Uluslararası anlaşmaları ve masada alınan ateşkes kararlarını ihlal etmeyi sürdüren soykırımcı İsrail ordusu, Lübnan topraklarındaki saldırgan tutumuna bir yenisini daha ekleyerek bölgeyi yeniden ateş çemberine çevirdi. Başkent Beyrut'un güney kesiminde yer alan ve stratejik önemiyle bilinen Dahiye bölgesi, İsrail savaş uçaklarının acımasız hedefi haline geldi. Hiçbir sivil tahliye uyarısı yapılmadan doğrudan yerleşim alanlarına yakın noktaları hedef alan bu ani bombardıman neticesinde bölgeden art arda iki büyük patlama sesi duyuldu. Gökyüzünü kaplayan yoğun duman bulutları saldırının şiddetini gözler önüne sererken, İsrail askeri yetkilileri vakit kaybetmeden bir açıklama yayınlayarak bu eylemi resmen üstlendi. Tel Aviv yönetiminden yapılan resmi duyuruda, uluslararası hukuku ayaklar altına alan söz konusu hava harekatında Hizbullah güçlerine ait bir hedefin vurulduğu iddia edildi. Ancak bu açıklama, sivil halkın yaşadığı dehşeti ve ateşkesin bir kez daha alenen bozulduğu gerçeğini gölgelemeye yetmedi.
Milyonlarca İnsan Evinden Oldu Ve Can Kaybı Giderek Artıyor
Bölgede bitmek bilmeyen bu şiddet sarmalı, Lübnan halkı üzerinde tamiri imkansız yaralar açmaya devam ediyor. İsrail güçlerinin geride bıraktığımız Mart ayının 2. gününden itibaren başlattığı geniş çaplı işgal girişimi ve aralıksız süren hava saldırıları, ülkenin güneyindeki pek çok beldeyi adeta harabeye çevirdi. Lübnan hükümeti yetkilileri tarafından paylaşılan son verilere göre, bu acımasız savaş ortamı yüzünden evlerini terk etmek zorunda kalan sivillerin sayısı bir milyonu çoktan aştı. Giderek derinleşen insani krizin en acı tablosunu ise Lübnan Sağlık Bakanlığı gözler önüne serdi. Bakanlığın yayınladığı kahredici raporlar, işgalci güçlerin mart ayından bu yana sürdürdüğü amansız saldırılarda toplam üç bin yedi yüz elli altı insanın hayatını kaybettiğini belgeliyor. Tüm dünyanın gözleri önünde cereyan eden bu trajedi, her yeni bombardımanla birlikte sivil bilançoyu daha da ağırlaştırıyor.
Amerika Birleşik Devletleri'nin Diplomasisi Ve Bozulan Mutabakatlar
Sahada kan akmaya devam ederken, kapalı kapılar ardında yürütülen diplomatik girişimler ise İsrail'in uzlaşmaz tavrı nedeniyle sürekli olarak akamete uğruyor. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ın Nisan ayı sonlarında duyurduğu ve Nisan ortasında yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta uzatılması kararı, bölge halkında kısa süreli bir sükunet umudu yaratmıştı. Ardından mayıs ayı ortalarında Amerika Birleşik Devletleri'nin arabuluculuğunda gerçekleştirilen üçüncü tur görüşmeler neticesinde bu sükunet ortamının 45 gün daha sürdürülmesi yönünde bir anlaşmaya varılmıştı. Hatta haziran ayının ilk günlerinde Washington'da düzenlenen dördüncü tur görüşmelerin ardından, Hizbullah'ın Litani Nehri'nin güneyinden çekilmesi ve tüm eylemlerini durdurması şartıyla geniş kapsamlı bir ateşkes mutabakatına varıldığı duyurulmuştu. Ne var ki Hizbullah cephesi öne sürülen bu şartlı ateşkesi kesin bir dille reddettiğini açıkladı. Masada alınan tüm bu kararlara, uluslararası garantörlük çabalarına ve kağıt üzerinde varılan mutabakatlara rağmen işgalci İsrail ordusu, Dahiye bölgesine düzenlediği son saldırıyla birlikte diplomasiyi bir kez daha rafa kaldırdığını tüm dünyaya kanıtlamış oldu.





