Türk siyasi tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan ve Büyük Birlik Partisi Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği şüpheli helikopter kazası, aradan geçen 17 yılın ardından yeniden tüm detaylarıyla gün yüzüne çıkıyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından derinleştirilerek yeniden açılan soruşturma, olayın basit bir kaza olmadığını ve kaza süsü verilmiş bir suikast ihtimalini güçlendiren şok edici delilleri ortaya koydu. Titizlikle yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve FETÖ bağlantıları tespit edilen 27 şüpheliden 19'u tutuklanarak cezaevine gönderilirken, bu şahısların emniyet ve savcılık sorgularında verdikleri ifadeler kan dondurdu.

Galatasaray'da Yılın Transfer Operasyonu: Gleison Bremer Geliyor
Galatasaray'da Yılın Transfer Operasyonu: Gleison Bremer Geliyor
İçeriği Görüntüle

Arama Kurtarma Çalışmalarında Akılalmaz Hedef Şaşırtma Oyunu

Soruşturmanın en çarpıcı ve vicdanları yaralayan detaylarından biri dönemin Kahramanmaraş İstihbarat Şubesi'nde görevli olan polis memuru İsmail Kaya'nın itiraflarında gizliydi. Kaya'nın ifadesine göre, olay günü Yazıcıoğlu'nun bacağının kırıldığı ve hızla Göksun Devlet Hastanesi'ne götürüldüğü yönündeki asılsız bilgi notu tamamen kasıtlı olarak dolaşıma sokuldu. Bu sahte istihbaratın dönemin İstihbarat Amiri Dursun Özmen'in doğrudan emriyle hazırlandığını belirten Kaya, amacın arama kurtarma çalışmalarını sekteye uğratmak ve hedef bölgeyi bilerek başka yönlere kaydırmak olduğunu itiraf etti. Dahası aynı şubede görevli İlyas Uçar'ın, kazadan hemen sonra baz istasyonu sinyal verileri üzerinden 1.5 kilometrelik oldukça dar bir alanda kaza yerini doğru tespit etmesine rağmen ekiplerin ısrarla o bölgeye gitmediği ortaya çıktı. Uçar'ın tespit ettiği adrese gidilmemesi nedeniyle enkaza ancak 3 gün sonra ulaşıldığı gerçeği, kaza sonrası planlı bir ölüme terk etme senaryosunu gözler önüne seriyor.

Kırım Ekibinden İtiraflar Ve Kaybolan Kritik Cihazlar

Soruşturma sadece arama kurtarma çalışmalarındaki ihmalleri değil, enkaz yerinde yaşanan şaibeli olayları da aydınlatıyor. Kaza Kırım ekibinde yer alan Kerem Mumcuoğlu emniyetteki sorgusunda, enkaz bölgesinde yaptıkları ilk incelemelerde helikoptere ait önemli cihazların yerinde olduğunu, ancak kısa bir süre sonra bu parçaların kaybolduğunu fark ettiklerini anlattı. Mumcuoğlu, bu kritik eksikliği rapora geçirmek istediğini ancak Kaza Kırım Heyeti Başkanı Feridun Seren'in buna engel olarak savcılığa bilgi verildiğini ve rapora yazılmasına gerek olmadığını söylediğini ifade etti. Bu arada Kaza Kırım Heyeti Başkanı Seren'in geçmişi de büyük bir soru işareti barındırıyor. Seren'in 30 Kasım 2007 tarihinde Isparta'da düşen ve Türkiye'nin önemli nükleer çalışmalarını yürüten 6 bilim insanı dahil 57 kişinin hayatını kaybettiği o şaibeli Atlasjet uçağı kazasında da aynı ekibin başında görev aldığı ortaya çıktı.

Karanlık İrtibatlar

Dosyada yer alan bir diğer önemli boyut ise şüphelilerin şaibeli bağlantıları ve olay anındaki hava hareketliliği oldu. Sivil kaza kırım ekibinde hiçbir resmi görevi olmamasına rağmen enkaz bölgesine giderek helikopterden bazı parçaları söktüğü tespit edilen Kenan Köksal'ın telefon trafikleri mercek altına alındı. Köksal'ın, 15 Temmuz hain darbe girişimi döneminde sıkıyönetim listesinde adı geçen Tuğgeneral İsmail Güneser ile görüştüğü ve tam 9 mahrem imamla irtibatlı olduğu belirlendi. Öte yandan kazanın yaşandığı kritik dakikalarda bölgede uçuş yaptığı saptanan F-4 uçağının pilotlarından Ali Armağan'ın da geçmiş örgüt bağlantılarına dair tespitler dosyaya girdi. Helikopterin alçak uçuş yapan jetlerin oluşturduğu sonik patlama ile düşürüldüğü iddialarına yanıt veren pilotlar, böyle bir durumun teknik ve bilimsel açıdan tamamen imkansız olduğunu savundu. Kaza Kırım Heyeti'nde görevli olan emekli Astsubay Bekir Çerikçi ise kazayı doğrudan zorlu hava koşullarıyla ilişkilendirirken, soruşturma kapsamındaki diğer şüphelilerin büyük bir kısmı kendilerine yöneltilen ağır suçlamaları savcılıkta ve emniyette reddetmeyi tercih etti.