İç Anadolu Bölgesi’nin yüksek dağ silsileleri ve antik yerleşim koridorları arasında stratejik bir öneme sahip olan Kayseri, mülki sınırları içerisindeki en gizemli ve bakir kalmış arkeolojik lokasyonlardan birinde mevsimsel iklim geçişlerinin ardından büyük bir görsel keşfe sahne oldu. Sönmüş bir stratovolkan olan Erciyes Dağı’nın hemen kuzey aksında yükselen Lifos Dağı zirvesindeki binlerce yıllık dinsel yerleşim alanı ve sur kalıntıları, kış periyoduna ait kar kütlelerinin rasyonel olarak erimesi neticesinde tüm morfolojik hatlarıyla tescil edildi.

Devlet İçinde Devlet: Antik Dönemin Teokratik Otonom Merkezi

Edinilen yerel kültür envanterleri, topoğrafik yüzey incelemeleri ve mülki idare verilerine göre; Kayseri’nin Hacılar ilçesi mülki hudutları dâhilinde bulunan 2 bin 509 metre rakımlı Lifos Dağı zirvesindeki krater düzlüğünde inşa edilmiş olan devasa tapınak şehri, havzadaki en gizemli arkeolojik alan olarak nitelendiriliyor.

Konuya dair önemli bilimsel veriler paylaşan Tarihçi-yazar Halit Erkiletlioğlu, Lifos Dağı zirvesindeki yapay yerleşimi çağdaş Vatikan modeline benzeterek, "Burası Kayseri’deki en sırlı yerlerden birisi. İtalya’nın içinde Vatikan nasıl bağımsız bir teokratik devlet ise bu antik tapınak şehri de dönemin Pagan inananları için öyle otonom bir merkezdi. Klasik antik dönemde Erciyes 'tanrı' olarak kabul ediliyordu ve Roma sikkelerinde tasvirleri mevcuttu. İnsanlar Tanrı'ya daha yakın olmak için hemen önündeki bu en yüksek stratejik sivri tepeye sığındılar. Dönemin paganistleri buraya hacı olmak ve günahlarından arınmak amacıyla asimetrik bir sirkülasyon oluşturuyordu. Burası muhtemelen Baş Tanrı Zeus adına tescil edilmiş bir tapınak şehirdir" dedi.

Göklerin Çelik Kanatları 115 Yaşında
Göklerin Çelik Kanatları 115 Yaşında
İçeriği Görüntüle

74 Bin Metrekarelik Alana Yayılmış Mühendislik Harikası

Karların erimesiyle birlikte dron kameraları tarafından rasyonel berraklıkla kayıt altına alınan kalıntıların yapısal hacmi, antik dönem mimari mühendisliğinin asimetrik gücünü gözler önüne seriyor:

  • Alanın çevresini saran, harç kullanılmadan (kuru duvar tekniğiyle) inşa edilmiş sur hattının yaklaşık 1 kilometre uzunluğunda ve orijinalinde 3-4 metre yüksekliğinde olduğu tescil edildi.

  • Dikdörtgen bir geometriyle doğudan batıya uzanan sur yapısında, her 66 metrede bir savunma burcu konuşlandırılmış olup, en büyük ana burç doğu cephesinde yer alıyor.

  • Sur içinde kalan 74 bin 300 metrekarelik devasa yerleşim koridorunda, su ihtiyacının karşılanması amacıyla kayaya oyulmuş 4 adet dev sarnıç ve büyük saray/tapınak yapılarına ait geniş temel duvarları görünür hale geldi.

Zenginlik Korunmalı, Defineci Tahribatı Engellenmeli

Kayseri’de Kültepe Kaniş surlarından sonra en eski ve arkaik savunma mimarisinin Lifos Dağı'nda tescil edildiğini vurgulayan Halit Erkiletlioğlu, antik kentin hac merkezi olması sebebiyle yoğun bir bağış ve finansal zenginlik topladığını, surların da bu kamusal serveti korumak adına inşa edildiğini rasyonel olarak bildirdi. Lifos yerleşkesinin kuzeyden geçit vermeyen dik morfolojisi sayesinde yalnızca güney patikasından ulaşılabildiğini kaydeden Erkiletlioğlu, bölgenin acil olarak fiziki koruma altına alınması ve Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinesinde profesyonel bir arkeolog heyeti tarafından bilimsel kazı programına dâhil edilmesi yönünde mülki idareye çağrıda bulundu. Tarihçi yazar, korumasız durumdaki bu milli mirasın illegal define avcıları tarafından kontrolsüzce kazılarak dezenformasyona uğratıldığının altını çizdi.