Ortadoğu'da uzun süredir devam eden jeopolitik gerilimler ve Hürmüz Boğazı üzerinde patlak veren kriz, küresel enerji piyasalarında deprem etkisi yaratmaya devam ediyor. Bölgedeki kritik su yollarının kapanmasıyla birlikte petrol sevkiyatlarının durma noktasına gelmesi, Kuveyt, Irak, Bahreyn ve Katar gibi dünyanın en büyük petrol üreticilerinden olan ülkelerde depolama kapasitelerinin sınırlarına ulaşmasına neden oldu. Depolardaki fiziksel doluluk nedeniyle çıkarılan petrolün muhafaza edilememesi ve rafineri faaliyetlerinin kesintiye uğraması, bu ülkelerde yeni petrol üretimini neredeyse tamamen durdurdu. Bölgede yalnızca Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, oluşturdukları alternatif nakliye rotaları üzerinden sınırlı miktarlarda ihracat yapmayı sürdürebilse de, genel tablo uluslararası piyasalar için büyük bir arz sıkıntısına işaret ediyor.

Kriz ABD Ve Rusya İçin Tarihi Bir Fırsata Dönüştü

Sürecin küresel piyasalara yansımalarını değerlendiren Enerji Uzmanı Altuğ Karataş, yaşanan bu kaotik durumu enerji piyasaları için net bir dönüm noktası olarak tanımlıyor. Krizin ilk aylarında yaşanan büyük fiyat şoklarının ardından birçok ülkenin hızla alternatif enerji kaynaklarına yöneldiğini belirten Karataş, Rusya'ya yönelik uygulanan petrol ambargosunun kaldırılmasının piyasalarda kısmi bir rahatlama sağladığını ifade etti. Ancak madalyonun diğer yüzünde, üretim yapamayan Ortadoğu ülkeleri için ağır bir ekonomik bilanço yatıyor. Karataş, bölge ülkelerinin devasa ekonomik kayıplarla yüzleştiğini vurgulayarak, "Bu ülkeler ekonomik olarak büyük kayıplar yaşarken, kriz ABD ve Rusya için büyük bir fırsata döndü" tespitinde bulundu. Nitekim ABD'nin petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatını rekor seviyelere çıkarması ve ambargodan kurtulan Rusya'nın pazara hızlı dönüşü, bu iki küresel gücün petrol piyasasındaki pazar payını ciddi oranda yükseltti.

KOSGEB'den KOBİ'lerin Rekabet Gücüne Katkı
KOSGEB'den KOBİ'lerin Rekabet Gücüne Katkı
İçeriği Görüntüle

İyimser Senaryoda Petrol Fiyatlarında 50 Dolar Beklentisi

Arzın daralmasıyla birlikte dünya genelinde enerji fiyatlarında tarihi yükselişler kaydedilirken, Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) piyasayı rahatlatmak adına 400 milyon varillik ek petrol arzını devreye sokması bile depolardaki fiziksel tıkanıklığın yarattığı kök sorunu çözmeye yetmedi. Üretiminin çok büyük bir bölümünü Hürmüz Boğazı üzerinden dünya pazarlarına ulaştıran Ortadoğu için boğazın trafiğe açılması hayati bir önem taşıyor. Karataş, fiyatlardaki normalleşme umuduna dair yaptığı değerlendirmede, "Hürmüz'de geçişlerin yeniden normale dönmesi ve rafineri süreçlerinin istikrara kavuşmasıyla birlikte, iyimser senaryoda petrol fiyatlarının 50 dolar seviyesine inebileceğini öngörüyoruz" ifadelerini kullandı. Ancak uzmanlar, mevcut siyasi ve askeri koşullar altında bu yüksek fiyatlama eğiliminin bir süre daha küresel piyasaları domine edeceğine dikkat çekiyor.

Avrupa Yüzde Yüz Bağımlı Olduğu Jet Yakıtında Kriz Yaşıyor

Petrol tedarik zincirindeki bu devasa kırılmanın en ağır hissedildiği bölgelerin başında ise Avrupa geliyor. Özellikle havacılık sektörünün can damarı olan jet yakıtı tedarikinde kıta genelinde alarm zilleri çalıyor. Altuğ Karataş, Avrupa'nın kendi içindeki petrol rafinerilerini kapatmış olmasının ve jet yakıtında yüzde yüz oranında Ortadoğu'ya bağımlı hale gelmesinin faturasının ağır olduğunu belirtiyor. Karataş, "Ortadoğu'dan sevkiyatın durması jet yakıtında ciddi bir krizin yaşanmasını sağladı. Bu açığı sübvanse edebilmek adına kıtada bazı ülkelere yapılan uçuşlar iptal edilmek zorunda kalındı ve ikame rotalar oluşturuldu. Avrupa'da stoklar tükenme noktasına gelmiş durumda; önümüzdeki dönemde kıtadaki jet yakıtı krizinin çok daha derinleşerek devam edeceğini öngörüyorum" uyarısında bulundu. Uzmanlar, yaşanılan bu darboğazın orta ve uzun vadede devletleri yenilenebilir ve alternatif enerji kaynaklarına çok daha hızlı bir şekilde entegre olmaya iteceğinin altını çiziyor.