Uluslararası ilişkiler arenasında tansiyonu yükselten gelişmelerin ardı arkası kesilmiyor. İsrail siyasetinin en tartışmalı figürlerinden biri olan aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, diplomatik bir krize dönüşme potansiyeli taşıyan gözaltı korkusu nedeniyle bu hafta New York'a gerçekleştirmeyi planladığı kritik ziyareti iptal etmek zorunda kaldı. İsrail basınında geniş yankı bulan ve Haaretz gazetesine dayandırılan bilgilere göre, Birleşmiş Milletler Polis Şefleri Zirvesi'ne katılımı planlanan bakanın bu geri adımı, iç güvenlik birimlerinin ve siyasi kurmayların yaptığı risk analizleri sonucunda atıldı. Özellikle insan hakları savunucularının planladığı devasa protestolar ve hakkındaki olası bir tutuklama kararı, Ben-Gvir'in Amerika Birleşik Devletleri biletini iptal etmesindeki en büyük etken olarak kayıtlara geçti.
Belçika Merkezli Vakfın Hukuki Baskısı Sonuç Verdi
Küresel siyasette dokunulmazlık zırhının artık işlevini yitirmeye başladığı bu süreçte, The Jerusalem Post gazetesi iptalin perde arkasındaki yasal dinamiklere dikkat çekti. Belçika merkezli insan hakları kuruluşu Hind Receb Vakfı, Filistinli esirlere yönelik sert ve insanlık dışı uygulamaları nedeniyle aşırı sağcı bakan hakkında Amerika Birleşik Devletleri makamları nezdinde resmi şikayet süreçleri başlattı. Adalet Bakanlığına yapılan başvuruların yanı sıra New York Eyalet Başsavcılığının da resmi bir soruşturma açması yönünde yapılan çağrılar, iptal kararında kilit rol oynadı. Vakıf yetkilileri, hukuki hesap verebilirliğin artık sadece teorik bir kavram olmadığını ve Ben-Gvir yargı önüne çıkana kadar yasal baskılarını sürdüreceklerini tüm dünyaya ilan etti. Bakanın ofisinden ise bu iddialara yönelik henüz net bir yalanlama veya resmi bir açıklama gelmedi.
Uluslararası Arenada Çember Daralıyor
Gelecek hafta dünya genelinden üst düzey emniyet yetkililerini bir araya getirecek olan bu önemli konferanstan mahrum kalan Yahudi Gücü partisi lideri, sadece kendi ülkesinde değil, Avrupa'nın genelinde de istenmeyen adam ilan edilme noktasına geldi. Hatırlanacağı üzere mayıs ayı sonlarında Sumud Filosu aktivistlerinin denizde durdurulması ve elleri kelepçeli bir biçimde diz çöktürülerek şiddete maruz kalmalarını gösteren görüntüleri sosyal medyada övgüyle paylaşması, bardağı taşıran son damla olmuştu. Bu provokatif tavrın ardından Fransa ve İrlanda makamları İsrailli bakanın ülkelerine girişini fiilen engellerken, İspanya ve İtalya gibi devletler de Avrupa Birliği çapında ağır yaptırımlar uygulanması yönünde güçlü çağrılar yapmıştı. İtalya ve Fransa yargısı, insan hakları ihlalleri ve işkence suçlamalarıyla halihazırda çeşitli soruşturmalar yürütüyor.
Savaş Suçları Dosyası Her Geçen Gün Kabarıyor
Tüm bu diplomatik krizlerin ve insan hakları ihlallerinin yanı sıra işin çok daha ciddi bir boyutu olan uluslararası ceza hukuku devreye girmiş durumda. İngiliz basınının önde gelen yayın organlarından Middle East Eye, Uluslararası Ceza Mahkemesine yapılan çok gizli bir başvuruyu gündeme taşımıştı. Batı Şeria ve Gazze'deki Filistinlilere yönelik zorunlu göç çağrıları, esirlerin idamını öngören yasa tasarıları ve savaş suçu kapsamına giren eylemleri nedeniyle Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich hakkında acil yakalama kararı çıkarılması talep ediliyor. Uluslararası Ceza Mahkemesinin daha önce 21 Kasım 2024 tarihinde Gazze'de işlenen suçlardan ötürü Başbakan Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında çıkardığı tarihi tutuklama emri göz önüne alındığında, aşırı sağcı bakanı bekleyen yasal sürecin ne denli ciddi olduğu açıkça görülüyor.




