Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Cumhurbaşkanlığı görevindeki ilk 200 gününü değerlendirdiği basın toplantısında, Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlere dair net bir duruş sergiledi. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bölgedeki haklara kast edenlere yönelik "çok sert olur" çıkışına tam destek veren Erhürman, dışlama girişimlerinin sonuçsuz kalacağını vurguladı.
Türkiye İle Tam Uyum İçindeyiz
Cumhurbaşkanlığı dönemindeki 200 günlük icraatlarını "Cumhurbaşkanlığında 200 Gün" başlığı altında anlatan Erhürman, Türkiye ile olan yakın istişare sürecinin altını çizdi. Doğu Akdeniz’deki enerji, güvenlik ve deniz yetki alanlarına ilişkin Türkiye’nin ortaya koyduğu kararlı tavrın, Kıbrıs Türk halkının da haklı beklentisi olduğunu belirten Erhürman şunları kaydetti:
"Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu yöndeki açıklaması çok yerindedir. Güvenlik, enerji, deniz yetki alanları başlıklarında, Kıbrıs Türk halkını ve Türkiye Cumhuriyeti'ni dışlama, dışarıda bırakmaya yönelik hiçbir hamle sonuca ulaşamaz."
Diplomasiyi Etkin Kullanıyoruz
Görev süresi boyunca dış politikada çözüm odaklı ancak haklardan taviz vermeyen bir diplomasi yürüttüklerini belirten Erhürman, Antalya Diplomasi Forumu ve Kazakistan’daki Türk Devletleri Teşkilatı gibi önemli platformlarda Kıbrıs Türk halkının sesini duyurduklarını hatırlattı.
Kıbrıs meselesinde "sadece müzakere olsun diye müzakere yapmadıklarını" belirten Erhürman, süreçle ilgili şeffaflık vurgusu yaparak şunları ifade etti:
-
Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesinin yüksek olduğunu, ancak bu çözümün hakkaniyet temelinde olması gerektiğini savundu.
-
BM ve Güney Kıbrıs yönetimiyle sürdürülen görüşmeler hakkında kamuoyunun her aşamada şeffaf bir şekilde bilgilendirilmeye devam edeceğini açıkladı.
Kıbrıs'ta Gelecek Vizyonu
KKTC'nin uluslararası arenadaki yerini güçlendirme gayretinde olduklarını belirten Erhürman, Türkiye ile ortak stratejik hedefler doğrultusunda, Doğu Akdeniz'in bir "barış ve refah havzası" olması için çalıştıklarını, ancak bunun anahtarının Kıbrıs Türkünün egemenliğine ve haklarına saygıdan geçtiğini yineledi.





