Alman Yer Bilimleri Araştırma Merkezi (GFZ) tarafından Marmara Denizi ve Kuzey Anadolu Fayı'nın batı segmentleri üzerinde yürütülen kapsamlı mikro-deprem analizleri, korkutan bir gerçeği deşifre etti. Science dergisinde yayımlanan makaleye göre, bölgedeki sismik enerji ve hareketlilik sismik bir göç izliyor.
Yerkabuğundaki bu gerilim hareketliliğinin batıdan doğuya, megakent İstanbul'un kıyılarına doğru ilerlediği öne sürüldü. Bu durum, kilitli olan fay segmentleri üzerindeki baskının her geçen gün daha da arttığı anlamına geliyor.
İyimser Senaryolar Rehavet Yaratıyor, En Kötüsüne Hazırlanmalıyızİ
Alman bilim insanlarının ortaya koyduğu bu sismik sistematiği ve olası yeni kırılma noktalarını değerlendiren yer bilimci Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, depremin büyüklüğü ya da zamanı üzerine yapılan "iyimser" tahminlerin toplumsal ve idari bir rehavete yol açtığına dikkat çekti.
Prof. Dr. Kutoğlu, tehlikenin boyutunu küçümseyen yaklaşımlara karşı şu kritik uyarıları yaptı:
"Geçmişte yaşanan depremlerden ders çıkarmalıyız. Acı bedeller ödememek için, faturanın ağır olmaması için mutlaka en kötü senaryoya göre hazırlıkların yapılması gerekiyor. 'Deprem küçük olacak' ya da 'zamanı var' gibi iyimser senaryolar ölümcül sonuçlar doğurabilir. Bilimsel veriler hareketliliğin yönünü gösterirken bizim tek yapmamız gereken hızla binalarımızı ve şehirlerimizi hazır hale getirmektir."
Yeni Kırılma Nerede Olabilir
Uzmanlar, sismik hareketliliğin doğuya doğru göç etmesi durumunda, Marmara Denizi içerisinde henüz kırılmamış olan ve İstanbul'un güney kıyılarına en yakın konumda bulunan Adalar segmenti ile Kumburgaz segmenti üzerindeki riskin zirveye ulaştığını belirtiyor. Bu segmentlerde sismik enerjinin uzun yıllardır birikiyor olması, kırılmanın tek bir seferde ve yüksek bir büyüklükle (7.0 ve üzeri) gerçekleşme ihtimalini masada tutuyor.

