Marmara Denizi'nin derinliklerinde yıllardır süregelen ve deniz ekosistemini derinden sarsan büyük bir çevre felaketi, sivil toplum kuruluşlarının özverili çalışmalarıyla gün yüzüne çıkarılıyor. Deniz Yaşamını Koruma Derneği tarafından son on yıldır aralıksız sürdürülen dip temizliği operasyonlarında, deniz canlıları için adeta birer ölüm makinesi olan devasa boyutlardaki hayalet ağlar sularımızdan arındırılıyor. Dernek Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Narcı'nın bizzat paylaştığı verilere göre, geride bıraktığımız 10 yıllık süreçte deniz dibinden çıkarılan ağların toplam büyüklüğü 650 bin metrekareye ulaştı. Bu ürkütücü rakamın görsel bir karşılığına bakıldığında, çıkarılan atıkların tam 95 adet futbol sahasını veya meşhur Sultanahmet Meydanı'nı 25 kez tamamen kaplayacak devasa bir boyuta denk geldiği görülüyor.
Türkiye'de Bir İlk Olan Mercan Nakli Ve Başarı Serüveni
Deniz Yaşamını Koruma Derneği, faaliyetlerini yalnızca dip temizliği ile sınırlı tutmayarak Türkiye'de daha önce hiç denenmemiş onarıcı restorasyon çalışmalarına da imza atıyor. Marmara Denizi'nin kendine has ekosistemini korumak adına suyun metrelerce altında titizlikle yürütülen mercan restorasyonu projeleri, denizel biyolojik çeşitliliğin yeniden canlanması için tarihi bir adım niteliği taşıyor. Bugüne kadar deniz dibine özenle nakledilen 650 kök mercanın yüzde 80'in üzerinde bir tutunma ve yaşama oranı yakalaması, uluslararası otoriteler tarafından da büyük bir bilimsel başarı olarak kabul ediliyor. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve ilgili bakanlıkların ortak koordinasyonuyla Tavşan Adası açıklarında ilan edilen özel deniz koruma alanı, derneğin çalışmalarının adeta merkez üssü konumunda bulunuyor. Ülkemizin taraf olduğu ve 2030 yılına kadar küresel deniz kaynaklarının yüzde 30'unun korunmasını öngören uluslararası sözleşmeler kapsamında da bu alan, Türkiye'nin çevre politikaları için büyük bir vitrin değeri taşıyor.
Sessiz Ölüm Makineleri Ve Ekosisteme Yönelik Ağır Tehdit
Balıkçılık faaliyetleri sırasında çoğu zaman kazara, bazen de bilinçli olarak deniz dibine terk edilen sentetik ağlar, doğada yüzyıllar boyunca çözünmeden kalabiliyor. Deniz ekosisteminde sessiz ölüm makineleri olarak adlandırılan bu yapay tuzaklar, takıldıkları kayalıklarda 50 ile 150 yıl arasında bütünlüğünü koruyarak o bölgedeki binlerce deniz canlısının yok olmasına zemin hazırlıyor. Ağların yapısında bulunan plastik ham maddelerin zamanla mikroplastiklere dönüşmesi ve kurşun ağırlıkların deniz suyuna karışması, yalnızca deniz canlılarını değil, besin zincirinin en üstünde yer alan insan sağlığını da doğrudan tehdit ediyor. Caretta carettalardan köpek balıklarına, endemik balık türlerinden deniz kuşlarına kadar geniş bir yelpazedeki canlı popülasyonu, deniz dibine çöken bu görünmez tehlikenin pençesinde her geçen gün erimeye devam ediyor.
İhbar Hatları Ve Mavi Atlas Uygulaması İle Teknolojik Denetim
Bu devasa çevre sorununun üstesinden gelebilmek adına bilimsel envanter çalışmalarına büyük önem veren uzman ekipler, çıkardıkları Hayalet Ağ Raporu ile kamu politikalarına doğrudan yön veriyor. Hangi derinlikte, ne kadar büyüklükte ve hangi göz açıklığına sahip ağların bulunduğunu detaylı bir şekilde haritalandıran dernek, Tarım Bakanlığı ve Balıkçılık Su Ürünleri Genel Müdürlüğü ile yürütülen ortak çalışmalar sonucunda ağlara zorunlu etiketleme sisteminin getirilmesini sağladı. Bu sayede deniz dibinde tespit edilen kaçak veya terk edilmiş ağların sahiplerinin bulunması ve gerekli yasal işlemlerin başlatılması mümkün hale geldi. Vatandaşların da bu koruma kalkanına dahil edilmesi amacıyla geliştirilen Mavi Atlas mobil uygulaması, deniz sevdalılarına adeta birer çevre müfettişi olma fırsatı sunuyor. Dalgıçlar, balıkçılar veya amatör denizciler, uygulama üzerinden karşılaştıkları hayalet ağları ve farklı canlı türlerini anlık olarak merkez ekibe raporlayarak hızlı bir müdahale sürecinin başlamasına katkı sağlıyor.
Sürdürülebilirlik Vizyonuyla Ağlardan Güneş Gözlüğüne
Tavşan Adası açıklarındaki koruma bölgesini denizin 28 metre altından ve karadaki yüksek noktalardan 7 gün 24 saat aralıksız olarak izleyen ekipler, restorasyon sonuçlarını anbean kayıt altına alıyor. Çevre temizliğini sadece atık toplamak olarak görmeyen bu yenilikçi vizyon, denizden çıkarılan devasa atıkları döngüsel ekonomi modeline entegre ederek Türkiye'ye örnek oluyor. Çıkarılan hayalet ağlar, geri dönüşüm süreçlerinden geçirilerek çevre dostu güneş gözlüklere dönüştürülüyor ve ilerleyen dönemde otomotiv sanayii gibi farklı endüstriyel alanlarda da kullanılması planlanıyor. Marmara Denizi'ni bir anneanne sandığı ve yaşam destek ünitesi olarak tanımlayan uzmanlar, atılan her adımda kamu kurumları, özel sektör temsilcileri, akademisyenler ve gönüllü gençlerle omuz omuza vererek ülkemizin doğal zenginliklerini gelecek nesillere eksiksiz bir şekilde aktarmak için var gücüyle çalışıyor.



