Uluslararası kamuoyunun büyük bir endişeyle takip ettiği Ortadoğu'daki diplomatik ve askeri tıkanıklık, korkulan senaryonun hayata geçmesiyle en sıcak safhasına ulaştı. Tahran yönetiminden yapılan üst düzey uyarıların ve misilleme sinyallerinin hemen ardından, İran Silahlı Kuvvetleri tarafından İsrail topraklarını doğrudan hedef alan çok namlulu füze saldırısı başlatıldı. Saldırının başlamasıyla birlikte Tel Aviv ve çevre kentlerde alarm durumuna geçilirken, askeri yetkililer sığınak çağrılarını en üst seviyeye çıkardı. Sınır hatlarında ve metropollerde panik havası hakim olurken, iki ülke arasındaki askeri angajman kurallarının tamamen yıkıldığı ve bölgenin geri dönülemez bir çatışma sarmalına sürüklendiği gözlemleniyor.
Kuzey Kentlerinde Siren Sesleri Ve Şiddetli Patlamalar
İran topraklarından ateşlenen balistik ve seyir füzelerinin İsrail hava sahasına yönelmesiyle birlikte, ülkenin savunma mimarisi tarihin en zorlu sınavlarından birini vermeye başladı. İsrail ordusu tarafından yapılan resmi acil durum açıklamasında, İran'dan fırlatılan füzelerin tespitiyle eş zamanlı olarak gelişmiş hava savunma sistemlerinin tam kapasiteyle devreye alındığı bildirildi. Gelen füzeleri havada imha etme ve yönünü değiştirme girişimleri sürerken, özellikle İsrail'in kuzeyinde yer alan hayati öneme sahip Nasıra ve liman kenti Hayfa semalarında kulakları sağır eden patlama sesleri duyuldu. Savunma bataryalarından yükselen füzeler ile İran füzelerinin gökyüzünde çarpışması neticesinde oluşan parlamalar, bölge halkı tarafından saniye saniye kaydedildi. Askeri kaynaklar, şarapnel parçalarının yerleşim yerlerine düşme riskine karşı vatandaşların sığınaklardan çıkmaması gerektiği yönündeki uyarılarını sürekli olarak yineliyor.
Küresel Piyasalar Alarmda Gözler Askeri Kanatta
Saldırının boyutuna ve olası zararlara ilişkin net veriler henüz tam anlamıyla paylaşılmazken, İsrail savunma kurmaylarının ve savaş kabinesinin yer altı sığınaklarında acil koduyla toplandığı öğrenildi. İran'ın bu doğrudan askeri hamlesinin, bölgedeki tüm vekil güçlerin ötesinde, iki devletin doğrudan karşı karşıya geldiği yeni bir dönemi başlattığı vurgulanıyor. Stratejik öneme sahip askeri üslerin, havalimanlarının ve enerji nakil hatlarının korunması amacıyla alarm seviyesi en üst kademeye çıkarılırken, uluslararası havayolu şirketleri de Ortadoğu hava sahasını kullanan tüm uçuş rotalarını acil olarak iptal ettiğini veya değiştirdiğini duyurdu. Askeri uzmanlar, bu saldırının ardından İsrail'in İran topraklarındaki stratejik nükleer veya ekonomik tesislere yönelik çok daha sert bir karşı misillemede bulunabileceğini, bunun da küresel bir enerji krizini tetikleyebileceğini ifade ediyor.
Trump'tan Amerika Birleşik Devletleri'nin Yol Haritasına Dair Kritik Çıkış
Ortadoğu'da füzelerin havada uçuştuğu ve savaşın bölgesel çapta yayıldığı bu kritik saatlerde, Amerika Birleşik Devletleri cephesinden de uluslararası dengeleri sarsacak cinsten bir açıklama geldi. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Washington'da düzenlediği basın toplantısında veya resmi kanallar aracılığıyla yaptığı değerlendirmede, ülkesinin bölgedeki diplomatik pozisyonuna dair net ifadeler kullandı. Trump, İran ile yakın gelecekte yapılması muhtemel olan kısa vadeli stratejik bir anlaşma zemininde, Lübnan coğrafyasında da bir ateşkes sağlanmasına ilişkin herhangi bir ön şartının veya talebinin kesinlikle bulunmadığını kaydetti. Washington'ın Lübnan'daki çatışma ortamını bu tür anlaşmaların dışında tutma eğilimi, bölgedeki askeri hareketliliğin sınırlandırılması noktasında batılı güçlerin tek taraflı bir strateji izleyeceğinin işareti olarak yorumlanıyor.
Hayat Durma Noktasına Geldi
İran Devrim Muhafızları Ordusu, İsrail'e yönelik gerçekleştirilen füze atışlarının bir hafta sürecek aralıksız saldırıların yalnızca başlangıcı olduğunu duyurdu. Yaşanan sıcak gelişmelerin ardından İsrail'de sivil havacılık durdurulup eğitime ara verilirken, füzelerin uçuş rotasında bulunan Ürdün'de de acil durum sirenleri devreye girdi.
İsrail Ve İran Arasında Giderek Daralan Diplomatik Çember
İsrail Savunma Kuvvetleri Sözcüsü Effie Defrin'in İran'ın gerçekleştirdiği saldırıların ardından Tahran yönetiminin büyük bir hata yaptığını açıklaması, bölgedeki tansiyonun ulaştığı tehlikeli boyutu bir kez daha gözler önüne serdi. Son günlerde İsrail'in Lübnan'daki Hizbullah hedeflerine yönelik operasyonları nedeniyle İsrail, İran ve Amerika Birleşik Devletleri üçgeninde giderek tırmanan gerilim, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Beyrut'un güneyine yönelik yeni bombardımanlara onay vermesiyle kritik bir eşiği aştı. Tahran'ın bu hamleye kuzey İsrail'i vurma tehdidiyle karşılık vermesi üzerine Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, zayıf zeminli ateşkesin tamamen çökmemesi adına Netanyahu'ya sert bir dille itidal çağrısında bulunsa da, Hizbullah'ın İsrail topraklarına yönelik roket atışlarını sürdürmesi diplomatik umutları tamamen ortadan kaldırdı. İsrail'in roket atışlarına misilleme olarak Beyrut'a düzenlediği ağır saldırıların hemen akabinde tehdidini gerçeğe dönüştüren İran, İsrail topraklarına yönelik geniş çaplı bir füze ve insansız hava aracı saldırısı başlattı. İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun bu operasyonların yedi gün boyunca kesintisiz süreceğini ilan etmesi, Ortadoğu'da topyekun bir savaş endişesini zirveye taşırken, bazı askeri uzmanlar bu ilk dalganın şiddetli bir uyarı niteliği taşıdığını değerlendiriyor. Şimdi tüm dünyanın gözü, krizin daha da büyümemesi için çaba sarf eden Başkan Trump'ın atacağı diplomatik adımlara ve İsrail'in vereceği muhtemel karşı yanıta çevrilirken; Lübnan merkezli bu çatışmanın bölgesel savaşın kaderini belirlemede ne denli kilit bir rol oynadığı yaşanan bu son gelişmelerle bir kez daha kanıtlanmış oldu.




