Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un dile getirdiği ekonomik dönüşüm vaatleri, son dönemde açıklanan makroekonomik verilerle farklı bir boyuta taşındı. Güney Kore Merkez Bankası'nın tahminlerine göre 2024 yılında yüzde 3,7 oranında büyüme kaydeden Kuzey Kore ekonomisi, son 8 yılın en yüksek performansına ulaştı. Pyongyang sokaklarında artan aydınlatmalar, modern binaların sayısı ve ithal teknolojik ürünlerin görünürlüğündeki artış, rejimin bir süredir "rahat bir mali dönem" geçirdiğini destekliyor. Ancak uzmanlar, başkent Pyongyang'da gözlemlenen bu ışıltının ülkenin geri kalanı için geçerli olmadığını ve sadece yönetici elitlerin çevresinde yoğunlaştığını vurguluyor.
Savaş Ekonomisi Ve Rusya İle Yeni Dönem
Ekonomik göstergelerdeki bu yukarı yönlü ivmenin en dikkat çeken kaynağı ise şüphesiz dış politika tercihleri. Ukrayna savaşıyla birlikte Rusya ile derinleşen askeri iş birliği, Pyongyang'ın ağır sanayi, makine ve kimya sektörlerinde uzun süredir atıl duran kapasitesini yeniden harekete geçirdi. Rusya'ya sağlanan mühimmat desteği ve Rus sanayisinde çalıştırılan iş gücü, rejime ciddi bir nakit akışı sağlarken, imzalanan Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması ile bu süreç kalıcı bir rotaya oturtuldu. Bunun yanı sıra Çin ile sürdürülen ticaretin artması ve yaptırımların uygulanmasındaki esneklik, rejimin mali alanını genişleten diğer kritik faktörler olarak öne çıkıyor. Ayrıca siber saldırılar ve kripto varlıklar üzerinden elde edilen yıllık 2 milyar doları bulan gelirler, rejimin dış dünyadan bağımsız bir finansal ekosistem kurma çabasını destekliyor.
Refah Yerine Askeri Kapasite: Sürdürülebilir Olmayan Bir Büyüme
Kuzey Kore ekonomisindeki toparlanma işaretleri net olsa da, BM verilerine göre nüfusun yaklaşık yüzde 45’ini temsil eden 11 milyon kişinin hala ciddi gıda güvencesizliği yaşaması, "mucizevi dönüşüm" iddiasını zayıflatıyor. Kore Kalkınma Enstitüsü uzmanları, mevcut ekonomik genişlemeyi insani kalkınmadan ziyade bir "savaş odaklı büyüme" olarak tanımlıyor. Kim Jong-un’un 10 yıl içinde 20 fabrika kurmayı hedefleyen "20x10" programı kırsal kalkınma adına umut verici bir adım gibi sunulsa da, sistemin temel önceliğinin nükleer program ve güvenlik aygıtlarını beslemek olduğu görülüyor. Elde edilen tüm ekonomik kazanımların halkın günlük yaşamına yansımaması, bu büyümenin oldukça kırılgan ve sürdürülebilirlikten uzak olduğunu kanıtlıyor.




