Küresel enerji piyasalarının ve deniz ticaretinin en stratejik noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı, ABD/İsrail ile İran arasında 28 Şubat'ta başlayan çatışmaların gölgesinde tarihinin en sessiz dönemini yaşıyor. Basra Körfezi'ni Umman Denizi ve Hint Okyanusu üzerinden dünya pazarlarına bağlayan bu kritik su yolu, savaşın 100. gününde adeta hayalet bir denize dönüştü. Savaş öncesinde dünyadaki günlük petrol tüketimi ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yüzde 20'sini, deniz yoluyla yapılan gübre ticaretinin ise üçte birini sırtlayan Boğaz'da deniz trafiği yüzde 90'ın üzerinde bir düşüş yaşadı.
Gemiler İçin Yeni Rotalar Ve Karanlık Geçişler
Artan güvenlik riskleri, armatörleri ve denizcilik şirketlerini benzeri görülmemiş önlemler almaya itti. Günlük ticari gemi geçişlerinin parmakla sayılacak kadar azaldığı Hürmüz Boğazı'nda, geçiş yapabilen gemilerin büyük bir kısmı diplomatik müzakereler veya İran'a yapılan özel ödemeler yoluyla çözüm bulmaya çalışıyor. Güvenlik endişesi taşıyan pek çok gemi Otomatik Tanımlama Sistemi'ni (AIS) kapatarak "karanlık" geçiş yapmayı tercih ederken, bölgede "İran rotası" olarak adlandırılan ve İran kara sularına yakın seyreden yeni bir gayriresmi güzergah ortaya çıktı. Öte yandan, kısıtlı sayıdaki bazı gemiler ise Uluslararası Denizcilik Örgütü tarafından belirlenen standart rotalarda seyretmekte ısrar ediyor.
Rakamlarla 100 Günlük Trafik Felaketi
Savaşın deniz ticaretine vurduğu darbe, uluslararası kuruluşların verileriyle de net bir şekilde gözler önüne seriliyor. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Kuruluşu (UNCTAD) ile İngiltere Deniz Ticaret Örgütü'nün savaş öncesi verilerine göre, Hürmüz Boğazı'ndan günde ortalama 129 ila 138 arasında gemi geçerken, bu rakam savaşın başlamasıyla birlikte çakıldı. Kpler veri analitik şirketinin 7 Haziran itibarıyla derlediği bilgilere göre, 100 günlük savaş süresince Boğaz'dan yalnızca 988 ticari gemi geçebildi. Bu durum, normal şartlar altında sadece bir haftada gerçekleşen trafiğin artık 100 güne yayıldığı anlamına geliyor. Günlük ortalama geçiş sayısının 10'a kadar düştüğü bölgede, geçen gemilerin önemli bir kısmını yaptırımlar kapsamındaki gölge filolar oluşturuyor.
28 Şubat'tan İtibaren Trafik Durma Noktasında
Çatışmaların başladığı 28 Şubat'ta Boğaz'dan 78 gemi geçerken, bu sayı 1 Mart'ta 30'a, 2 Mart'ta ise 13'e düştü. İlerleyen günlerde geçişlerin 2'ye kadar gerilediği anlar yaşandı. Savaş döneminin en hareketli günü, 27 geminin geçiş yaptığı 18 Nisan oldu. Bu hareketliliğin arka planında ise diplomasi trafiği yatıyordu. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Lübnan'daki ateşkes süresince Boğaz'ın ticari geçişlere açık olacağını duyurmuş, ABD Başkanı Donald Trump ise ablukaya rağmen Boğaz'ın tamamen açıldığını iddia etmişti. Ancak İran'ın, ABD ablukası kalkana kadar Boğaz'ı kapalı tutacağı yönündeki sert çıkışı deniz trafiğini yeniden felç etti. Öyle ki, 7 Mayıs tarihi yalnızca bir geminin geçiş yapabildiği en düşük trafikli gün olarak kayıtlara geçti. Bu 100 günlük süreçte Batı ülkeleriyle olan ticaret tamamen silinirken, rota zorunlu olarak Asya ve Afrika pazarlarına kaydı.
Petrol Ve LNG Akışında Büyük Yıkım
Körfez'deki enerji üretim tesislerinin gördüğü zarar, Boğaz'dan geçen gemilerin yük profiline de yansıdı. Savaşın 100 gününde geçen gemilerin 456'sını petrol ve petrol ürünleri taşıyan tankerler oluşturdu. Çin, Hindistan, Singapur ve Japonya gibi Asya ülkelerine giden bu tankerler, genellikle İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, Kuveyt ve Suudi Arabistan limanlarından hareket etti. Ancak asıl yıkım LNG ticaretinde yaşandı. Katar'daki kritik LNG tesisinde üretimin durması sebebiyle Boğaz'dan günlerce tek bir gaz tankeri geçemedi. 100 günlük sürede toplam geçişlerin sadece yüzde 2'sini oluşturan 18 LNG gemisi Körfez'den ayrılabildi.
Kuru Yük Ve LPG Gemilerinde Son Durum
Toplam trafiğin yüzde 15'ine denk gelen 149 LPG gemisi de kısıtlı şartlar altında seyretti. Ağırlıklı olarak İran, BAE, Katar ve Kuveyt'ten yüklenen bu gemiler Şili'den Çin'e kadar uzanan bir coğrafyaya doğru yola çıktı. Kuru yük gemileri ise 281 geçişle toplam trafiğin yüzde 28'ini oluşturarak daha çeşitli rotalarda tutunmaya çalıştı. Türkiye, Brezilya, Kanada ve Arjantin gibi ülkelerden gelen veya bu ülkelere giden kuru yük gemileri krizin ortasında ticaret akışını sürdürme mücadelesi verdi. Ayrıca çatışmaların ilk günlerinde bölgede mahsur kalan 10 civarında yolcu gemisinin de zorlu şartlar altında tahliye edildiği bildirildi.




