İsrail siyaset sahnesinde sular bir türlü durulmuyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, kabinesinde görev yapan tüm bakanlara Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ı hedef alan eleştirilerde bulunmamaları yönünde kesin bir talimat verdiği öne sürüldü. Ülkenin önde gelen ve güvenilir haber kaynaklarından biri olarak kabul edilen i24NEWS platformunun, ismini gizli tuttuğu üst düzey yetkililere dayandırarak kamuoyuna servis ettiği bu sarsıcı haber, diplomatik çevrelerde büyük bir şaşkınlık yarattı. Haberin detaylarında, Netanyahu'nun özellikle Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerin zedelenmemesi adına bakanlarından Başkan Trump'ı şahsi olarak hedef almaktan kaçınmalarını ve diplomatik bir dil kullanmalarını ısrarla talep ettiği vurgulanıyor. Washington ve Tel Aviv hattında kapalı kapılar ardında yaşanan bu krizin, bölgedeki stratejik ortaklığın geleceği açısından kritik bir dönemece işaret ettiği düşünülüyor.
Tahran'ın Hamleleri Ve İsrail'in Büyüyen Bölgesel Endişesi
Ortadoğu'da tansiyonu zirveye taşıyan bir diğer gelişme ise İran'ın stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nı tanker trafiğine kapattığı yönündeki haberlerle eş zamanlı olarak patlak veren diplomasi krizi oldu. İsrail cephesinde, Trump yönetiminin ve Washington müzakere heyetinin İran ile Hizbullah'ı motive eden o derin ideolojiyi tam olarak kavrayamadığı inancı giderek yaygınlaşıyor. İddialara göre Tel Aviv yönetimi, Başkan Trump'ın bölgenin diplomatik ve sosyolojik kodlarını okumakta yetersiz kaldığını, bu durumun da İran rejiminin gerçek doğasını anlamasına engel olduğunu düşünüyor. İsrail güvenlik bürokrasisi, Tahran yönetiminin Amerika Birleşik Devletleri ile masaya oturduğu olası bir anlaşmayı adeta bir can simidi olarak kullanmasından derin bir endişe duyuyor. Nükleer program ve bölgedeki müttefiklere verilen destek konusunda verilecek ufak tavizler karşılığında, İran'ın zayıflayan ekonomisini yeniden inşa edeceği ve askeri kapasitesini eskisinden çok daha güçlü bir seviyeye çıkaracağı korkusu, İsrail'in uykularını kaçırmaya devam ediyor.
Başkan Trump Ve JD Vance'a Karşı Yükselen Siyasi Öfke
Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında sağlanan sürpriz mutabakatın yankıları sürerken, İsrailli siyasetçilerin Başkan Trump'a karşı içten içe büyüttükleri hoşnutsuzluk da artık gizlenemez bir boyuta ulaştı. Kapalı oturumlarda başlayan homurdanmalar, yerini yavaş yavaş kamuoyu önünde verilen üstü kapalı mesajlara bırakıyor. Üstelik İsrail cephesindeki bu siyasi öfke sadece Başkan Trump ile sınırlı kalmıyor. Tel Aviv yönetimine yönelik son derece sert ve iğneleyici açıklamalara imza atan Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı JD Vance da eleştiri oklarının bir diğer hedefi konumunda bulunuyor. İsrail kabinesi ile Beyaz Saray arasında esen bu soğuk rüzgarlar, iki tarihi müttefikin ortak çıkarlar etrafında ne kadar süre daha hasarsız bir şekilde kenetlenebileceği sorusunu da beraberinde getiriyor.
Washington Cephesinden Gelen Sarsıcı Beyanlar
İki ülke arasındaki gerilimin fitilini ateşleyen en önemli unsurlardan biri de Washington cephesinden gelen o çok tartışılan beyanatlar oldu. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, ülkesinin önde gelen medya organlarından Axios haber portalına verdiği o olaylı röportajda, İsrail ile olan ilişkilere dair son derece iddialı ifadeler kullandı. Trump'ın, kendisi olmasaydı İsrail'in çoktan yerle bir olacağı yönündeki sözleri Tel Aviv'de adeta bir deprem etkisi yarattı. Bu kışkırtıcı çıkışın hemen ardından sahneye çıkan Başkan Yardımcısı JD Vance ise tansiyonu daha da tırmandıran bir açıklamaya imza attı. Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki mutabakata yüksek sesle itiraz eden İsrail hükümeti üyelerini hedef alan Vance, İsrail'i koruyan silahların üçte ikisinin doğrudan Amerika Birleşik Devletleri topraklarında ve Amerikalı vergi mükelleflerinin ceplerinden çıkan paralarla üretildiğini sert bir dille hatırlatarak diplomatik nezaketin sınırlarını bir hayli zorladı.




