Manifest Grubunun Kurucusu Tolga Akış Gözaltında
Manifest Grubunun Kurucusu Tolga Akış Gözaltında
İçeriği Görüntüle

'Gezi davası' kapsamında yaklaşık 9 yıldır tutuklu bulunan Osman Kavala, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kendisiyle ilgili Büyük Daire kararının ardından yaptığı açıklamada, mahkumiyet sürecinin incelendiğini belirterek, suç işlendiğini gösteren ikna edici somut delil olmadan özgürlük hakkının kısıtlanamayacağını vurguladı.

Kavala, AİHM'in Büyük Daire kararında da daha önceki iki kararında olduğu gibi, özgürce yaşama hakkının ikna edici somut deliller bulunmadan kısıtlanamayacağının belirtildiğini ifade etti.

İlk Gezi davası kapsamında 2020 yılında verilen beraat kararını da hatırlatan Kavala, söz konusu kararla suç işlediğine dair delil bulunmadığı gerçeğinin ortaya konulduğunu belirtti.

'KARARLARA UYULMASI HUKUK DEVLETİNİN YÜKÜMLÜLÜĞÜDÜR'

AİHM'in son kararına ilişkin değerlendirmesinde Kavala, mahkemelerin olaylara ilişkin genel değerlendirmeler ve faaliyetlerin amacı hakkında "niyet okuma" içeren akıl yürütmelerle mahkumiyet kararı verebileceği anlayışının kabul edilemez olduğunun ortaya konulduğunu kaydetti.

Kavala, yasalar tarafından suç sayılan bir eylemde bulunmayan insanların özgürce yaşama haklarının kısıtlanamayacağını belirterek, bunun temel bir insan hakkı ilkesi olduğunu ifade etti.

Bu hakkın korunmasının ve kamu kurumlarında bu ilkeye mutlak biçimde riayet edilmesinin hukuk devletinin yurttaşlara karşı yükümlülüğü olduğunu vurgulayan Kavala, AİHM kararlarına uyulmasının da bu yükümlülüğün yerine getirilmesi açısından gerekli olduğunu bildirdi.

Kavala açıklamasında, "AİHM kararlarına uyulması asıl olarak bu yükümlülüğün yerine getirilmesi ile ilgilidir, bunun için gereklidir" ifadelerini kullandı.