Avrupa'nın refah seviyesi en yüksek ülkelerinden biri olan İsviçre, son günlerde oldukça sıradışı bir gündem maddesiyle dünyanın dikkatini üzerine çekmeyi başardı. Mevcut nüfusu yaklaşık dokuz milyon yüz bin civarında olan ülke, demografik yapısını tamamen kontrol altına almayı hedefleyen ve uzun zamandır kamuoyunda büyük yankı uyandıran bir referandum için oylarını kullandı. Ülkedeki sağ eğilimli siyasi hareketlerden İsviçre Halk Partisi öncülüğünde başlatılan ve On Milyonluk İsviçre'ye Hayır sloganıyla yürütülen bu girişim, vatandaşları ikiye bölen derin bir siyasi tartışmanın fitilini ateşledi. Yerel saatle sabah onda başlayan ve öğlen on ikide tamamlanan oy verme işleminde, seçmenlerin çok büyük bir kısmının demokratik haklarını geleneksel yöntemler yerine posta yoluyla kullandığı kayıtlara geçti.

Kapsamlı Tartışmalar Ülkeyi İkiye Böldü

Aylardır ülke gündemini meşgul eden bu çarpıcı tasarının kampanya süreci, sadece bir nüfus planlaması olmaktan çıkarak çok daha geniş çaplı bir sosyoekonomik kavgaya dönüştü. Girişimi savunan kesimler, durdurulamayan nüfus artışının özellikle büyük şehirlerdeki konut kiralarını fahiş seviyelere taşıdığını, altyapı hizmetlerini zorladığını ve ülkenin milli kimliğini tehdit ettiğini savunuyor. Yabancı iş gücünün kontrolsüz girişinin yaşam standartlarını düşüreceği endişesi de bu kampanyanın temel argümanları arasında yer alıyor. Diğer taraftan Federal Konsey ve parlamentonun çoğunluğu, Avrupa Birliği ile olan hassas ilişkilere zarar vereceği ve mevcut sorunları çözmek yerine yepyeni diplomatik ve ekonomik krizler doğuracağı gerekçesiyle bu radikal adıma şiddetle karşı çıkıyor. Hükümet kanadı, tasarının karşısına resmi bir alternatif öneri koymasa da, referandumdan çıkacak olası bir kabul kararının ülkeyi uluslararası arenada yalnızlaştırabileceği uyarısında bulunuyor.

Belirlenen Sınır Aşılırsa Ne Olacak?

Oylamaya sunulan yasa tasarısı, nüfusun belirli bir eşiği geçmesi durumunda son derece sert tedbirlerin otomatik olarak devreye girmesini içeriyor. Tasarının mimarları, ülkedeki daimi ikamet eden kişi sayısının iki bin elli yılına kadar kesinlikle on milyonu aşmamasını hedefliyor. Eğer herhangi bir senaryoda nüfus belirlenen hedeften önce dokuz buçuk milyon barajına ulaşırsa, hükümet ve parlamento özellikle iltica başvuruları ve aile birleşimi konularında çok katı kısıtlamalar getirmek zorunda kalacak. Daha da çarpıcı olanı, yasa metninin kabul edilmesi halinde İsviçre devletinin, nüfus artışını dolaylı yoldan da olsa teşvik eden tüm uluslararası anlaşmaları istisna veya koruma maddeleri çerçevesinde yeniden müzakere masasına taşıması yasal bir zorunluluk haline gelecek. Bu durum, ülkenin dış politikasında adeta bir deprem etkisi yaratma potansiyeli taşıyor.

Katar Heyeti Washington Ve İran Arasında Köprü Kuruyor
Katar Heyeti Washington Ve İran Arasında Köprü Kuruyor
İçeriği Görüntüle

Sandık Çıkış Anketleri Reddedilmeye Yakın Olduğunu Gösteriyor

Oldukça kutuplaştırıcı bir atmosferde gerçekleşen referandumun sonuçlarına dair ilk işaretler ise kamuoyu araştırma şirketlerinin yayınladığı sandık çıkış anketleriyle gelmeye başladı. İsviçre Yayın Kurumu adına bağımsız çalışmalar yürüten saygın araştırma enstitülerinin paylaştığı ilk verilere göre, oylamaya katılan seçmenlerin yaklaşık yüzde elli beşi bu kısıtlayıcı girişime karşı yönde oy kullandı. Yüzde ikilik bir hata payı barındıran bu erken tahminler, tasarının halktan yeterli onayı alamadığına işaret ediyor. Referandum öncesinde yapılan son kamuoyu yoklamaları da halkın yüzde elli ikisinin karşı, yüzde kırk beşinin ise destekleyici bir tutum sergilediğini, küçük bir azınlığın ise kararsız kaldığını göstermişti. Gözler şimdi, tüm oyların sayılıp kesin sonuçların ilan edileceği akşam saatlerine çevrilmiş durumda.