Batman’da henüz 4 yaşındayken yüksek ateş ve halsizlik şikayetiyle kaldırıldığı hastanede Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) teşhisi konulan Kevser Banlı, LÖSEV ve LÖSANTE Çocuk ve Yetişkin Hastanesinde uygulanan 2 yıllık yoğun kemoterapi ve ardından gerçekleştirilen kök hücre nakli süreciyle sağlığına kavuştu. Tedavi sırasında ilaçların getirdiği kas erimesi riskini önlemek amacıyla doktorlarının tavsiyesiyle spora yönelen Banlı, ringlerde gösterdiği olağanüstü performansla 13-17 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenen Türkiye Açık Kick Boks Dünya Kupası’nda 50 kilo kadınlar kategorisinde dünya şampiyonu oldu. Başarılı sporcu, kazandığı altın kupayla kendisini hayata bağlayan doktorlarını ziyaret ederek büyük bir vefa örneği sergiledi.
1 Yılda 4 Farklı Şampiyonlukla Ringlerin Hakimi Oldu
Lösemi tedavisini başarıyla tamamladıktan sonra 7 yaşında dövüş sporlarına merak salan Kevser Banlı, wushu kung-fu, boks, kick boks ve muay thai disiplinlerinde profesyonel eğitimler aldı. Savaşçı ruhunu ringlere yansıtan genç yetenek, sadece bir yıl içerisine sığdırdığı 4 büyük şampiyonlukla kırılması güç bir rekor imzaladı.
Şubat 2025'te Yalova'da Wushu Kung-Fu Sanda Türkiye Şampiyonluğu, Ocak 2026'da Batman Boks İl Şampiyonluğu, Mart 2026'da Diyarbakır'da Kick Boks Türkiye Şampiyonluğu kazanan Kevser, son olarak Antalya'da 45 ülkeden elit sporcuların katıldığı uluslararası organizasyonda tüm rakiplerini mağlup ederek dünya şampiyonluğu kürsüsüne çıktı.
Ringe Adımı Bilmiyorlardı, Bana 'LÖSEV Kız' Diyorlardı
Kazandığı şampiyonluk kupasıyla Ankara LÖSANTE Hastanesine gelerek LÖSEV Kurucusu Dr. Üstün Ezer ve Hastane Başhekimi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Öztürk ile kucaklaşan Kevser Banlı, mücadelesinin arka planını şu sözlerle aktardı:
"LÖSEV’de tedavi gördüm, yoğun kemoterapiler aldım ama pes etmedim. Benim hayattaki en büyük başarım zaten lösemiyi yenmekti. İyileşmiş bir genç olarak hastanede tedavi gören diğer kardeşlerime umut olmak, ilham vermek için bu maçlara çıktım. Ringe LÖSEV bayrağıyla girdiğimde tribünler ismimi bilmedikleri için bana 'LÖSEV Kız' diye sesleniyordu; bu bana inanılmaz bir güç verdi. Doktorlarımın, hemşirelerimin hakkını ödeyemem. Onlara nasıl savaşçılar kazandıklarını göstermek istedim. Şimdi hedefim milli sporcu olmak ve ileride LÖSEV bünyesinde antrenörlük yaparak benimle aynı kaderi paylaşan çocukların hayatına dokunmak. Umut, karanlığın en yoğun olduğu anda bile içimizde yanan bir ışık; ben o ışığı ringde dünya birinciliğine dönüştürdüm."
Başhekim Dr. Öztürk: Duyduğum Gurur Hiçbir Şeyle Ölçülemez
Kevser’i madalyalarıyla karşısında görmekten büyük bir onur duyduğunu ifade eden LÖSANTE Hastanesi Başhekimi Dr. Mehmet Öztürk ise lösemi tedavisindeki spor entegrasyonunun önemine dikkat çekerek şunları söyledi:
"Kevser bizim ellerimizde çok zorlu bir süreçten geçerek sağlığına kavuştu. Tedavi protokollerimizde kullandığımız bazı ilaçlar yan etki olarak ne yazık ki kas erimesine yol açabiliyor. Biz bu klinik komplikasyonun önüne geçmek adına hastalarımızı taburcu edildikten sonra sürekli hareket etmeye ve spora yönlendirmeye özen gösteriyoruz. Kevser’in sosyal medyada lösemi canavarını yenip peş peşe uluslararası madalyalar aldığını gördüğümde gözlerim doldu. Bir hekim olarak duyduğum bu gurur hiçbir maddi değerle ölçülemez. O artık sadece kanseri yenen bir çocuk değil, tüm dünyaya meydan okuyan küresel bir şampiyondur."



