Cumhuriyet Halk Partisi genel merkezindeki hukuki düğüm ve ardından gelen "mutlak butlan" kararı, ana muhalefet kanadında tansiyonu yükseltmeye devam ediyor. Malatya'da katıldığı bir konferans öncesinde soruları yanıtlayan eski Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın, CHP'nin içinde bulunduğu durumu "büyük bir tuzağın son adımı" olarak nitelendirdi. Yaşanan süreci yargı organlarının ve devlet mekanizmasının sessizliğini koruduğu bir "kriz" olarak tanımlayan Karayalçın, çözümün adresinin dışarıda değil, bizzat parti içerisinde, yani delegelerin iradesinde olduğunu ilan etti.
CHP Hakları Gasp Edilmiş Bir Çukurun İçine İtilmiştir
Murat Karayalçın, değerlendirmelerinde oldukça sert ifadeler kullanarak, mevcut yönetim kadrosunun haklarının fiilen gasp edildiğini savundu. Bölge Adliye Mahkemesi'nin 21 Mayıs tarihli kararını, partiye karşı yürütülen planlı bir sürecin finali olarak gören Karayalçın, devlet yöneticilerinin ve yargı organlarının krize karşı "duyarsız" kalmasını eleştirdi. Cumhurbaşkanı ve TBMM Başkanı'nın tutumuna dikkat çeken Karayalçın, "Ne yargı ne de devlet yöneticileri bu gasp edilmiş hakla ilgileniyor. İş tamamen başa düştü. Biz kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorundayız" dedi.
Arınma Ve Kurultay Eş Zamanlı Olmalı
Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun "önce arınma ve hesaplaşma, sonra kurultay" tezine de değinen Karayalçın, bu süreci birbirine alternatif değil, birbirini tamamlayan unsurlar olarak gördüğünü belirtti. Partinin genel anlamda bir kirlilik içerisinde olduğu görüşüne katılmadığını ifade eden tecrübeli isim, şu ifadelerle perspektifini ortaya koydu:
"Eğer parti içinde bir kirlilik varsa, bunun belgeleri yargıya taşınmalı ve hukuki süreç işlemeli. Ancak 'önce arınma olsun, sonra kurultay yaparız' diyerek zaman kazanmak doğru bir yaklaşım değildir. Arınma süreciyle kurultay hazırlıkları eş zamanlı yürütülmelidir. Kurultay, hesaplaşmanın değil, partinin meşruiyetini tazeleyerek gücünü yeniden konsolide etmenin adıdır."
25 Temmuz Uyarısı: Seçime Katılamama Riski
Kurultay önündeki hukuki engellerin aşılabileceğini savunan Karayalçın, "tedbir kararı" gibi gerekçelerin kurultay yapılmasına engel olmadığını vurguladı. İstanbul İl Kongresi örneğini hatırlatarak mevcut hukuki engellerin aşılabilir olduğunu belirten Karayalçın, takvimin daraldığına dikkat çekerek kritik bir uyarıda bulundu:
"Parti sözcümüzün de ifade ettiği üzere, 25 Temmuz tarihine kadar kurultay gerçekleştirilemezse Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçimlere katılmama riski doğabilir. Bu, hayati bir meseledir. Dolayısıyla vakit kaybetmeksizin, birlik ve beraberlik ruhuyla delegelerimizin iradesine başvurmalıyız."
Dayanışma Vurgusu: Birbirimize Tutunmalıyız
Açıklamasını, parti içi hizip iddialarını bir kenara iten duygusal bir çağrıyla noktalayan Karayalçın, "Genel merkezde olanlar veya olmayanlar diye bir ayrım yapmıyorum. Biz hepimiz kardeşiz. Bize kurulan bu tuzağı ancak dayanışma içinde ve birbirimize tutunarak bozabiliriz" dedi. Partililere seslenen Karayalçın, CHP'nin kendi içinde kuracağı bu demokratik düzenin, Türkiye'nin demokrasi mücadelesine de güç katacağını ifade ederek sözlerini tamamladı.


