Türkiye'nin en köklü eğitim kurumlarının başında gelen İstanbul Üniversitesi, Beyazıt Kampüsü'nde hayata geçirilmesi planlanan yeni bir inşaat ve güçlendirme projesi nedeniyle hareketli günler geçiriyor. Geleceğin hukukçularını ve iktisatçılarını yetiştiren tarihi binalarda fiziki çalışma yapılacağının duyurulması, kampüs içinde çok boyutlu bir krizin fitilini ateşledi. Eğitim gördükleri alanların ellerinden alınarak kampüs dışına itilmek istendiklerini savunan binlerce öğrenci, bu durumu sadece basit bir yapı tadilatı olarak görmediklerini dile getiriyor. Okulun adeta devasa bir şantiye sahasına çevrilmesinden rahatsızlık duyan gençler, arka planda dönen ihale süreçlerinin ve mühendislik raporlarının kendilerinden gizlenmesine tepki göstererek yetkilileri şeffaf olmaya davet ediyor.

Milyonluk İhale Aylar Öncesinden Gizlice Planlanmış

Ortaya çıkan resmi ihale kayıtları ve devlet arşivlerindeki belgeler, kampüsteki bu büyük dönüşümün aslında çok uzun bir süre önce masada karara bağlandığını ancak eğitim dönemi boyunca öğrencilerden saklandığını net bir şekilde gözler önüne seriyor. Resmi kayıtlara göre, İstanbul Üniversitesi Tescilli Eski Eser İktisat-Hukuk Fakülteleri Amfi Binası Güçlendirme ve Restorasyon İkmal İşi başlıklı dev proje, geride bıraktığımız yılın yirmi dört ekim tarihinde ihale edildi. On üç kasım tarihinde ise tam 530 milyon 336 bin 922 Türk Lirası gibi astronomik bir bedelle yüklenici firma ile sözleşme imzalandı. Kamu İhale Kanunu'nun sunduğu istisna maddelerinden yararlanılarak kapalı kapılar ardında yürütülen bu ihale süreci, üniversite yönetiminin akademik kadroları ve öğrencileri yok sayan yönetim anlayışını bir kez daha tartışmaya açtı.

Hakan Çalhanoğlu'na Yönelik Tepkilere Eşinden Yanıt
Hakan Çalhanoğlu'na Yönelik Tepkilere Eşinden Yanıt
İçeriği Görüntüle

Prefabrik Binalara Mahkûm Olma Korkusu Sürüyor

Beyazıt Kampüsü'nün simgesi olan amfilerde ders işleyen gençler, geçmiş yıllarda yaşanan benzer tecrübeler nedeniyle oldukça büyük bir endişe ve güvensizlik içinde yaşıyor. Siyasal Bilgiler Fakültesi binasında 2014 yılında başlatılan ve geçici olacağı söylenen restorasyon çalışmaları nedeniyle arkadaşlarının yıllarca niteliksiz prefabrik yapılarda ders çalışmak zorunda kaldığını hatırlatan öğrenciler, aynı kötü senaryonun şimdi de kendilerine dayatılmasından korkuyor. Haklarını arayan hukuk fakültesi öğrencileri, Beyazıt'ın sadece bir okul değil, Türkiye'nin en büyük amfisi ve tarihi dokusuyla kendileri için bir yaşam alanı olduğunu vurgulayarak, deprem riskinin gerçek bir teknik zorunluluk mu yoksa öğrencileri merkezden uzaklaştırmak için bir bahane mi olduğunu anlamak adına resmi teknik raporları görmek istediklerini belirtiyor.

Eğitim Alanlarının Ticari Projelere Açılması Endişesi

Rektörlük binasından yükselen ve zaman zaman üç ay içinde tamamlanacağını söyleyen, zaman zaman ise kesinleşmiş bir planın olmadığını iddia eden çelişkili açıklamalar, kampüsteki güvensizlik ortamını daha da derinleştiriyor. Üniversitelerin ticarileştirilmesi ve kamusal alanların sermayeye peşkeş çekilmesi politikalarına karşı seslerini yükselten iktisat fakültesi öğrencileri, geçmiş dönemlerde duvarsız üniversite adı altında atılan adımların kampüsü rant projelerine açtığını savunuyor. Üniversitenin asıl sahiplerinin öğrenciler ve akademisyenler olduğunu ifade eden kitle, yaz dönemi gibi eğitimin olmadığı zaman dilimlerinin değerlendirilmesi ya da çelik konstrüksiyon gibi öğrencileri yerinden etmeyecek alternatif çözümler varken radikal kararlar alınmasını kabul etmeyeceklerini ve demokratik haklarını sonuna kadar kullanacaklarını ilan ediyor.