrasiye sahip çıkmak budur. Türkiye, bu salonu görsün, bu coşkuyu görsün. Bunun adı; yeni nesil siyasettir. Bunun adı; doğrudan demokrasidir. Bunun adı; aradan aracıyı çıkarmak, partinin siyasetinde doğrudan söz sahibi olmaktır.”

CHP'nin İstanbul İl Başkanlığına Mehmet Ali Yüksel Getirildi: Kılıçdaroğlu '1 Ay Önce Karar Verdik' Dedi
CHP'nin İstanbul İl Başkanlığına Mehmet Ali Yüksel Getirildi: Kılıçdaroğlu '1 Ay Önce Karar Verdik' Dedi
İçeriği Görüntüle

“İKTİDARA YÜRÜYEN YÖNETİMİ YAZACAĞIZ”

“Ama bu işi bu salonda bırakmayacağız. Yani sizin siyasete dahil olmanızı bu salonda bırakmayacağız. Bugün Türkiye’de ister çoklu yarışla olsun, ister üzerinde mutabakat olan tek aday ya da karşısına herhangi bir iddianın konmadığı adaylar olsun; seçilen adaylarımız, bugün sadece ilçe başkanı seçilecek.

Önümüzdeki bir hafta boyunca eğer ikili yarış varsa bu ikili yarışta kazanan aday, daha çok oy alan aday bir liste ortaya koyup kendi listesi seçilip kaybedenin yönetim dışında kaldığı ve hepimizin üzüldüğünün aksine bugün bir liste onaylatmayacak. Liste bir hafta boyunca kazanan adayımız, il başkanımız, milletvekillerimiz, varsa Parti meclis üyelerimiz, önceki dönem yöneticilerimiz ve kendilerine yolladığımız yedi sayfalık bir yönergeyle ilçenin sosyolojisini gören, ilçenin ihtiyaçlarını gören, ilçedeki herkesin temsil edilmesini sağlayan ve özellikle bu yönetim bu partiyi girdiği ilk seçime sokacak ve bu yönetim bu partinin muhalefetteki tek kongresini yapmış olacak. İktidara yürüyen bir yönetim yazacağız. Onun için hafta boyunca seçilen ilçe başkanlarımızdan rakip liste varsa, rakibi varsa onu da görüşlerini aldığı, hatta onu da yönetime dahil ettiği…

Keşke iki başkan birisi başkan olarak, biri yardımcısı olarak yönetimde devam etse. Onun görüşlerini aldığı, şehrin ihtiyaçlarının belirlendiği, güçlü, seçim kaygısı olmayan, daha doğrusu kaygısı, bugün parti içindeki seçimi kazanmak değil; kaygısı, önümüzdeki seçimi kazanmak olan bir yönetim kurulu yapacağız. Hiç kimse unutmasın; biz YENİ Parti’yi bir partimiz olsun diye değil, iktidar olsun diye kurduk.”

“MAHALLEDEN BAŞLAYARAK SİYASET KONUŞACAĞIZ”

“İşi bu salonda bırakmayacağız, seçilecek ilçe başkanının, yönetimin görevi bu salonu sürekli siyasete dahil etmektir. Mümkün olan her mahallede mahalle meclisleri oluşturulacak. Mahalle meclisinde günü, saati ilan edilecek. İlçe başkanı, yöneticiler bazen katılacak, bazen mahalle kendi kendine yapacak.

Mahalle meclislerinde mahalleden başlayarak siyaset konuşacağız. Mahalleden başlayarak örgütlenecek, mahalleden başlayarak iktidar yürüyüşümüzü nasıl topluma anlatacağımızı tartışacağız. Orada birbirimizi eğiteceğiz. Mahalleden başlayarak partiyi yöneteceğiz. Mümkün olan mahallede mahalle meclisi olacak ve her ilçenin ilçe meclisi, her ilin il meclisi olacak. Orada düzenli toplantılarla ya da olağanüstü gelişmeler olduğunda olağanüstü toplantılarla üyelerimiz gelecekler; uzmanlıkları, birikimleri, yetenekleri, yetkinlikleri doğrultusunda katkı verecekler, vazife alacaklar.

Partiyi büyütecekler, partinin gücüne güç katacaklar. Artık ilçe yönetimi seçilenlerin siyaset yaptığı geri kalanın iki sene, üç sene sonraki kongreyi beklediği bir süreç değil; siyasetin her gün, hep birlikte topyekün yapıldığı, hep birlikte iktidara yürünen bir sistemi kuracağız.”

“BUNDAN SONRA SÖZ, KARAR, DENETİM ÜYENİNDİR”

“Buradan bir konuya dikkat çekmek isterim. Yerelde yeni ve güçlü figürler yaratıyoruz. Diğer partilere bakın, yönetim tarafından belirlenmiş, şeklen heyecansız kongrelerde seçilmiş ilçe başkanları. Diğer partileri düşünün birinin iki dudağının arasından çıkmış, birinin kaleminden çıkmış, vazife verilmiş ilçe başkanları.

Bir tarafta Karesi’de bir pazar günü hınca hınç bir salonda gün boyu bütün üyelerin gelip oy verdiği bir ilçe başkanı. Artık ilçe başkanı seçilmiş, arkasında koca bir örgütün olduğu ilçe başkanıdır. İl başkanı üyeler tarafından seçilmiş bir il başkanıdır. Bu güç, partimizi diğer partiler karşısında güçlendirecek. Başkanların meşruiyetini artıracak. Sözünün değerini ilçede, ilde, yereldeki gücünü artıracak çok önemli bir güçtür. Bu gücün partinin lehine, partinin birliğinin, bütünlüğünün lehine, sizlerin verdiği bu gücün sizlerin sözünün gücünün artırılması için kullanılması şarttır.

Bu gücü partiden yana kullanmayıp, mahallelerde örgütlenmeyi yapmayan, ilçe meclislerini çalıştırmayan, bu ilk gün verdiğimiz kendisine güçle verilen görevleri partiyi büyütmek için kullanmayıp, gücü kendine saklayan ilçe başkanı olursa; bugün şu anda her zaman arkasında duran Genel Başkanı bundan sonra karşısında bulur. Bir pazar sabahı toplanırız. Seçimi yenileriz. Yükü taşıyamayanı dinlendiririz, taşıyacak olanı siz seçersiniz.

Bundan sonra söz, karar, yetki üyenindir, denetim üyenindir. Bundan sonra iktidara giderken var gücüyle çalışmak, emek koymak, verilen sözleri tutmak ve siyaseti bütün üyelerle birlikte yapmak temel hedefimizdir. Ben şimdiden seçilecek ilçe başkanıma, tüm üyelerin belirlediği ilçe başkanına yeni görevi hayırlı olsun. ‘Bu görevi yaptıkça sonuna kadar hep birlikte arkandayız’ diyoruz.”

“BU SALONU DOLDURANLAR KAYBETMEYE HAZMEDEMEYENLERDİR”

“Değerli yol arkadaşlarım, YENİ Partililer birbirine kardeşlik hukukuyla bağlı kişilerdir. Biz hem zoru gördük yani 14 - 28 Mayıs’ta kazanmamız gereken bir seçim gitti. Felaketi yaşadık. Emin olun o seçimi kaybedilmesine Balıkesir’de en çok üzülenler, şimdi bu salonu dolduranlardır. Bu salonu dolduranlar, en çok üzülenlerdir. Bu salonda olanlar, kaybetmeye hazmedemeyenlerdir. Bu salonda olanlar, kaybedince, Türkiye’nin kaybettiğini görüp bir seçim daha kaybetmeye tahammülü olmayanlardır. İşte biz 4-5 Kasım 2023 kurultayına, bir özeleştiri ile ‘Gençleşeceğiz, daha çok kadın olacak, partimiz Türkiye’nin yönetilen en iyi partisi olacak ve bir daha mağlubiyet yaşamayacağız, bundan sonra iktidar olacağız’ diye girdik.

Ben o seçime girerken, daha önümüzde 5 ay sonra bir yerel seçim varken hatırlayın hem Balıkesir’de hem Türkiye’nin dört bir yanında size şu sözü verdim. Nasıl ki Ecevit, rahmetli Karaoğlan, ikisi yerel, ikisi genel, girdiği 1970’lerdeki dört seçimden partiyi birinci parti çıkardıysa aynısını yapacağım, ‘Partiyi birinci parti yapamazsam görevi bırakacağım’ demiştim. 31 Mart akşamı girdiğimiz ilk seçimde Ege’deki bütün illeri kazandık. Balıkesir’de beş ilçemiz hariç geri kalan bütün ilçeleri kazandık. Balıkesir nüfusunun yüzde 92’sini kazandık. Ege’de bizim dışımızda hiçbir parti, Büyükşehir Belediyesini kazanamadı. Türkiye’de 411 belediye, nüfusun yüzde 65’i, ekonominin yüzde 85’ini yönetme imkanı kazandık.

O günden sonra yani 47 yıl sonra partimizi birinci parti yapıp, AK Parti’yi kurulduğu günden sonra ilk kez yendiğimizde birileri anladı ki bunlar birbirlerine verdiği sözü tutmaya, çok çalışmaya, çok gayret etmeye ve kazanmaya gelmişler. Böyle giderse ilk seçimi kazanacaklar. Onun için partimize karşı, partimizin kurumsal kimliğine karşı, Genel Başkanına karşı, partimizin Cumhurbaşkanı Adayına karşı, partimizin belediye başkanlarına, meclis üyelerine karşı tarihin görülmemiş bir kötülüğünü yapmaya, iftiralarla, gizli tanıklarla, yalancı şahitlerle bizleri karalamaya, bir yandan da partide, Cumhuriyet tarihi boyunca bir siyasi partide ilk kez olmuş, yarışla genel başkanın değiştiği bir kongreyi iptal ettirmeye nitelendiler.

Yıllarca, yalancı şahitlerle uğraştılar ama esas olarak bizi kadın kollarıyla, gençlik kollarıyla, ana kademesi ile yenemeyeceğini anlayanlar, kurdukları yargı kollarıyla partimize bir büyük kötülüğe giriştiler. İşte Dünya siyasi tarihinin en görülmemiş işlerinden biridir, iktidardaki partinin ana muhalefet partisinin yönetimini değiştirdiği, seçtiği Genel Başkanını, Parti Meclisini değiştirdiği, o seçimden yaptığı iki olağanüstü kurultay, bir hepinizin içinde yaşadığınız mahallelerden başlayarak yapılan olağan kurultayını yok sayıp bir seçilmiş ve kazanan yönetim yerine bir atanmış ve geçmişte yenmeye alıştığı yönetimi geri getirmeye çalıştılar.”

“BİZ YENİYİZ, GERİDE OLAN GERİDE KALSIN”

“İşte YENİ Parti buna itiraz için, sizin ‘Yeni bir yol açın’ dediğiniz, ‘Biz arkanızdayız’ dediğiniz, kuruluş talimatını verdiği, adını milletin koyduğu, bütçesinin millet tarafından oluşturulduğu, pusulanın milletin elinde, hedefi milletin gösterdiği ve iktidar hedefine yürüyen bir yeni partidir. Onun için bir pazar sabahının erken saatlerinde binlerle ilçe kongresi yapanlara; eski siyaseti geride bırakın, köhnemiş siyaseti geride bırakın, geçmişte binlerle - on binlerle konulan çelenkleri, 10 - 12 kişiyle koyanları geride bırakın.

Artık o geride kalmış siyasetin gündemine de o geride kalmış siyasetin sözde savunucularına da YENİ Parti’yi tartışma, YENİ Parti ile konuşma, sanki dengiymiş gibi var olma çabalarını geride bırakın. Biz yeniyiz, geride kalan geride kalsın. Neyi, kimi tarif ettiğimi, neden, kimlerden bahsettiğimi ve esas olarak hedefimizin ne olduğunu biliyoruz. YENİ Parti kendine ait hedefi olan, özgüveni yüksek olan, bütünün neredeyse tamamına sahip olan, birbirine de çıkar ilişkileri ile değil, kardeşlik hukukuyla bağlı olanların partisidir.”

“HER SUÇUN KOL GEZDİĞİ BU DÜZENDE, İKTİDARA MUHALEFET ETMEK YASAK”

“Değerli yol arkadaşlarım, milletimizin önünde iki farklı Türkiye fotoğrafı var. Biz burada yepyeni bir siyasetin mümkün olduğunu gösteriyoruz, diğer yanda eskimiş, yaşlanmış, köhnemiş bir siyasi anlayış ülkemizi yönetmeye devam ediyor. Ne yapıyorlar? Ülkede cezalandırılması gereken tek suç görüyorlar. Yani uyuşturucu kol geziyor, okul önünde, bahçesinde şiddet kol geziyor. Motosiklet çeteleri kol geziyor. Tehdit, şantaj kol geziyor.

Milletin cebindeki parayı çalanlar kol geziyor. Her türlü yolsuzluk kol geziyor. Ancak sadece ve sadece her şeyin serbest olduğu, her suçun kol gezdiği bu düzende, iktidara muhalefet etmek yasak. Muhalif siyasetçileri iftiralarla hapiste tutuyorlar. Şimdi de sosyal medyada iktidara muhalefet eden kim varsa; akademisyen, gazeteci, siyasetçi hesaplarını erişime kapatıyorlar. Bizlere hakaret eden, küfreden, iftira edenlere dokunmayıp, sırtlarını sıvazlarken iktidara en ufak eleştiri yapan tüm hesapları kapatıyorlar.”

“SEN BİR KORKAKSIN”

“Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Güçlü iktidar, eleştiriden, düşünceden, itirazdan asla ve asla korkmaz. Peki şimdi ne oluyor? Erdoğan’ı sadece eleştirenlerin bile hesapları kapatılıyor. Öyle ‘Güçlüyüm, liderim, her şey benim güdümümde’ diye böbürlenmek bir yana sen bir emekli öğretmenin sosyal medyadaki eleştirisinden bile korkacak, gazetecilerin eleştirilerini görmemek için hesapları kapatacak bir korkaksın.

Sen Twitter hesabından korkan, Instagram’dan korkan, TikTok’tan, teyzemin yazdığı Facebook’undan korkan bir korkaksın. Buradan o sosyal medya platformlarının yöneticilerine sesleniyorum. Geçtiğimiz haftadan itibaren tüm hukukçu arkadaşlarımız bu erişim engel ve yasaklarının hukuki zeminini, itirazını tartışıyorlar. Ancak geçmişte bu talepleri belli bir vadede mahkeme kararı kesinleşene kadar beklemek varken, şimdi 4 saat içinde hesap kapatanlara şunu söyleyelim.

Türkiye, sosyal medyanın çok kullanıldığı bir ülke. Siz gücünüzü bu ülkenin başındaki tek adamdan değil, bu milletin sizin platformlarınızı kullanmasından alıyorsunuz. Bu konuda milletin karşısına dikilenin hep beraber alnını karşılayacağız. Şimdiden uyarıyorum.”

“BİR BÜYÜK SOSYAL PATLAMANIN EŞİĞİNDEYİZ”

“Biz bugün burada milletimize demokrasi ile ulaşacağımız refahın sözünü verirken, diğer yanda maalesef başka bir fotoğraf var. Emekliler ve asgari ücretliler başta olmak üzere milyonlarca yurttaşımız tarihin en yoksul dönemini yaşıyor. Bilhassa emekliler. Bu ülke için elleri nasır tutmuş, dirsekleri çürümüş, gözlük camları büyümüş, günü gelince ‘Yeter artık, sen dinlen.

Bugüne kadar sen çalıştın. Bundan sonra sen dinlen, biz sana bakacağız’ denilen emekliler tarihin görülmüş en büyük vefasızlığı ile karşı karşıya. Bu iktidar geldiğinde 8 çeyrek altın alan en düşük emekli maaşı, 2 çeyrek altına geriledi. 7 çeyrek altın alan asgari ücret, 2 çeyrek altına geriledi. Bu iktidar geldiğinde 1,5 asgari ücret alan emekli şimdi neredeyse asgari ücretin yüzde 60’ı ile geçinmek ve aldığı maaşı kiraya verirse aç kalmak, karnını doyurursa sokakta kalma tehlikesiyle karşı karşıya.

Sokaklarda, mitinglerde gördüğümüz emeklilerin gözünde öfke var, gözünde hayal kırıklığı var ve artık gözleri bir başka bakıyor. Bu soruna ‘Bir büyük sosyal patlamanın eşiğindeyiz’ dediğimde kulak asmayanlar, bu sefer Anayasa Mahkemesi önünde emekli bir polis para için değil ama saygı için hayatına son verdiğini söyleyip, hepimizi kahreden bir şekilde maalesef beylik silahıyla kendi hayatını sonlandırmayı tercih etti.”

“ÇIK KARŞIMIZA, KARARI EMEKLİLER VERSİN”

“Bu ülkede boş bir yazar kasanın Başbakanlığın önüne atılması aylarca televizyonlarda döndü; iktidarın değişmesine, o iktidardaki tüm partilerin baraj altı kalmasına ve bugünkü iktidarın yüzde 34’lük bir oyla tek başına iktidarı yakalamasına sebebiyet vermişti. O günlerde büyük bir deprem sonrası yaşananlar, yokluk ve yoksulluk vardı ama bugünkünün yanından bile geçmezdi. O gün ülkenin Başbakanı’nı sağlığıyla, yaşıyla en sert şekilde eleştiren, ‘Ölünce mi bırakacaksın be adam?’ diyen Erdoğan’dı. Kendini yetiştiren hocası Erbakan‘a ‘Yaş 70, iş bitmiş’ diyen Erdoğan’dı.

O, o gün benim yaşımdaydı; şimdi Erbakan’ın, Ecevit’in yaşını geçti. Biz kimseye yaşından dolayı saygısızlık yapmayız. Biz 10’uncu Yıl Nutku’ndaki gibi her yaştan gençlere saygı duyanlarız. Ancak artık tükenen, yorulan, yaşlanan ve bu ülkedeki kendisine geçmişte oy vermiş seçmenleri kahreden birisine çağrımız tektir.

Eğer şu kadar insan sevgisi, şu kadar vatan sevgisi, şu kadar artık bu zorlukları yaşayanlara saygın kaldıysa getir o sandığı, geç karşımıza. Bu millet bu iktidarı değiştirmek istiyor. Kendine güveniyorsan hodri meydan. Çık karşımıza. Kararı emekliler versin, kararı emekçiler, kararı Balıkesir, kararı Türkiye versin.”

“BUNLAR CEZALANDIRILMADAN, BU ERDOĞAN İKTİDARA DEVAM EDİYORSA BU SOYGUNUN BAŞ SORUMLUSUDUR”

“Tabii bir yandan biz iktidarımızda büyük bir kalkınma için dört adaleti sağlayacağımızı söylüyoruz. Elbette ilk akla gelen mahkemede adalet. Ancak gelirde adalet, vergide adalet ve sosyal hayatta adaleti sağlamadan bu ülke kurtulmayacak. Ama birileri, biraz önce söylediğim gibi kibirden önünü görmeyen bir iktidar anlayışıyla milletin küçücük tasarruflarına dahi göz dikmiş durumda. Bugün ülkede borsada 7 milyon hesap var. Bu hesapların 3,5 milyonu 10 bin lira ve altında parası olan yatırımcılara ait. Yani millet ödeyemediği kredi kartını ‘Acaba kapatır mıyım?’ umuduyla ya da bankada eriyen parasını, ki enflasyon karşısında korumanın çaresi yok. Ya da dövizde tutsa artmayan, koruyamadığı parasını ‘Korurum’ umuduyla borsaya girmiş küçük yatırımcılar var.

Bilhassa bu iktidara yakın çevrelere veya kendilerinin oy aldıkları seçmenlerine kendi isimleri ile andıkları, ‘Filanca Bakan da burdaymış, saraydan şunlar da oynuyormuş, bütün AK Partililer burada, şu fon var bu fon var’ diye özendirip çok paralar kazanılıyor diye insanları çekip sonra kendileri paralarını alıp kaçıp ve insanları perişan eden, 450 bin tekil yatırımcıyı, 2 milyon kişiyi mağdur eden asrın yolsuzluğuyla, asrın dolandırıcılığıyla, asrın mali kumpasıyla karşı karşıyayız. İlk günlerde söyledik. Sorumlu bir dille, borsadaki felaketin daha da büyümemesi için dedik ki, ‘Doğru işler yapın.’ Bir kanun teklifi hazırladık, 15 maddelik. ‘Gelin Meclis’ten çıkaralım’ dedik. ‘Bu kanun teklifine göre kapalı dönemde bu fonu hızla yukarı götürmüş, sonra millete açmış, millete satmış, sonra oradan kaçıp milletin parasını çalmış olanları ortaya çıkarın."

FATMA BETÜL SAYAN KAYA'NIN İSTİFASI

"Bunların mal varlıklarına el koyun, dünyaya kaçırdıkları parayı muhatap devletlerden geri isteyin ve fona para yatıran herkesi mağdur etmeden bu sorunu çözün.’ Buna kulaklarını kapattılar. Dediler ki, ‘Hiç merak etmeyin öyle olacak, böyle olacak.’ İlk günden söyledim. ‘Geçmiş dönem bakanlarınız var’ dedim. ‘Cevap verin’, tık yok. ‘Mevcut kabineden bakanlar var’ dedim, ‘Cevap verin’, yok. ‘Bir bakanlığın en üstünde adalet dağıtan bakanlığın bürokrasisinin üst düzey yöneticilerinin burada işlem yaptığı söyleniyor’ dedik. Tık yok. Dün Parti Sözcümüz ilkini açıkladı. Geçmiş dönem bakan, düne kadar Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı. Geçmişte İBB bursuyla büyüyen hani yurtdışına gidecek, parası yok. İstanbul Büyükşehir burs vermiş, giden kişi. Kendisi hesaba 63 milyon lira yatırmış. 2 milyar liradan fazlasını çekmiş.

Bakın Nisan’da giriyor ve 63 milyon lira. Eylül ayında felaket yaşanmadan kapıyor kaçıyor. 2 milyar lira. Bakın 63 milyon televizyonu başındaki vatandaşa söyleyeyim. 63 milyon koyduğu para şöyle bir paradır. Örneğin 6 milyon liralık evden, 10 ev parası koymuş. Beş ay sonra bunun 24 katını almış. 240 daire parası alıp kaçmış. Peki aradaki para kimden? Aradaki para çok kazandırıyormuş diye kandırdıkları 3 bin lirasını, 5 bin lirasını, 10 bin lirasını bu fona yatırmış garibanlardan. Ağırlıklısı da kendilerine yakın seçmenlerden. ‘Faizden korkarız, borsa helaldir’ diyerek ya da ‘Bütün AK Parti’nin üst düzeyleri burada’ diye söylentileri yayıp bu insanlara güven telkin edip paralarını alıp kaçtılar. Şimdi baskımızla, toplumun baskısıyla ‘Cumhurbaşkanımıza söyledim, şimdilik görevlerimden çekiliyorum.’

Buradan Erdoğan’a söylüyorum. Fatma Betül Sayan Kaya’dan 2 milyar, kocasından 1,5 milyar, bu milletin parasını geri alacak mısın? Bütün bu milletin parasını çarpan AK Partililerin hesaplarına el koyacak mısın? Mevcut kabinede, fonda işlem yapan bakanı, işlem yaptıran, isimleri tek tek belli. Çantacısı adına daire alıp satan, para taşıyan, fona koyan, fondan çeken bakanı hazineden azledecek misin? Erdoğan ya bu bataklığı kurutmak için bizimle birlikte çalışacaksın ya o bataklıkta boğulacaksın. Kabinedeki bakanlığın, Adalet Bakanlığı bürokrasisinin, saraydakilerin, bütün üst düzey AK Partililerin bu fonda yaptıkları ortaya dökülmeden, milletin hakkı tahsil edilmeden, bunlar cezalandırılmadan, bu Erdoğan iktidara devam ediyorsa bu soygunun baş sorumlusudur.”

“TÜRKİYE’NİN YENİ PARTİ’NİN İKTİDARINA İHTİYACI VARDIR”

“Yasaklar bunlarda, her gün sosyal medyadan hesap kapatıyorlar. Yoksulluk bunlarda, geçinemeyen emeklimiz Anayasa Mahkemesi önünde canına kıyıyor. Yolsuzluk bunlarda, milletin fondaki yatırımlarını kamu gücünü kullanarak itibarlarını kullanarak saadet zinciriyle yerli ve milli diye diye yerli ve milli Ponzi yaparak milleti dolandırıyorlar. Her gün yeni yasakları getiren emekliyi, canına kıyacak kadar hayata küstüren milletin bankasındaki parasına göz diken bu iktidardır, siyasi ömrü sonlanmıştır.

Bu iktidarın, AK Parti’nin kara düzeni bitecek, YENİ Parti’nin yeni, adil, şeffaf, bu ülkenin hak ettiği yeni düzeni hep birlikte kuracağız. Türkiye’nin yeni bir siyasete ihtiyacı vardır. Türkiye’nin yepyeni bir enerjiye, yepyeni bir siyasete ihtiyacı vardır. YENİ Parti’nin iktidarına, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün peşinden gidenlerin yeni partisinin iktidarına ihtiyacı vardır. Bu yolda hep beraber yürüyecek miyiz? Yürüyecek miyiz? Karesi’ye güveniyorum, Balıkesir’e güveniyorum, hepinize güveniyorum. Biz kazanacağız, siz kazanacaksınız, Türkiye kazanacak. Yürüyelim arkadaşlar, yürüyelim.”