MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerinde, hedefin yalnızca terörün sona erdirilmesiyle sınırlı olmadığını, Türkiye’nin dış politikada daha bağımsız hareket etmesi ve yakın coğrafyada barış ile istikrarın güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

YKS 2026 Yerleştirme Sonuçları Açıklandı: Kayıt Maratonu Başlıyor
YKS 2026 Yerleştirme Sonuçları Açıklandı: Kayıt Maratonu Başlıyor
İçeriği Görüntüle

MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir’in sorulrını yanıtlayan Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” hedefinin Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya, Orta Doğu’dan Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir bölgede Türkiye’nin etkinliğinin artırılmasını da kapsadığını belirtti.

Bahçeli'nin Türkgün Gazetesi'nde yayımlanan röportajında şu ifadeler öne çıktı:

"Sürecin birinci aşaması, terör örgütüne silah bıraktırma ve bölgenin terör unsurlarından temizlenmesi olsa da Türkiye'nin dış politikada daha bağımsız hareket edebilmesi, yakın coğrafyasında barış ve istikrarın güçlenmesi, Doğu Akdeniz'den Kafkasya'ya, Orta Doğu'dan Avrupa'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada etkinliğinin artması 'Terörsüz Türkiye'nin hedefleri arasında yer almaktadır. Esasında bölgemizde 'Şark Meselesi'nde ikinci perdenin sahnelenmek istendiği görülmektedir. Hedef parçalanmış ve bölünmüş egemen devletlerdir. Ancak Türkiye yeni Sykes-Picot düzenini, Balfour'daki sinsi planları 'Terörsüz Türkiye' hedefiyle bozmuş, terörsüz bölgenin yeşermesiyle emperyalizmin bu coğrafyadaki emellerine darbe vurmuştur."

Bahçeli'nin Türkgün Gazetesi'nde yayımlanan röportajında şu ifadeler öne çıktı:

"Sürecin birinci aşaması, terör örgütüne silah bıraktırma ve bölgenin terör unsurlarından temizlenmesi olsa da Türkiye'nin dış politikada daha bağımsız hareket edebilmesi, yakın coğrafyasında barış ve istikrarın güçlenmesi, Doğu Akdeniz'den Kafkasya'ya, Orta Doğu'dan Avrupa'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada etkinliğinin artması 'Terörsüz Türkiye'nin hedefleri arasında yer almaktadır. Esasında bölgemizde 'Şark Meselesi'nde ikinci perdenin sahnelenmek istendiği görülmektedir. Hedef parçalanmış ve bölünmüş egemen devletlerdir. Ancak Türkiye yeni Sykes-Picot düzenini, Balfour'daki sinsi planları 'Terörsüz Türkiye' hedefiyle bozmuş, terörsüz bölgenin yeşermesiyle emperyalizmin bu coğrafyadaki emellerine darbe vurmuştur."

MHP, Türk tarihinden, köklü devlet kurumsallığından ve kadim medeniyet birikiminden aldığı ilhamla bölgesini de içine alacak şekilde Türk barışını inşa etmek arzusundadır. Türk barışı, Türk milletinin tarihi misyonu çerçevesinde düzen, adalet ve istikrar unsurlarına dayanan, Türkiye'nin medeniyet birikimlerini dış politika yapımında etkin ve rasyonel bir şekilde denklemin içinde tutan reel politikaya dayanmaktadır. Bu yönüyle Türk barışı hem Türkiye'nin hem de bölgemizin ahlaki ve manevi yükseliş hamlesi, adil ve paylaşımcı huzur ve refah modelinin teminatıdır. Bunun için öncelikle ülkemizde ve bölgemizde istikrarın tesis edilmesi, etnik, dini ve mezhepsel ayrışmanın sona erdirilmesi elzemdir. Türk barışı, başta Suriye olmak üzere Irak ve Lübnan gibi bölge ülkelerinde merkezi otoritelerin güçlendirilmesini, milli birliklerinin ve toprak bütünlüklerinin muhafaza edilmesini, demokratik hukuk devleti sisteminin tesis edilmesini hedeflemektedir. Bunun için de öncelikli olarak illegal silahlı yapıların ve terör örgütlerinin mutlaka ortadan kaldırılması gerekmektedir."

"Ülkemiz üzerinde de araç, yöntem ve aktörleri değişse de amaç ve hedefleri değişmeyen benzer oyunlar oynanmıştır. Darbelerle Alevi-Sünni, Türk-Kürt gibi söylemlerle milletimiz ayrıştırılmak, bir çatışma iklimi oluşturulmak istenmiştir. Bu durum Türkiye'de istikrarsızlığa sebebiyet verse de Türk milleti bu oyunlara gelmemiş, kardeşliğinden taviz vermemiştir. Terörsüz Türkiye ile farklılıklarımızın aramızda tefrikaya yol açmasına müsaade edilmeyecek, ortak değerlerimizi besleyen ve zenginleştiren milli bütünleşme ülkümüz tahkim edilecektir."

"Demokrasi, milli kimliğimizin ve milliyetçilik anlayışımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Terörsüz Türkiye'de demokratik hukuk devleti tahkim edilecektir. Zira terörün ve şiddetin olduğu yerde insanların hür iradesinden, insan haklarından ve demokrasiden bahsetmek mümkün değildir. Terör ve şiddetin gölgesinde demokratik siyaset daralır, alternatif çözüm yolları tıkanır ve siyasi katılım süreçleri sağlıklı bir zeminde ilerlemez. O sebeple 'Ya terör ya demokrasi, ya silah ya siyaset' dedik ve herkesi Türkiye için bir olmaya davet ettik."